Ülkemiz Ergenekon, irtica belgeleri, kürt açılımı filan derken şüphesiz en az onlar kadar önemli bir unsurla daha karşı karşıya kaldı. Domuz Gribi!
Tüm dünyayla birlikte ülkemizde de yayılıp ölümlere yol açtıkça korunma yolları düşünülürken gripten daha önemli bir unsur ortaya çıktı. Aşı! Çok yazıldı çizildi. Başbakan ve bazı bakanları bile risk grubunda olmadıklarını belirterek aşı olmayacaklarını belirttiler. Halk ise yazılan çizilen ve söylenenlerle tedirgin. İnternette bazı yerlerde yapılan anketlerde çoğunluk aşı olmayacağını ifade ediyor. Peki ama halkımızı ölümcül sonuçları olan ve hızla yayılan bir hastalık için aşı olmamaya iten sebepler neler? Sadece kulaktan dolma söylentiler mi? Yoksa gerçeklik payı olan bilgiler mi? Buna siz karar verin;
Şimdiye kadar üç firma üretim yapmış: GlaxoSmithKilne firmasının Pandemrix, adlı aşısı. Diğeri ise Baxter International? ın H1N1aşısı. Her ikisinin de henüz lisansı yok. Avrupa ilaçlar kuruluşu tarafından onaylanmamış. Sonuncusu ise Novartis tarafından üretilen Influenza A (H1N1) 2009 Monovalent .
Amerika?nın bazı eyaletlerinde zorunlu aşılamaya karşı tepkiler artıyor. Aşılardan ölümler meydana gelmekte. İngiltere ülkesinde kesinlikle böyle bir uygulama yapmayacağını söylüyor. Diğer ülkelerde de durum farklı değil. Peki neden?
Bu aşılar yapıldığı takdirde:
-Guillain-Barre sendromu
-Vaskülit
-Felç
-Anafilaktik şok
-ve ölüme neden olabileceği duyuruluyor.
Ayrıca Novartis firmasının geliştirdiği ilacın yan etkilerini Novartisin kendi laboratuvar sonuçlarından okuyabilirsiniz. Şimdi olayı isterseniz Türkçeleştirelim biraz.
Domuz gribi aşısında domuz kanı olduğu, ve aşının içinde kısırlık yaratan yan etkiler bulunduğu ifade ediliyor. Aynı zamanda bu aşının içinde insanın genetik yapısını bozan maddeler, dünyada bir numaralı kansorojen madde özelliği taşıyan formaldehit bulunduğu belirtiliyor. Yani Amerika?da ve Avrupa?da yasaklı olan bir madde..
(Not: Amerika?da bu aşıyı vurulan vatandaş devlete dava açmış.)
Bunlar işin sağlık boyutu. Peki ya sosyal boyutu?
1- Almanya?da hükümet yetkilileri bürokrasi kesimi için civasız aşıyı kullanırken, halka civalı aşı kullanacaklar bu haber Almanya?da duyulunca halk ayaklandı. Peki sizce ülkemize gelen ilk parti aşı (500 000 aşı) hangisi?
2- Kuş gribi hastalığının ilacı olan tamifulu ilacının firma sahibi Donald Rumsfeld (Amerikanın 3. etkili adamı) idi ve o dönem aşılardan 2 milyar dolar kazandı.
Peki bu hastalığın ilacı olan firmaların hangileri olduğunu tahmin ediyor musunuz?
3- Türkiye?de çok ciddi bir domuz gribi tehdidi olmamasına rağmen haberlerde yapılan domuz gribi haberleri ile halkı psikolojik olarak baskı altına alınarak, alınacak 43 milyon aşının alt yapısının hazırlandığı düşünülebilir mi?
4- Hiçbir ülkede, hatta ölümlerin daha çok yaşandığı ve hastalığın ilk çıktığı ülkelerde bile, ülke halinde bu kadar aşı talebi olmazken neden Türkiye 43 milyon aşı getirtiyor?
Domuz gribi aşısını ilk kullanacak olan ülke Türkiye!
5- Domuz gribi hastalığının kendi kendine oluşabilecek evresi olmayan bir hastalık olduğunu biliyor musunuz? Bunu açıklamak gerekirse doğal yollardan değil laboratuar ortamında hazırlanması gerekiyor.
?75 yaşındaki virüs uzmanı Adrian Gibbs, `Yaptığım incelemede bu virüsün
bir laboratuardan çıkmış olma olasılığını çok yüksek olarak buldum`
dedi.?
Şimdi asıl düşünülmesi gereken şey;
İsrail?in Tevrat?ta ??Armegeddon savaşı yapacak ve sadece 144.000 kişi kalacak?? diyor. Bu savaşın günümüz teknoloji dünyasında illaki silahla olacak bir savaş olmadığını düşündüğümüzde, bu salgın hastalıkların hepsinin laboratuar da hazırlanan hastalıklar olduğunu düşündüğümüzde ve ilaç firmalarının hepsinin Yahudi kuruluşlar olduğunu düşündüğümüzde, sizce sonuç ne çıkıyor?
BU ARAŞTIRMA YAZISINI MUTLAKA OKUYUN...
?? Yakın bir zamana kadar, DNA, içine girilmez bir alandı. Ama bugün çok net biliyoruz ki, genetik sarmallar rahat açılabiliyor ve istenildiği gibi kromozom dizilişine eklemeler, çıkarmalar yapılabiliyor.
Genetik yapısıyla oynanmış gıdalar, doğrudan genetik yapıyla ilintilenen aşılar, tıpkı bilgisayarımıza şu veya bu şekilde giren virüs programları gibi, kendini sistemle entegre eden programlarla pekala insan genini değiştirebiliyor, yapısını bozabiliyor ve hatta yavaş yavaş ölümüne yol açabiliyor.
Dolayısıyla, bugün pratikte yapılmasa da, kanatlı atların, insan formunda hayvanların, domuzlaştırılmış varlıkların, yarı maymun yarı insan yaratıkların ortaya çıkması an meselesidir. Çünkü bunun mümkün olabileceği artık biliniyor. Yapılmıyorsa sebebi; İsrail?deki din adamlarının gücü, Hıristiyan ruhanilerinin ahlaki istinat duvarlarıdır.
Yakında, insan beden malzemelerinin üretildiği laboratuarlardan söz edilirse şaşmayın. Bunların dini ve hukuki boyutları yıllardır tartışılıyor. Hızla o yöne doğru gidiyoruz Bunun için şeytan da elinden gelini yapıyor. Dünyadaki sürgün hayatı bir an önce bitsin diye, saklı ve gizli telkinlerle insanlığı yıkıma sürüklüyor. Siyasi tabirle insanları kışkırtarak, ?Tanrıyı kıyamete zorluyor? .
İşte domuzlaştırma operasyonu da bu çalışmalardaki son merhaledir. Bu kadar açıklamanın hülasasına gelince;
Biliyorsunuz son olarak Domuz Gribi diye bir hastalık gündemde. Ve tabii aşısı da Dünyada haysiyet sahibi bilim adamlarından aşıya ciddi tepkiler var. ?Bu aşı, bir hastalığı yok etmek için üretilmedi, aksine insanlığa yeni bir hastalık taşımak için üretildi.? diyorlar.
Hayır, sizi temin ederim bu aşı sadece hastalık getirmiyor, transgenetik ?terminatör genler? de içeriyor. İnsan tabiatını yavaş yavaş meshedecek ve onu başka bir varlığa dönüştürecek genler.
Beni şaşırtan ve kahreden ise, Türkiye?nin, Sağlık bakanımızın eliyle bu belaya sürüklenmesidir. Bu belayı insanlığın başına biz sarmışız gibi, aşı uygulamasında pilot bölge yapıldık. Efendim bilmem kaç milyon insan risk altındaymış da aşı yapılmazsa bilmem kaç bin insan ölecekmiş de İnsaf be, insaf. Allahtan korkun. Bu işlere hangi mantık ve vicdan ile bakıyorsunuz?
Yani bakanın dürüstlüğüne inanmasam diyeceğim ki, birilerinin zenginleştirilmesi için Türk milleti kobay yapılıyor. İktidarın en başarılı bakanı olduğuna inandığım Recep Akdağ nasıl bu yalana inandırıldı anlayamıyorum. Pekala herhangi bir grip gibi savuşturulacak bir hastalığı bu kadar büyük bir panikle lanse etmesi hakikaten akıllarda soru yaratıyor.
Bu nasıl bir panik böyle? Yoksa birileri bu ülkeye girip virüsü serpti de bizim haberimiz mi yok.
Ben açık söylüyorum, bu kadar açık ikaz ve uyarılara rağmen aşı dayatılacak olursa bu millete ihanet edilmiş olur! Florası, genetiği temiz, hala insan varlıkların yaşadığı Anadolu?ya işgalden beter bir darbe indirir. Düşünün bu toprakları, tohumları, damızlıkları. Tahıl öldü, çeltik öldü, meyve öldü hayvan öldü. Arı öldü bal öldü. Karpuz öldü kavun öldü buğday öldü.
Bir zamanlar da nüfus planlaması adı altında bu milleti kısırlaştıracak aşılar yaptılar. Ve bugün biliyoruz ki, Türkiye?de kısırlık son on yılda yüzde 27 oranında artmış durumda...
Ben bu konuda yazacak belki de son insanım. Lütfen hamiyet sahipleri ortaya çıksınlar ve şu meseleyi millete izah etsinler. Özellikle aşılarla, genlerin nasıl tahrip edilebileceği konusunda insanları aydınlatsınlar. Çoğu Siyonist baronlara ait olan ilaç fabrikalarını zengin edeceğiz diye, milletin kanıyla geniyle oynatmayalım! ?? Ahmet Turan (PARANTEZ)
M.Burak OLGUN
Nlp Trainer & Master Certified Coach
www.degisimakademisi.net
