Geçtiğimiz gün bir yiğidin kopmak üzere olan parmaklarına can suyu için Seydişehir?den Konya?ya sefer eylediğim yarım günlük tebdili mekânın içine sığan, birkaç dakikalık acı gerçek, ?insanlığın manevi ölümü bu sanırım?? dedirtti bana?
Tıp Fakültesinin ortopedi üstatları, 17?lik delikanlının mecalsiz parmaklarına neşter atarken, ameliyat sonrası giyeceği pijama, terlik gibi hastane ihtiyaçları için yolun karşısında dizili birkaç satıcıya gittiğimde karşılaştığım tablo, değerleri değersizleştiren insanlığı bir kez daha hatırlattı bana?
Karşıma ilk gelen seyyar satıcıya sordum?
- 17 yaşında zayıf ama uzun boylu delikanlıya göre, pijama, eşofman, gibi şeyleriniz var mı?
Aradı taradı entari uzunluğunda, şalvar enindeki pijamayı bana satamayacağını anlayınca, değersizleştim birden seyyar satıcı indinde? Boş kümeydim artık onun için?
Sordum?
- Nerden bulabilirim? Yakın esnaflarda var mıdır?
- Bilmem, bakacan şöyle?
Birkaç dükkâna girdim ve hepsine aynı soruyu sordum? Birisi, hariç hepsinin cevapları aynı?
- Bende yok?
- Kim satar? Nerden bulabilirim?
- Bilmem, bakacan şöyle?
Hey haaattt? Ben zaten ?bakmaya? çıkmışım kardeşim?
Pijamanın kimde satıldığını söylesen ne kaybedersin ki?
Birkaç dükkân fazla gezmem, yorulmam, zaman kaybım, sende olmayanı olan esnaftan almam, sana ne kazandırdı ki!
Kısa gün karı dedikleri kolay kazanmanın evrim görmüş sürümü mü bu acaba?
Kar hanene ne girdi ki?
Fatih Sultan Mehmet?in, İstanbul?u fethi öncesi çarşıda tebdil-i kıyafetle dolaşırken ?Ağam ben siftahımı yaptım, gerisini de komşu esnaftan al? diyecek kadar tok gözlü kanaatkâr esnafların varlığına şahit olunca?
? bu dürüst millet arkamda olduğu müddetçe değil İstanbul?u, dünyayı bile fethedebilirim? dediği, çocukluğumuzdan beri belleklerimize nakşedilen hikâyesi,
Şu çivisi çıkmış dünyada bir temenniden öte değil miydi yoksa?
