Bundan önceki yazımızda Efendimizin, Rebia oğullarının bağına sığındığı yerde kalmıştık. Bu gün, de kaldığımız yerden devam edeceğiz. Evet, Allah Resulü orada ellerini kaldırdı ve Rabbine şöyle niyazda bulundu.
?Ey Allah?ım! Kuvvetsiz ve çaresiz kaldığımı, insanlar nezdinde hor ve hakir görüldüğümü ancak sana şikâyet ederim.
Ey merhametlilerin en merhametlisi! Herkesin hor görüp de dalına bindiği biçarelerin Rabbi sensin, benim Rabbim sensin. Sen beni kötü huylu yüzsüz bir düşman eline düşürmeyecek, hatta hayatımın dizginlerini eline verdiğin akrabamdan bir dosta bırakmayacak kadar bana merhametlisin.
Ey Allah?ım! Senin gazabına uğramayayım da, çektiğim belâ ve sıkıntılara hiç aldırmam. Fakat senin af ve merhametin bana bunları göstermeyecek kadar geniştir.
Ey Allah?ım! Senin gazabına uğramaktan, rızandan mahrum kalmaktan, sana senin o karanlıkları aydınlatan dünya ve ahret işlerini yoluna koyan ilâhî nuruna sığınıyorum.
Ey Allah?ım! Sen hoşnud oluncaya kadar affını dilerim.
Ey Allah?ım! Her kuvvet, her kudret ancak seninle kaimdir.?
Resulü Ekrem (sav) Efendimizin dinlendiği bağ sahipleri, âlemlerin efendisinin hâline acıdılar. Köleleri Addas?la ona bir tabak üzüm gönderdiler. Addas, varlığımızın sebebi olan cihan peygamberine üzüm tabağını sundu.
Allah Resulü, elini üzüm salkımına uzatırken, ?bismillah? dedi. Addas, Resulü Ekrem?in hayretle yüzüne baktı. ?Allah?a yemin ederim ki, bu kelimeyi bu memleketin halkı söylemez? diye mırıldandı.
Addas ?Siz farklı bir insansınız! Buranın insanlarına benzemiyorsunuz! Siz kimsiniz?? diye sordu.
Bunun üzerine Allah Resulü Addas?a
?Sen nerelisin ve hangi dindensin?? diye sordu.
Addas
?Ben Hıristiyan?ım ve Ninova şehrindenim? dedi. Peygamber Efendimiz,
?Demek Salih kişi, Yunus bin Metta?ın şehrindensiniz? dedi.
Addas
?Sen Yunus bin Metta?ı nereden tanıyorsun?? dedi.
Peygamber Efendimiz,
?Yûnus benim kardeşim. O bir peygamberdir. Ben de bir peygamberim? dedi.
Bu sohbetin sonucu Addas?ın gönül âleminde iman pınarları kaynamaya başladı. Yerinden ok gibi fırlayan Addas, Efendimizin eline, ayağına kapandı.
Öptü, kokladı ve kelime-i şahadet-i getirip Müslüman oldu.
Durumu gören Utbe ve Şeybe ?biz iyi etmedik, vallahi Muhammed Addas?ı yoldan çıkardı? dediler.
Addas yanlarına dönünce, ikisi birden ?yazıklar olsun sana Addas! Niçin onun başını, ellerini ve ayaklarını öptün?? diyerek onu azarladılar. ?Ey Addas! Bu seni dininden caydırmasın? Çünkü senin dinin onun dininden daha hayırlıdır? dediler.
Addas şu cevabı verdi:
?Ben kendimi bildim bileli, yeryüzünde ondan daha hayırlı bir insan görmedim! O bana öyle bir söz söyledi ki, o sözü ancak bir peygamber bilebilirdi? dedi.
O, ne saadet ki; Addas Resulü Ekrem?in her türlü maddî, destekten mahrum olduğu bir anda ona iman etme şerefini kazandı. Çünkü Efendimize iman etmek, ona atılan taşların kendi başına da atılacağını peşinen kabul etmek demektir. Âlemlerin Efendisi, Addas?ın Müslüman olmasına o kadar sevinmişti ki, o an çektiği çileleri neredeyse unutmuştu.
Bugün Addas?ın İslâm?a girdiği yerde onun adına izafeten bir mescit bulunmaktadır. Şu anda Addas?ın Fahri âlem Efendimize, üzüm ikram ettiği bahçe koruma altındadır.
Burada bir noktaya, okuyucunun dikkatini çekmek istiyorum. Efendimizin duasının içeriğine baktığımızda, görüyoruz ki; kendine eziyet edenlerden şikâyet etmiyor! Halini Allah?a şikâyet ediyor. Derdini her şeye gücü, kuvveti yeten Allah?a döküyor. Kur?an?ı Kerim?de ?Resulü Ekrem de sizin için güzel örnekler vardır? buyurmaktadır. (1) Onu kabul edenler için ne güzel örnek değil mi?
Daha sonra mahzun, mükedder olarak bağdan ayrıldı ve düşünceli bir vaziyette Mekke?ye doğru yürüdü. Karnu?s-Seâlib mevkiine geldiğinde, başı üstünde bir bulutun gölge ettiğini fark etti. Baktı ki bulutun içerisinde Cebrail (asm) ona seslenerek şöyle diyordu. (2)
Not: devamı var.
(1)-İstifade edilen Eser; Salih Suruç, peygamberimizin hayatı. Yeni Asya yayınları
(2) Hd, No, 3. 5608; İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 12/463.
