24 Nisan 2026, Cuma
15:57
23.07.2025
Manşet Altı Reklam
Adamın biri rüyasında ölmüş. Bir melek onu alıp cennete götürmüş. Cennetin kapısında nöbetçi melekler durdururlar. Onu cennete getiren melek der ki: ?Biz gidiyoruz. Nöbetçi melekler kapıyı açınca içeri girersin. Bu da senin amel defterin, al oku? derler. Adam cennetin kapısında beklerken, defteri açıp okumaya başlar. Bir de ne görsün dünyada çok kirli işler karıştırmış. ?Ben hangi yüzle bu cennete gireyim? diye düşünürken, Cenab-ı Hak ona der ki: Öbür sayfada birkaç satırlık yazı daha var, onu da oku. Meğer o sayfada bir otobüs seyahatinde, yol arkadaşına dini konuda bir meseleyi anlatmış. O adam ondan sonra Allah?ın hoşuna gidecek çok şey yapmış. Sebep olan, yapan gibidir kaidesiyle, yol arkadaşının hidayetine sebep olduğu için, onun işlediği sevapların bir misli de bunun defterine yazılmış. Bu sebepten Cenab-ı Hak ona cenneti vacip kılmış.     Rabbimiz ona diyor ki: ?Madem sen o kulumun cennete gitmesine sebep oldun, ben de sana cehennemi haram kıldım? buyurmuş. Bu bir rüyadır ama işin gerçeği de budur. Çünkü Allah Resulü (sav) yemin ederek, buyuruyor ki: ?Vallahi, senin vasıtanla bir tek kişiye hidayet verilmesi, senin için kıymetli develerden müteşekkil sürülerden daha hayırlıdır.? (1) Dinimize hizmet yapmaya çalışanlar, Efendimizin neler çektiğini az çok anlarlar. Allah Resulü, (sav) dünyayı saran dinsizlik kuvvetine karşı, bütün gücüyle çalışmış en zalim hükümdarlara ve en cebbar kumandanlara, ölümü hiçe sayarcasına pervasızca dini anlatmıştır. Resulü Ekrem (sav) her şeyini feda ederek, bu kutsi hakikatleri, ulaşabildiği her tarafa götürmüştür. Neticede o katı kalpli insanlar, şefkatli Nebi?ye karşı yumuşadılar. Meleklerin perdedarlık ettiği o Aziz Peygambere, insanlık bağrını açtı, inkâr buzları eridi, soğuk rüzgârların yerini rahmet bulutları aldı. Daha önce Peygamberimizin (sav) davetine icabet etmeyen ve onu reddeden Beni Muharip, Beni Amir, Beni Kilap, Beni Kusay gibi pek çok kabile Mekke?nin fethinden sonra dize geldiler. Nasır suresinde haber verildiği gibi guruplar hâlinde İslâm?a teslim oldular. ?Allah?ın yardımı ve zaferi sana geldiği zaman, insanların kafile kafile gelip senin dinine girdiğini gördüğün zaman Rabbini hamd ile tespih et ve ondan af dile. Çünkü o tövbeleri çokça kabul edendir.? (2) Burada bir noktayı izah etmekte fayda görüyorum. Ayette Efendimize, istiğfar telkin ediliyor. İstiğfarın bir manası da özür dilemektir, bu ise bir kabahatin neticesidir. Oysa Fetih Suresi?nde ifade buyrulduğu gibi Efendimizin geçmiş ve gelecek bütün günahları bağışlanmıştır. (3) O zaman Rabbimizin Efendimize istiğfar telkin etmesinin, bir başka anlamı ve hikmeti olması lazımdır. O hikmetlerin bir kısmı şunlar olabilir:1. Ümmetin için Rabbinden af dile.2. İnsanlara istiğfarın önemini anlatmak için bu emir verilmiş olabilir. 3. Efendimiz sürekli terakki hâlinde olduğu için, bir sonraki makamına göre, önceki makamı eksik olması nedeniyle bu emir kendisine verilmiş olabilir.4. Artık yerde vazifen bitti, hizmetin Mekke?nin fethiyle tamam oldu, manasında olabilir.Mekke çevresindeki fil vakasını hatırlayanlar, o beldenin mübarek bir yer olduğunu biliyorlardı. Efendimiz İslâm?ı tebliğ etmeye başlayınca, karışıklığa lâkayt kalarak ne müşriklere ve ne de Efendimize taraf olmadılar. Zira kimin haklı olduğunu ölçebilecek bilgileri yoktu. Yalnız haklı olana Allah?ın yardım edeceğine inanıyorlardı.Mekke?nin fethiyle birlikte Efendimizin davasının hak olduğu ortaya çıktı, onlar da tereddüt göstermeden guruplar hâlinde gelip Müslüman oldular. Kaynaklar(1) Ebu Dâvud, İlm 10, (3661); Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Hadi, No, (4119) cilt, 11, Sa, 249, Prof, İbrahim Canan Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik, A.ş, İst. Sehl İbnu Sa?d (ra) rivayet etmiştir.(2) Nasır sûresi, 110/1.2.3)(3) Fetih Suresi, 48/2)  
ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı