27 Nisan 2026, Pazartesi
12:41
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

Âdem (a.s.) zamanından beri, insanlık tarihinde, iki cereyan birbiriyle çarpışarak gelmiştir. Kıyamete kadar da bu böyle devam edecektir. 

        Cenab-ı Hak yalnız güzel şeyleri yaratmış olsaydı, o vakit güzelin güzelliği bilinemezdi. Güzelin güzelliği anlaşılması için, bir ölçü olsun diye Rabbimiz çirkinlikleri de yaratmıştır. Şu dünyayı büyük bir eleğe benzetecek olursak, bu elekte elenip birbirinden ayrılmak üzere, iyiyi, kötüyü, güzeli ve çirkini birbirine karıştırıp bu dünyaya göndermiştir. Yalnız çirkinlere nispeten güzellikler daha fazladır.       

Şu bilinen bir gerçektir ki; bir işte büyük kâr varsa az zarar kabul edilir. Az zararın olmaması için büyük kârdan vaz geçilmez, geçilirse daha büyük zarar olur. Mesela: kangren olmuş bir parmağın kesilmesi zarardır, ama parmak kesilmezse kol kesilir, daha büyük zarar olur.

İnsanlar arasında Firavun gibi caniler çıkıyor, bunlar olmasın diye insanlık yaratılmazsa Musa (asm) gibi büyük bir peygamberi kaybederiz. Ebu cehil olmasın diye Hz. Muhammed?den (asm) vaz geçemeyiz.  

Çünkü o cahiller sayesinde âlimlerin kıymeti biliniyor.

Zulüm ve isyanda hayırsız bir lezzet görüldüğünden, nefis onlardan nefret etmez. İşte bunun için Rabbimiz Fatiha?nın sonunda o zulmün ve isyanın sonucu olan gazabı İlahîyi zikretmiştir ki, nefisleri o zulüm ve isyandan vaz geçirsin. Eğer tövbe ve nedametle isyandan vaz geçilmezse, kalp mühürlenir haklarında ilahî gazap kaçınılmaz olur.

İşte Müslüman tövbe istiğfar ile namaza girer ve namaz içinde ( ğayril mağdubi aleyhim veleddâllîn) ?Yarabbi gazabına uğrayanlardan eyleme? diye dua ettiği gibi, his ve heveslerinin akıl ve vicdanlarına galip gelmesiyle, batıl bir itikada girip nifaka düşen, ?sapıklardan eyleme?  diye dua eder.

Bu iki cereyanın biri, silsile-i nübüvvet ve diyanet, diğeri silsile-i felsefe ve hikmet, yolunu takip etmişler.   Her ne vakit bu iki silsile birlikte hareket etmiş ise; insanlık âlemi parlak dönemler yaşamıştır.

Ne vakit ayrı gitmişler ise, bütün hayır ve nur, silsile-i nübüvvet ve diyanet etrafına toplanmış ve şerler ve dalaletler, felsefe silsilesinin etrafında toplanmıştır.

          

Nübüvvet yolunu seçen nurani zatlar, kâinat sahibinin lütuflarına mazhar olup, insanlığı melekler derecesine, belki daha üstüne yükselmelerine vesile olmuşlardır. Dünyada iman hakikatleriyle manevi bir cennet, ahret yurdu için bir saadet kazanıp ve kazandırmışlardır.

İkinci cereyan, istikameti bırakıp kâh ileri kâh geri kalıp orta yolu bulamamışlar. Akıl onlar için bir azap vesilesi ve elemler toplayıcı bir âlete dönüşmüş, insaniyeti en bedbaht bir hayvandan aşağı düşürüp dünyada dahi zulümlerine mukabil Allah?ın gazabını ve musibet tokatlarını yemişlerdir.

øçÆ÷ ønø®üÚ÷éÉùm÷nû÷¥Æ DùLëùùê¤C÷ûnÆ A

?Zarara kendi rızasıyla düşenin, lehinde bakılmaz.? .

İşte, Fatiha-i Şerife?nin sonunda ki ayetler o şerli cereyanı nazarımıza veriyor ve bizi aynı akıbete uğramasınlar diye namaz gibi bir makamda ?Yarabbi gazabına uğramış veya sapmışların yoluna değil, kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yoluna bizi ilet? diye dua ediyoruz. 

     Burada konumuzu Efendimizin bir duasıyla bağlayalım. Allah Resulü namazdan selam verip çıkınca, yaptığı duanın kısa bir bölümü şöyledir. 

?Allah?ım! Katından vereceğin öyle bir rahmeti senden istiyorum ki, onunla kalbime hidayet, işlerime nizam, dağınıklığıma tertip, içime kâmil iman, dışıma amel-i Salih, amellerime temizlik ve ihlâs verir, rızana uygun istikameti ilham eder, ülfet edeceğim dostumu lütfeder, beni her çeşit kötülüklerden korursun.? (1)

                Kaynak

Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Hadi, No, (1811) cilt, 6, Sa, 20, Prof, İbrahim Canan Akçağ Yayınları,  Feza Gazetecilik, A.ş, İst.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı