2 Şubat 2026, Pazartesi
20:44
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Tarih tekerden ibarettir sözünün bu topraklarda da ne kadar geçerli olduğunu hep birlikte görüyoruz. Ancak milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy?un da dediği gibi ibret alınsaydı sanırım bu kadar da tekerrür etmezdi.
Aylar önce Taraf Gazetesi muhabiri Mehmet Baransu tarafından ortaya çıkarılıp haberleştirilen AK Parti?yi ve Fethullah Gülen?i imha planı ya da resmi adıyla ?İrticayla Mücadele Eylem Planı? haberlerini görünce zihnim beni ister istemez yakın siyasi tarihimizin derinliklerine götürüyor.

Evet bugün ülke olarak hala tam demokrasiyi sindiremedik ama bugünlere gelirken de ciddi sıkıntılar yaşadık. Millet olarak binlerce yıllık geçmişimizde bizim kendimize ettiğimizi hiçbir millet yapmamıştır. Lakin yaşanan onca acıya rağmen görülüyor ki ders alması gerekenler hala bu noktadan oldukça uzaktalar. Geçmişte bu acıları yaşatanlar millet iradesini hazmedemeyenlerdi bugün de hala benzer şahıs ve olaylarla karşılaşıyoruz. Bu noktada hatırlanabilecek en taze acımız belki de merhum Başvekil Adnan Menderes ve arkadaşlarının nezdinde onlara oy veren vatandaşlarımıza reva görülenlerdir. 1950 yılında yapılan seçimlerde halkın yarısından fazlasının oylarıyla Demokrat Parti (DP) adıyla iktidara gelen Menderes ve arkadaşları 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle devrilmişler ve bir yıl kadar süren haksız muhakemenin ardından darağacına yollanmışlardı.

O süreci ?Yeter Söz Milletin? adıyla kitaplaştırdığım dönemde Menderes?in on yıl süren iktidarının kilometre taşlarını da derinlemesine araştırma şansı bulmuştum. Tamam, darbe millet iradesini hiçe sayanlar ve Menderes?i meşru yollardan deviremeyeceklerine inananlar tarafından yapılmıştı ancak öncesinde hiç mi bir işaret veya bir uyarı gelmemişti? Bütün bunları düşünürken 1955 yılında yaşanan ?9 Subay? olayı çıktı karşıma. O tarihte yarbay olan Faruk Güventürk önderliğinde 9 kişi cunta faaliyetlerine başlamış ve Menderes hükümetini devirmek adına plan yapmaya başlamışlardı. Ardından Samet Kuşçu adında vatansever bir Binbaşı çıkarak bu cunta hareketlerini hükümete ihbar etmişti. Sonrasında ne mi oldu? Cumhurbaşkanı Celal Bayar?ın şüphelendiği fakat Adnan Menderes?in pek de ciddiye almadığı bu ihbarın ardından başlatılan tahkikatın ardından bir tek kişi ceza alarak ordudan uzaklaştırılıyordu: İhbarı yapan Binbaşı Samet Kuşçu. Ne hazindir ki 27 Mayıs günü darbeyi komuta edenlerden biri yine Faruk Güventürk olacaktı...

Menderes?in, kapısının önünde nöbet tutan masum eri göstererek ?bu asker mi bana silah doğrultacak?? sözüyle simgeleşen askere karşı iyi niyetinin bedeli ağır olmuştu. Üstelik o bedeli millet olarak ödedik, belki elli yıl geriye gittik. Şayet o gün Binbaşının iddiaları ciddiye alınsa, Güventürk ve arkadaşları yargılanarak idam edilseydi belki de bütün bunlar hiç yaşanmayacak, Cumhuriyet tarihimizin en kara lekesi olacak bir darbe daha filizlenmeden bertaraf edilecekti.

Bu son belge tartışmalarının ardından aklıma yeniden bu vaka geldi. Ve şimdi diyorum ki, imza ıslak mı değil mi tartışmalarını bir kenara bırakıp astından en üstüne kadar bu mesele en derinlere kadar araştırılmalıdır. Zaten bugün gelinen noktaya darbecilere hesap soramamak yüzünden geldik. Bari bundan daha ilerisine bu utanç ile gitmeyelim?

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı