3 Şubat 2026, Salı
09:33
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Seydişehir Devlet Hastanesi acil servisinde günde ortalama 400 hasta tedavi ediliyor, ya da edilmeye çalışılıyor.

            Acile gelen hastalar incelendiğinde bunların % 80 nin acil hasta olmadığı, acil serviste tedavilerinin gerçekleştirecek durumlarının söz konusu bulunmadığı, buraya gelen hastaların büyük çoğunluğunun, enjeksiyon, pansuman, reçete yazdırma, diğer bir kısmının da poliklinikler yoğun olur düşüncesi ile sıra beklememek için mesai sonrası veya cumartesi pazar günü gelen hastalar olduğu, bu hastaların önemli bir kısmını da acilde muayene olunca muayene katkı payı ödemedikleri için tercih ettikleri görülecektir.

            Ayrıca vatandaşlar cumartesi ve pazar günü enjeksiyon yaptıracak açık sağlık kuruluşu bulamadıkları için acil servise mecburen geldiği de oluyor.

            Bütün bu olumsuz durumlar acil servisin yükünü artırmakta, kısıtlı sayıda doktor ile gerçek acil hastalara müdahale zorlaşmakta, hatta imkansız hale gelmektedir.

            Bu konularda vatandaşlarımız duyarlı olmalı.

            Peki çözüm nasıl olmalı!

            - Belirli nüfusun üzerinde olan (örneğin 30.000) yerleşim birimleri veya acile gelen hasta sayısı baz alınarak mesai saati sonrası veya hafta sonları için halkın rutin enjeksiyon, pansuman, reçete yazdırma ve muayene işlemleri için merkezi bir yerde yeterli sayıda nöbetçi sağlık ocağı uygulaması yapılırsa, acil servisteki yığılmalar önlenebilir.

            - Açılacak nöbetçi sağlık ocaklarında görevlendirilecek personeller nöbetleşe görev yapmaları sağlanabilir.

            - Tedavi katkı payı vermemek için acil servise gelen hastaların acil müdahaleyi gerektirecek bir durumları olmadığı tespit edilirse otomatikman ücretlendirilme yapılması gündeme getirilebilir.

            - Bu gibi durumlarda doktorlar gerçek acil hastalara yeterli zaman ayıramadıkları için gerçek hastalar mağdur olmaktadır.

            - Hiçbir doktora mecbur kalmadıkça 12 saatten fazla nöbet yazılmamalıdır.

            Tespitlerim böyle, öneriler uygulamaya geçirilir mi bilmem ama hastaneler de  ekipman ve cihazları ile her hastaya anında müdahale etme imkanına sahip ve hazır olmalı.

            Peki Seydişehir devlet hastanesi her hastaya anında müdahale etme ve tedavi için ekip ve ekipmanları ile hazır mı?

            Sizlere hastanede yeni doğmuş bir bebeğin başına gelenleri aktaracağım!

            23 Şubat 2010 günü, 1989 doğumlu Funda Yılmaz hastanede doğum yaptı, doğum öncesi bebek amnion sıvısı yani anne sıvısı denilen maddeyi yuttuğu için hastalandı. Bebeğin mekonyum aspirasyonu tanısı ile yoğun bakım ünitesine gönderilmesin karar verildi.

            Seydişehir? de yoğun bakım ünitesi olmadığından acil olarak Konya ya sevk edilmesi gerekliliği ortaya çıktı.

             Ancak Konya da ki hastanelerde yoğun bakım ünitelerinde boş yer bulunamadı ve bebeğin Isparta iline sevki kararlaştırıldı. 

            Yeni doğmuş bebeğin durumu ağır olduğu için 112 acil servis ambulansı ile sevki uygun görüldü. Küvöz içine alınan  bebek ambulans ile Isparta ya doğru yola çıkarıldı.

            İddialara göre Küvöz arızalıydı ve bebeğin hayatta kalması  için yeterli olan en az 34 derece sıcaklığı sağlayamıyordu.

            Bebek Eğridir ilçesine girerken fenalaştı ve hayatını kaybetti. 112 acil servis ekibi derhal Eğridir hastanesine girerek bebeği hayata döndürme çalışmaları yapıldı. Ancak tüm müdahalelere rağmen bebek hayata döndürülemedi.

            Yani yeni doğmuş bir bebek hayatını kaybetti.

            Benim merak ettiğim konu, hastane yönetimi bebeğin hayatını kaybetmesinin nedenini araştırdı mı? İlgililer hakkında soruşturma başlattı mı? 

            İşte bu gibi durumlarda da Hastane yönetimi duyarlı olmalı değil mi?

           

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı