Peygamber Efendimiz sütünden emmediği halde kendisine çocuk iken çok emeği geçen, anne gibi gördüğü ikinci bir hanım vardı.
Hz. Ali?nin annesi, yani amcasının hanımı Ebu Talib?in eşi Fatma hanıma ölünceye kadar hürmet etti. Peygamberimizi o sekiz yaşından sonra himayesine almıştı.
Fatma Hanım vefat ettiği zaman Efendimiz, ?bugün annem vefat etti? ifadesini kullanmıştı.
Kabrin içine girdi, bir müddet uzandı, kefeni içinde gömleğini verdi.
Allah Resulünden bu ilginin nedenini sordular, Resulü Ekrem Efendimiz, buyurdular ki: ?Ebu Talipten sonra bu kadıncağız kadar bana iyiliği dokunan başka kimse olmadı.
O benim annemdi, kendi çocukları aç durur suratlarını asarken, o önce benim karnımı doyurur ve saçlarımı tarardı.
O benim annemdi, Ahirette cennet elbiselerinden giymesi için ona gömleğimi kefen olarak verdim. Kabre ısınıp alışması için de oraya kendisiyle birlikte biraz uzandım dedi. (1)
Yakınları vefat eden insanlar yüksek sesle ağlayıp çırpınıyorlar, bu cahiliye devrinden kalma pek de hoş olmayan bir âdettir. Ciğeri yanan insan elbette ağlar, ama edebini de korur.
Efendimiz de oğlu İbrahim?in vefatında ağlamıştı. Ölmek üzere Yatağında yatan Hz. İbrahim?ini, o halde görünce gözleri yaşardı, yanında bulunan Abdurahman bin Avf, ?Ey Allah?ın Resulü! Sende mi ağlıyorsun?? Allah Resulü buyurdular ki: ?Ey Avf?ın oğlu! Bu bir merhamet eseridir.? Sonra ilave etti: ?Göz yaşarır, kalp hüzünlenir, ama biz yine de Rabbimizin hoşnut olacağı şeyleri söyleriz. Ey İbrahim! Senin ayrılışına çok üzülüyoruz? buyurdu. (2)
Vefat eden insan eğer iman ehli ise, onun arkasından ah-ı vah etmek manasızdır. Çünkü kabir iman ehli için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır. İnsanın eş, dost ve sevdiklerinin yaşam şartları refah düzeyde ise, bundan memnun olur.
İman ehli vefat ettiği zaman, dünya hayatını sürdürebilmek için katlandığı her türlü meşakkate paydos. Soğukta, sıcakta, karda, kışta yapacağı ibadet külfetinden kurtulur. Öyleyse niçin Ah-ı vah ediliyor? Bakınız Efendimiz, ahirete giden bir Müslüman için ne buyuruyor: ?Mü?minin ruhu, cennet ağacında beslenen bir kuş olur.?(3)
Madem Efendimiz, öyle buyuruyor, o vakit ölen bir Müslüman için ağlamak değil sevinmek gerektir.
Hadis imamları, bu hadis-i şerif?e şöyle bir yorum getirmişler. ?İnsan kuş gibi cennet ağaçlarında beslenir demektir. Yoksa en yüksek derece olan insanlıktan bir alt tabaka olan hayvanlık derecesine düşürülmez? demişler. Evliyanın birisi uçmuş onu gören diğer evliya ona demiş, ?insanlık neyine yetmez kuş gibi uçup hayvanlığa özeniyorsun? demiş.
İman ehlinden ahrete gidenler için, Bediuzzaman Hz. Kitabında şu ifadelere yer vermiş.
Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun ve nereye sevk olunuyorsun? Otuzikinci Söz'ün âhirinde denildiği gibi: Dünyanın bin sene mes'udane hayatı, bir saat hayatına mukabil gelmeyen Cennet hayatının ve o Cennet hayatının dahi bin senesi, bir saat rü'yet-i cemaline mukabil gelmeyen bir Cemil-i Zülcelal'in daire-i rahmetine ve mertebe-i huzuruna gidiyorsun. Öyle ise kabir kapısına ağlayarak değil, gülerek giriniz.
Ey insan! Yaptığın hizmet, ettiğin ubudiyet boşuboşuna gitmez. Bir dâr-ı mükâfat, bir mahall-i saadet senin için ihzar edilmiştir. Senin şu fâni dünyana bedel, bâki bir Cennet seni bekler. İbadet ettiğin ve tanıdığın Hâlık-ı Zülcelal'in va'dine iman ve itimad et. Ona va'dinde hulfetmek muhaldir. Senin küçük bahçeni halk ettiği gibi, Cennet'i dahi senin için halk edebilir ve halk etmiş ve sana va'd etmiş. Ve va'dettiği için, elbette seni onun içine alacak. (4)
(1) İbni sa?d, Tabakâtül kübra 1;109-117)
(2) Riyazü?s-Salihin 931; Buhârî (cenaiz 44, ll, 84-85)
(3) Nasâî-Cenaiz 117(4,108); Hadis, A-lopodisi, c,14, s,152 prof. Dr.İ.Canan
(4) Yirminci M, 9, kelime, s.451
