26 Nisan 2026, Pazar
08:28
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

Pakistan?daki kardeşlerimiz, tarihinin en büyük sel felaketlerinden biriyle boğuşuyor.

Pakistan, başına gelen bu olaydan sağ çıkmaya çalışırken, İslam âlemi ne âlemde hangi desteği veriyor? Avrupa Haiti?de gösterdiği duyarlılığın yüzde birini burada gösterdi mi? Sembolik bir rakamla yetinerek Haiti?de gösterdikleri aynı duyarlılığı burada göstermiyorlar. Bizim onlardan farklı olduğumuzu dünyaya göstermemiz lazım. Artık yağmurlar etkisini kaybetse bile salgın hastalıklar baş gösterebilir. O felaketin ardından gelen açlık ve susuzluk ile pençeleşmek zorunda kalan 30 milyon kardeşimizin elinden tutmak bizim görevidir.

Acılar paylaşıldıkça azalır.

Binlerce kişinin öldüğü, milyonlarla kişinin evsiz kaldığı bu sel felaketinden etkilenen Pakistanlı kardeşlerimiz yardım bekliyor. Müslüman olarak hep beraber bir şeyler yapalım ki zor günde kardeşlerimizin yanında olduğumuzu tüm dünyaya gösterelim.

Sel felaketi sebebiyle bozulan yollar ve yıkılan köprüler yüzünden, hala ulaşılamayan bölgelerin bulunduğunu bizzat görgü şahitlerinden öğreniyoruz.

 Çanakkale Savaşı?nın en kızgın anlarının yaşandığı sıralarda, kardeş ülke Pakistan bizim yanımızda yer almıştı. Pakistan?ın büyük meydanlarından biri olan, Lahor kentinde halkın büyük bir itibar gösterdiği muhteşem bir miting düzenlenir. Mitingin amacı Çanakkale?de çarpışan Türk kardeşlerine yardım ve gönüllü asker toplamaktır. Halkın büyük çoğunluğunun fakir olmasına rağmen, meydanlarda açılan yardım kampanyalarına çok büyük ilgi göstermişlerdir. Sergilere kulaklarındaki küpelerini, parmaklarındaki alyanslarını koymuşlardır. Hatta evdeki eşyalarını satarak elde ettikleri paraları sergiye atmışlardır. 

O gün kadim dostlarımızdan, Muhammed İkbal elinde bir bardak kanla kürsüye çıkar ve birkaç gün önce gördüğü rüyasını, mahcubiyet içerisinde anlatır. Daha sonra da tarihe mal olacak şu meşhur şiirini halka hitaben okur. Ben o şiirin sonundan bir mısra okuyacağım. İkbal rüyasında Allah Resulünü (sav) görür, Allah Resulü (sav) sorar:

?Muhammed bana ne getirdin??

İkbal:?Ey Allah?ın Resulü! Fakirin nesi var ki sana getirsin.

Yalnız kutlanmıştır tekbirlerle bir şişe kan ki eşi yoktur, namusudur, vicdanıdır buyurun, bu Çanakkale şehidinin kanıdır.? diyerek Resulü Ekrem Efendimize takdim eder.

İkbal?in bu konuşmasından sonra, İkbal ile birlikte meydanda bulunan herkes hüngür hüngür ağlamaya başlar.

 Gönderilen maddi yardımların yanında bir de Çanakkale?deki kardeşlerine içten dualar ederler. İçlerinden bazıları son kuruşuna kadar verdiklerini yeterli bulmayıp, gönüllü olarak cephede savaşmak için isimlerini yazdırırlar.

Bütün bunların hepsi bir yana o gün sessizce gerçekleşen ve iman kardeşliği budur dedirten, yürekleri parçalayan bir olay cereyan eder.

O gün meydandaki bu muhteşem mitinge kucağında yeni doğmuş bebeğiyle iştirak eden bir anne var. O anne ki; beyini yeni kaybetmiş ve verecek bir şeyi de yoktur. Eziklik içerisinde kıvranırken birden aklına bir fikir gelir ve onu uygulamaya koyar. Oradan hızla uzaklaşan kadın, gider zengin bir ağanın kapısını çalar.

Kapıyı açan hizmetçilere:

 ?Efendinizle görüşmek istiyorum.? der.

Hizmetçiler, dilenci olduğunu düşünerek bu kadını içeri almak istemezler. Fakat kadın ısrar edince, efendinin huzuruna çıkarırlar. Efendi sorar:

?Ne istiyorsun??

?Bebeğimi sana satmak istiyorum.?

O devirde hizmetçi olabilecek küçük yaşta çocuklar satılmaktadır. Fakat bu yeni doğmuş bir bebektir, hangi anne, canından çok sevdiği yavrusunu hangi sebeple satmak istemektedir.

Zengin adam kadından cevap alamaz, ama çocuğu alır, parayı verir. Fakat merak eder ve hizmetkârlarına bu kadını takip etmelerini söyler. Lahor?daki miting meydanına kadar kadını takip ederler. Kadın çocuğunu satarak elde ettiği parayı kuruşuna kadar meydandaki sergiye bırakır. Hizmetkârlar dönüp olayı efendiye anlatırlar. Şaşkınlık içerisinde kalan efendi, ?O kadını bulup getirin.? diye emreder. Hizmetkârlar kadını bulup huzuruna getirirler.

Efendi kadına:

?Sen söylemedin ama ben seni takip ettirdim. Sen benden aldığın parayı Çanakkale?ye gönderilmek üzere bağışladığını öğrendim. Bunu niçin yaptığını bana anlatmalısın.? der.

Kadın, efendiye hitaben işte İslam kadını budur dedirtecek ve dinleyenleri yüreğinden vuracak şu sözleri söyler.

?Şimdi sen diyorsun ki; Çanakkale?ye gönderilecek bir mermi için koklamaya doyamadığın yavrunu niye sattın öyle mi? Osmanlı zayıf düştüğünden beridir, yanı başımıza kadar gelen İngilizlerin yaptığı zulümler ortada. Bugün Muhammed İkbal dedi ki; ?Eğer Osmanlının son kalesi olan Çanakkale Boğazı geçilirse, hilafet kalmaz ve iyi bilin ki sıra sizdedir.?  Eğer İngiliz buraya da gelir, namusumuza el uzatır, bayrak iner, vatan toprağı düşmanın pis çizmeleri altında çiğnenirse, çocuğum olsa ne olur, olmasa ne olur. İşte bu yüzden hiç tereddüt etmeden yavrumu sattım. İngilizlere köle olacağına size hizmetkâr olsun.?

Bu sözler üzerine duygulanan efendi, hizmetkârlarına derhal çocuğu kadına geri vermelerini emreder. Ardından yüklü bir miktar parayı da miting meydanına gönderir. Anadolu kadınından farklı düşünmeyen bu  Pakistanlı kadında böylece bize ve zengin efendiye güzel bir ders vermiştir.

Bu vesileyle tüm dostların ve İslam âleminin kadir gecesini, gelecek ramazan bayramını tebrik eder, âlem-i İslam-ın saadetine vesile olacak her türlü sebepleri halk etmesini rabbimden niyaz ederim.

Mehmet Erkan

([email protected])

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı