24 Nisan 2026, Cuma
14:14
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

Müftünün biri rüyasında vefat etmiş, haşir meydanına çıkarılmış.

Müftüye sormuşlar.

 -Sen dünyada ne iş yapardın? 

-Efendim, müftülük yapardım.

-Demek insanlara nasihat ediyordun, halkın sorunlarına çözüm üretmekle görevliydin.

-Evet, aynen öyleydi.

-Pekiyi, insanlara neler anlatıyordun?

-Allah?ın emir ve yasaklarına uyulmasını tavsiye ediyordum. Dürüst olun, size verilen görevi kötüye kullanmayın. Çoluk çocuğunuza dikkat edin. Gençlikte yozlaşmalar var, onlara sahip çıkın, çünkü onlar bizim geleceğimizdir, diyordum.

-Çok güzel, bu sözlerinin halk üzerinde nasıl bir etkisi vardı?

-O benim vazifem değil o Allah?ın işidir. Ben tebliğimi yaparım, Allah?ın işine karışmam.

-Bu yaptığın nasihatleri, senin sorumluluk alanında bulunan insanların kaçta kaçına ulaştırdın?

-Efendim, en ücra köylere kadar hoparlörler kurdurdum, yaptığım nasihatlerin oralara kadar ulaşmasını sağladım.

-Bu yaptıkların da güzel, pekiyi, senin bu nasihatlerini, o insanların kaçta kaçı dinliyorlardı? Bu konuda bir araştırma yaptın mı?

-Efendim ara sıra sorumluluk alanımdaki köylere kadar gidiyordum. Bana iltifat ediyorlardı, ciddi manada bir şikâyet almadım, demek memnunlardı.

Melekler o köylülerden bazılarını getirip sorarlar.

-Siz bu müftü efendinin nasihatlerini dinliyor muydunuz?

-Evet, her zaman olmasa da ara sıra dinleme fırsatımız oluyordu. Fakat gençler pek fazla ilgi göstermiyorlardı. O gençlerin cumaya gelenleri dahi ezan okununca camiye giriyorlardı.

Melekler gençleri getirip sorarlar.

-Siz camiye gelip bu müftü efendinin nasihatlerini dinliyor muydunuz?

-Efendim konuşanı karşımızda görmeyince nasihatin bizde bir etkisi olmuyordu. Üstelik cihazdan gelen ses parazitli geliyor, bazen de konuşulan kelimeler anlaşılmıyordu. Birkaç kelime işitilmeyince asıl konu kayboluyordu. Anlaşılmayan bazı konuları sorup izahını alma imkânımızda yoktu. Bu nedenle fazla bir ilgi duyamıyorduk.

Müftü kendini savundu:        

-Efendim bu konuları bana anlatmadılar.

-Efendim, her zaman müftü beyle birebir görüşmemiz imkânsızdı. Ama o her zaman gelip bizim sıkıntılarımızı dinleyebilirdi. Görevlendirdiği imamlara, bizimle ilgilenmesi için talimatlar verebilirdi. Böyle bir şeye rastlamadık. İmamların bize yönelik bir çalışmaları yoktu. Eğer bir işi çıkmaz veya izinli olmazsa günde dört vakit, ara sıra da sabah namazına gelirse beş vakit namaz kıldırırlardı. Başka bir çalışmalarına da rastlamadık, bizimle kimse ilgilenmiyordu. Kim bize ilgi gösterirse biz de oraya gidip onu dinliyorduk. Müftü beyi dinlemeye vakit ayıramıyorduk.

Melekler:

-Müftü bey gençlerin dediklerini dinledin, demek halka görevinizi ihmal etmeyin derken en başta sen ihmalkârlık etmişsin.

Sorgu melekleri diğer görevli meleklere, götürün bunu cehenneme cezası bitene kadar orada kalsın, derler.

Müftü efendi gördüğü rüyasından kan ter içinde uyanır, ?Elhamdülillah? olay bir rüya imiş der ve derin bir nefes alır. 

Bilmem müftü efendiler bu rüyadan bir ders çıkarırlar mı? 

 

SIRASI GELMİŞKEN

 

Sırası gelmişken bunu da anlatayım.

Bir arkadaşım anlatmıştı. Bizim komşu köyde imam ara sıra sabah namazına gelmediği için müftülüğe şikâyet etmişler, müftü de o imamı almış oraya başka bir imam tayin etmiş.

 Yeni gelen imam ise sabah namazına hiç gelmiyormuş. Halk muhtarı durumdan haberdar etmiş. Muhtar da imama gidip sabah namazına gelmediğin için, halkın kendisinden şikâyetçi olduğunu söylemiş.

İmam:

-Ben devlet memuruyum, benim mesai saatim sabah sekizde başlar. Sabah sekizde gelsinler namazlarını kıldırıvereyim, demiş. Bu sefer halk müftülüğe şikâyette de bulunamıyorlar, çünkü bundan sonraki gelecek olan imamın nasıl olacağını bilmiyorlar.

 

BÜTÜN İMAMLAR

 

Bütün imamları böyle kusurlardan tenzih ederim. Ayrıca tebrik edilecek pek çok imamlarımız var. Ama maalesef bu tür imamlar da var. Ben müftü değilim, imamların görevleri nelerdir, bilmem. Ama bilinen bir gerçek var ki; bir kısım imamlar sanki tapu kadastro memuru gibi, beş vakit namazı kıldırdılar mı işleri bitiyor. Başka şunu da yapıyorlar diyeceğimiz göze değen bir hizmetleri yoktur. Hem imamlar bir köyde veya mahallede yıllar yılı kalıyorlar. Bir şeyler yapmak isteseler de bir varlık gösteremiyorlar. Çünkü halk ona sıradan bir köylüsü gibi bakıyor. Bir köyde başarılı olamayan imam bir başka köyde başarılı olabilir. Müftü efendiler belli bir seneden sonra imamların yerlerini değiştirseler, gençlere yönelik vazife verseler, başarılı imamları ödüllendirseler, tembel imamlarda kendilerine çeki düzen verirler. Gerçi bu tayin işinin müftüleri aşan bir tarafı olabilir. Onların başını ağrıtacak sorunları beraberinde getirebilir. Fakat müftülerin de farkında olduğu bu kötü gidişe kim dur diyecek?  Gençlerin yozlaşmasının önüne kim geçecek? Belli bir yaştan sonra genç anasını babasını dinlemiyor. Dinleseler de şimdiki ana babaların onlara verebileceği fazla bir şeyleri de yok.

 Eğer müftüler bu acı gerçeğin önünü kesmek için çaba sarf edip önünü alamadılarsa, diyanet işleri başkanlığına rapor ederlerse, bu işin manevi sorumluluğundan kurtulabilirler.

 

DİYANETİ AVRUPA DA YAPTIĞI GİBİ

 

Diyanet işleri imamları hantallaştıran, bu çarpık yapıyı biran evvel değiştirmelidir. Avrupa da yaptığı gibi Türkiye?de de din görevlilerinin yerlerini belli bir süre sonra değiştirmelidir. Bütün imamlar kurstan geçirilmeli ve en kısa zamanda mihrap görevlisi kürsüye çıkıp bu milleti aydınlatma işini yapmalıdır. Umulur ki bu değişim eskisinden deha faydalı olur.

 

 

İMAMLAR MESLEĞİNE ÂŞIK OLMALI

 

Diyanet işleri başkanının dediği gibi, ?imamlar mesleğinin âşık olmalı, çünkü bu meslek sadece aşkla yapılır. Başka bir şeyle yapılmaz. Sıradan görüp, butik bir hizmete dönüştürdüğünüz an, kendinize başka bir görev arayın. Mesleğimizin taşıdığı risk başka hiçbir meslekte yoktur. Yaptığımız işin riskleri aynı zamanda bütün ahiret hayatımızı ilgilendiriyor.?

 

                                GENÇLER DİYORLAR Kİ

 

Gençler diyorlar ki: Halka nasihati müftü yapacak, hutbeyi müftülük veya diyanet yetkilileri hazırlayacak, ezanı yine onlar okuyacak. Pekiyi imama ne kaldı? Bu işi okuyup yazma bilen herkes yapabilir. Diyanet yetkilileri bu vebalin altından nasıl kalkacaklar? Bu yeni başkanın ?Bütün merkezi sistemin kablolarını keseceğim,? demesi güzel bir başlangıçtır. İnşallah imamların, mihrap hizmeti mihrapta kalmaz, camiye gelemeyenlere de ulaşması sağlanır. Belli bir hedefi olmayan, kimliğini kaybetmiş yalınız bedenini düşünen gençlerin yozlaşması önlenir.

 

selam ve sevgiler

Mehmet Erkan

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı