2 Şubat 2026, Pazartesi
19:22
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

?Bakın, kız öğrenciler! Pencere kenarına oturmayın. Oralara oturup fingirdeşiyorsunuz. Burası fingirdeşme yeri değil. Koca bulma yeri değil. Koca bulmak istiyorsanız Kur?an Kursuna gidin!?

Karatay Akif Paşa İlköğretim Müdürünün bu sözlerini bir önceki yazımızda iletmiştik...

İlettik de ne oldu sanki? Hiç! Koca bir hiç!

Tık yok, derler ya, tam öyle bir şey. Çıt çıkmadı yani kimseciklerden.

Neyse...

***

Öncelikle Akif Paşa?nın müdüründen özür diliyorum.

O konuşmasını tekrar etmesini istiyorum.

Her gün günde en az iki kere o nutku tekrar etse ne iyi olur.

Latife değil; gayet ciddiyim.

Muhafazakarlığın gıkı çıkmaz millet olduğunu bir kere çok iyi keşfetmiş müdür bey.

Helal olsun denir başka ne denebilir ki?

Gerçekten ama gerçekten sizden özür diliyorum.

Terbiyesizlik etmişim kısacası?

***

Efendim darbı mesel şu:

Emevi valilerinden birisi zulmüyle meşhurmuş. Valinin zulmü dönemin hükümdarına kadar ulaşmış, hükümdarın kulağına gitmiş mesele yani. Bir gün hükümdar teftişe çıkıyor bu bölgeye ziyarette bulunuyor. Devlet ricali ağırlar, bin bir yalakalık eder hükümdara, ziyafetler, çalgılar çengiler vs.. Hoş sohbet bitince mevzu valinin zulmüne gelir. Hükümdar halkın validen çok şikayetçi olduğunu bizzat kendisine söyler. Buna karşılık vali ?efendim, der, lütfen izin veriniz bura halkına neden böyle davrandığımı size göstereyim?. Hükümdar bunu kabul eder. Peki, der. Ne düşünüyorsan yap ve bir açıklama getir!

O gün ikindi sonrası vali, tellal çıkartır ve tellallara şöyle bağırmalarını emreder: ?Bu gece saraydaki büyük havuza herkes birer kova süt dökecektir, vali efendimizin emridir!?

Gece olur. Halk, sarayın büyük havuzuna süt getirir harıl harıl. Her evden bir kova süt. Halk taşımaktan görevliler hane kaydı tutmaktan bitap düşerler.

Sabahın ilk ışıklarına kadar bu merasim sürer gider?

Neyse, sabah olunca yine büyük bir merasimle sarayın bahçesindeki büyük kapaklı havuzu vali hükümdarın izniyle açtırır. Bir de ne görsünler, koskoca havuz su dolu. Hükümdar buna çok şaşırır, sebep ey der! Sebep?

Vali der ki, ?efendim ben bu halka zulmediyorsam bundandır. Herkes ?şu gecenin köründe bir kova süt yerine bir kova su döksem koskoca havuzda bu durumu kim fark edecek, kim bilecek? düşüncesindedir. Hükümdar ses çıkarmaz; valiyi sorgulamayı falan bırakır geri döner. Şaşkın, kafası karışmış bir şekilde tabii..

***

Sarayın bahçesindeki koskoca havuza herkes süt yerine su getirmiş gibi hissettim kendimi. Tokat yemiş gibi. Dayak yemiş gibi.

?Zulüm ile abad olanın sonu berbad? olurmuş, kabul!

Bin defa kabul.

Fakat ya ?zulme sessiz kalmakla abad olduklarını sananlara?, sarayın havuzuna umursamaz edayla pişkin pişkin su taşıyanlara ne demeli?

 **

Bu yazıyı birçok gazeteci arkadaşa bildirdim.

Onların da saraya su taşıdığını görmek zoruma gitti ama iyi de oldu.

Unutmayacağım bir yere not ettim dönen dolapları.

Hiçbiri olmadıysa bile adam olmadıklarını görmüş oldum.

Kendi mahallesine diş bileyen arkadaşların başkalarının karşısında ne kadar kuzuya döndüğünü gördüm en azından; az şey mi?

Onlar da kim oluyormuş, diye küfürlü köstekli sinli kaflı atıp tutanların bu tür haberler karşısında ne kadar sükunet ehli oldukları ortada.

Olayı çeşitli sendika başkanlarına da ilettim. Aynı ses tonuyla : ?Aaa, öyle mi, haberimiz yok bundan? diye telefonları yüzümüze kapatıverdiler adeta.

Elbette haberiniz yok ve haberiniz olmadığı için sizi arıyorum beyzadelerim benim?

Muhafazakarcıklarım, nemelazımcı tosuncuklarım; ne haber!?

Bir tek Osman Bozdemir?in haberin arka planına dair bana katkısı oldu şu ahbaplar aleminde.

Osman beye teşekkür ediyorum.

 [email protected]

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı