Eğitim geçmişimiz çok eskilere dayanmakla birlikte kendimize özgü eğitim sistemimizi oluşturamamanın ortaya çıkardığı sorunlarla uğraşmaya devam ediyoruz. Eğitim yatırımları uzun soluklu yatımlar olup eğitime harcanan paraların geri dönüşü belki on belki yirmi yıl sonra olabilmektedir.Her ne olursa olsun bu uzun soluklu bir yatırımda en önemli parametre ?öğretmen?dir.Nitelikli öğretmen en zor şartlarda bile görevini yerine getirerek öğrencileri hayata ve bir üst öğretim kurumuna hazırlamak için elinden gelen en iyi işi yapmaktadır.Ancak artan nüfus ve birinci sınıfa başlayan öğrenci sayısına bakıldığında devletin eğitime ayırdığı pay bütçede en fazla olmasına rağmen yetmemektedir. Anayasamızın 42. Maddesinde ?Devlet okullarında eğitim parasızdır? denilmesine rağmen uygulamada böyle olmamaktadır.
Demokrat Eğitimciler Sendikasının yapmış olduğu ve MEB?e sunduğu raporda ?Geçmiş yıllarda olduğu gibi 2011 eğitim bütçesinin de diğer sektörlere göre en büyük bütçedir ve bu durumdan büyük memnuniyet duyuyoruz. Ama bir gerçek var ki eğitime ayrılan payın, eğitimde zorunlu ihtiyaçları bile karşılayamayacak düzeyde olduğunu görüyoruz. Üniversite eğitimi başta olmak üzere eğitimin tüm aşamalarında eğitime katılan öğrenci sayısı artarken, bütçeden eğitime ayrılan payın artması sorunun çözümüne yetmiyor. Son 10 yılda eğitim bütçesinin GSMH içindeki payı yüzde 2.1-4.18 arasında değişti. Özellikle son yıllarda toplam eğitim ödeneklerinde bir artış gözlendi. Fakat Türkiye, GSYİH' den eğitime ayırdığı pay bakımından OECD ülkeleri arasında hala arka sıralarda yer alıyor. Türkiye gerek bölgesinde gerekse küresel anlamda bir güç merkezi olmak istiyorsa bütçede eğitime ayrılan payın iki katı artırılması gerekmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı?nın eğitimin temel ve güncel sorunlarını çözme konusundaki gayretini ve başarısını eğitim bütçesini yükselterek pekiştirmesi gerekmektedir, görüşlerini gündeme getirip bakanlık yetkililerine iletmişlerdir.
Hepimiz biliyoruz ki bizim ve ülkemizin geleceği bizim çocuklarımızın iyi yetiştirilmesine bağlıdır.Bu konuda gerek veliler gerekse devletimiz harcanan paralara acımaz, daha fazlasını harcamak için çaba gösterir.Bunun en güzel örnekleri ?Eğitime % 100 destek kampanyasında? gördük hala da görmeye devam ediyoruz.İnsanlar eğitim ihtiyacı doğrultusunda inandırıcı olabilirse hayırseverler destek olup çok güzel eğitim kompleksleri ortaya çıkarılmakta olduğunu görebiliyoruz.
O zaman sorun nerede ? İnsanlar neden okullardan uzak duruyorlar ? Her insanın bir okul geçmişi yok mu? Bu sorular çoğaltılabilir.Bu sorulara verilecek cevaplar ise bölgeden bölgeye, ilden ile ve ya ilçeden ilçeye değişebilir.Ama ortada bir gerçek var.Eğitim yatırımları gerçekçi olmalıdır.Öğrenciye , veliye veya okul çevresine dönük olmalıdır.Veliler okullara evlerinin bir odası gibi bakmalı, öğrencisiyle ve onun öğretmenleri ile daha fazla iletişime geçmeli öğretmenlerde bu iletişimi başlatan kişi olmalıdır.Bu iletişim sağlandıktan sonra okullun çevreye açılması hem öğrencilere eğitim öğretim vermesi hem de velilere yönelik eğitim etkinlikleri düzenlenmesi veli ? öğretmen iletişimini güçlendirecektir.Bu yaklaşım tarzı eğitimin okul (Öğretmen)-veli- öğrenci üçlü sac ayaklarının güçlenmesine vesile olabilecektir.Çünkü bu üçlü sac ayağı arasındaki iletişim ne kadar iyi olursa yapılan öğretimsel çalışmalar hedefine o kadar hızlı ulaşır.
www.cemalsahin.com 26 Ekim 2011 Seydişehir


