Beyin vücudumuzun en önemli organlarından biri olmakla beraber sırları tam olarak çözülemeyen önemli bir işlevi olan organlardan biridir.Beyin üzerine araştırma yapan uzmanlar bu organımızda yüz milyara yakın nöronun olduğunu belirtmektedirler.Nöronların arasında elektrik akımın olduğunu zaten biliyoruz.Beyin iki bölümden oluşmaktadır.Biri sağ lop diğeri ise sol loptur.Bu loplar bireyin günlük davranışlarını kontrol ederler.Her yaptığımız davranış beynimizde nöronlar arasında oluşan elektrik akımıyla anlaşılabilir. Her geçen gün bilim insanları bu konuda araştırmalar yapmaktadırlar.8 Ocak 2012 tarihli Hürriyet Gazetesinin Pazar ekinde yayımlanan Cahit AKYOL imzalı yazıda ?Almanya?nın Magdeburg Ünüversitesi ile Londra Üniversitesinde hafıza üzerine araştırmalar yapan Nöroloji Uzmanı Prof.Dr.Emrah DÜZEL Alzheimer hastaları için ?Bulmacayı bırak fotoğrafa bak? teziyle Otto-vov-Guericke Üniversitesi 2011 yılı araştırma ödülünü almıştır.Daha düne kadar bulmacanın Alzheimer hastaları için faydalı olduğu söylenirken şimdi fotoğraflara bakmanın zihne daha faydalı olduğu tezi kabul görmektedir.Aynı yazıda yayımlanan araştırma sonucuna göre öğrencilere de şu tavsiyelerde bulunulmaktadır.Sözcük öğrenirken ,hep aynı sözcükleri tekrar ederek öğrenmek yeterli değildir.Ancak sözcükleri tekrar ederken bu sözcüklerin arasına yeni sözcükler kattığımız zaman öğrenme daha etkili gerçekleşiyor.Hatta zihinde daha kalıcı oluyor.Bu nedenle çocuklarımız ders çalışmaya başlamadan önce beş dakika manzara fotoğraflarına bakmalıdır.Bu fotoğraflar, öğrenmeyi çok daha verimli yapıyor.Hatta beş dakika bunlara bakmak beynin 35 ? 40 dakika canlı kalmasını sağlıyor.Yeni şeyler öğrenmek, yeni kasabalar yeni kentler veya ülkeler görmek, insan beynini daha canlı tutuyor.Bu arada bulmaca çözmenin beyne katkısı da sanılanın aksine çok fazla olmuyor? denilmektedir.Görüldüğü gibi bilim insanları devamlı evrenin ve insan vücudunun sırlarını çözmek için çaba göstermektedirler. Bunlarla ilgili olarak yapılan araştırmalar her geçen gün daha da artmaktadır. Bizim o an için doğru bildiğimiz bilgilerle ilgili olarak, daha farklı bilgilere ulaşılmakta ,ulaşılan yeni bilgilerle ilgili makale veya araştırmalar yayımlanmakta ve insanların bilgisine sunulmaktadır.Öğrenmenin beyinde gerçekleşen bir durum olduğunu bildiğimize göre bunun nasıl gerçekleştiğine dair öğrenme kuramlarını da bilmemiz en azından o kuramlar hakkında bilgimiz olması gerekir.
Bu konuda farklılık oluşturması açısından Seydişehir Kaymakamımız Sayın Kemal İNAN?A eğitime ve eğitim ile ilgili projelere verdiği destek Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı bünyesinde önce öğrencilere yönelik test kitaplarının sonrasında kişisel gelişim kitaplarının dağıtımına verdiği destekten dolayı öğrencilerimiz adına teşekkür ediyoruz. Onlardan daha önemlisi yine Sayın Kaymakamımız öncülüğünde MEVKA destekli ?Seydişehir?de Eğitime Kalite Kazandırma Projesi? önemli bir projedir.Bu projenin uygulanmasına vesile olanları ve Eğitimci-Yazar Ali Erkan KAVAKLI?yı hızlı bir tempoda geçen seminer çalışmalarıyla ilgili olarak kutlamak gerekir. Öğretmenlerin altı saatlik bir ders ten sonra önyargılı olarak seminerlere gittiği düşünüldüğünde bir verim alınması yada etkinliğe karşı bakış açılarının değiştirilmesi zor gözükmektedir. Çünkü hayatta en zor kırılan şey önyargılardır.Ancak öğrenci ve veliler açısından bakıldığında ve alınan dönütlerde seminerlerin başarılı ve verimli geçtiğini söylemek mümkündür.O zaman bu tür etkinliklerin gönüllülük bazında yapılarak yaygınlaştırılması daha anlamlı olabilecektir.Örneğin Isparta Yalvaç Kaymakamlığı tarafında gönüllü 100 öğretmenle yürütülen (Yalvaç?ta 1400 öğretmen görevli) Eğitimci-Yazar SÜLEYMAN BELEDİOĞLU'nun ? ANNELER ÇOCUĞUNUZA MATEMATİĞİ NASIL KOLAY ÖĞRETEBİLİRSİNİZ? adlı kitap ele alınmış ve bu kapsamda öğretmenlerle kitaptaki etkinliklerle ilgili olarak ayda veya iki ayda bir toplantılar yapılarak çalışmalar değerlendirilmiş, deneyimler paylaşılmıştır.Bu çalışmalar zorunluluktan çok gönüllülük esasına göre yapıldığından daha anlamlı ve başarılı olması düşünülebilir.Böyle lokal çalışmaları veli ve öğrencilerin de katılımıyla bizlerde yapabiliriz.Ama öncelikli olarak eğitimle ilgili biz öğretmenler alanımızdaki gelişmeleri iyi takip etmeliyiz.Çıkan yayınlardan haberdar olmalı bu yayınlardan okulumuzda ve sınıfımızda faydalanmalıyız.
Ama ondan önce eğitsel olaylara karşı paradigmamızı değiştirmemiz gerekir.Yapılan çalışmaları küçümseyen bir anlayışı terk etmemiz,yapılan işe yönelik olarak harcanan emeğe saygı duymayı öğrenmemiz gerekir.Ülkemizde eğitimin bir bilim olarak kabul edildiği,bu alanla ilgili yapılan araştırmaların yürütüldüğü eğitim bilimleri enstitüleri her geçen gün farklı üniversitelerde açılması bizi son derece sevindirmesi gerekir.Çünkü eğitimbilimleri öğretmenlik alanının besleyen sac ayaklarından biridir.Öğretmenlik mesleği ; alan bilgisi, pedogojik formasyon (eğitimbilimleri ) ve genel kültürden oluşmaktadır.Böyle önemli bir mesleği icra eden meslek mensupları öğretmenler , uzmanlığı gerektiren bu alanlarla ile ilgili yeni araştırmaları ve gelişmeleri kendi kendilerine takip etme ve onların sonuçlarından yararlanma kararlılığını göstermeleri gerekir.Bu nedenle öğrenmenin beyinsel bir aktiviteninin sonunda gerçekleştiğini bilerek yapılan öğretimsel ve eğitsel çalışmalar kalıcı olur, birey tarafından özümsenir ve içselleştirilir.Bu eğitsel aktivitelerin birey üzerinde ne kadar etkili olduğu alan uzmanı olan öğretmenin işine ne kadar hakim olduğuna bağlı olmakla birlikte, öğrencilerin hazırbulunuşluluk düzeyine, soysa ekonomik durumuna , eğitim ortamının kalitesine ve öğrencilerin güdülenme düzeyine bağlıdır.
Bu nedenle öğretmenler günümüzde acımasızca öğretmen olmayan bireyler tarafından eleştirilmektedir. Bu kutsal meslekle ilgili olarak eleştirilerin dozu bazen kişisel hakarete bazen de duygusal veya fiziksel şiddete dönüşebilmektedir. Bir veli çocuğunun öğretmenini kendi öğrencisinin anlattıklarının doğruluğunu ve nedenini araştırmadan tek bir olay üzerine öğretmeni acımasızca yargılayıp cezasını verebilme yetkisini kendinde görebilmektedir.Bu algılama yanlıştır.Gelişmiş batı ülkelerinde bile eğitim maksatlı öğrenciye duygusal ve fiziksel müdahaleye izin veren yasal düzenlemeler tartışılmaktadır. Bizim mevzuatımızda Danıştay İçtihat Kararlarında öğrencinin terbiye maksatlı kulağının çekilebileceği belirtilmektedir. Biz asla öğrencinin darp edilmesini aşırı derecede şiddet görmesini tasvip etmiyoruz. Eğitsel kazanımların öğrenciler tarafından edinebilinmesi için öğretmenlerin işine fazla müdahale edilmesini de doğru bulmuyoruz. Sınıf ve öğrenci sorumluluğu verdiğimiz öğretmen alanında uzmandır.Eğitim ve öğretim faaliyetlerini planlar, yürütür ve sonuçlandırır. Öğrencilerin gelişimi takip eder kazanımları edinemeyen öğrencileri tespit edip onlara telafi eğitimi ile edinemedikleri kazanımları tekrar kazanmaları için çaba sarf eder. Bu eğitsel etkinliklerin yapılıp yapılmadığı okul müdürleri ve eğitim denetmenleri tarafından kontrol edilir.Durum bu kadar açık olduğu halde son günlerde öğretmenlerin basında ve internet sitelerindeki yorum yazılarını hiç hak etmediklerini düşünüyorum.Eğer öğretmenlik mesleği herkesin yapabileceği bir meslek olsa idi , Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ?Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır? özdeyişiyle bizim üzerimize böyle büyük bir sorumluluk yüklemezdi.Lütfen çocuğunuzun öğretmeniyle biraz daha fazla işbirliğine gidiniz.Unutmayın ki bu çocuklar bizim ortak geleceğimizdir.Bizler ve sizler bu geleceğimizi birlikte şekillendiriyoruz.Öğrencilerimizin bu güzel ülkeye faydalı birer yurttaş olması için birlikte çalışmak zorundayız.09/01/2012


