AKTİF İMAM GENÇLERLE BAŞBAŞA
?Sevgili gençlerim, bugün size müjdeyle geldim. Cemaatimizden birinin şimdilik bizim işimizi görecek bir arsası varmış, orayı bize tahsis etti. Yarın okuldan geldikten sonra hep beraber yine bu mahfilde buluşalım. Birlikte gidip arsayı görelim ve yapılacak işleri tespit edelim. Ne gerekiyorsa onu yapalım.?
Ertesi gün İmam öğle namazını kıldırdıktan sonra mahfile geçip gençlerin gelmesini bekledi. Onlar birer ikişer gelmeye başladı. Kendilerine oyun sahası yapacakları yeri görmek için sabırsızlanıyorlardı. Vakit kaybetmeden arsanın yanına geldiler.
Gençler oyun sahası yapacakları yeri beğenmişti. İçlerinden biri:
?Hocam önce kazma kürek alıp arsayı oyun sahası haline koyalım. Sonra da lazım olacak malzemeleri tespit edelim? dedi.
Sevinçle oradan döneceklerdi ki, İmam ikindi vaktinin yaklaştığının farkına vardı. İmam Efendi:
?Gençler ikindi vakti girmek üzere, yapacağımız işleri namazdan sonra konuşalım? dedi.
Böylece birlikte camiye döndüler. İmamın aradığı da buydu. Birlikte namaz kıldılar, sonra mahfile geçtiler. İmam söz alarak konuşmaya başladı.
?Gençler, biliyorsunuz her oyunun kuralları vardır. Bu oyunu kurallarını bize öğretecek bir Antrenöre ihtiyacımız var. Biz şimdilik maaşlı bir çalıştırıcı tutamayız. Bunun için bu kursu bize ücretsiz verecek bir Antrenör bulmalıyız. Sizin tanıdığınız böyle birisi var mı??
Gençlerden ses çıkmayınca İmam dedi ki:
?Benim aklıma biri geldi. Belki hatırlayacaksınız Yamanlar Basketbol Takımı?nın eski Antrenörünü. O şimdi nerede yaşıyor biliyor musunuz?
Gençlerden biri:
?Hocam geçen bizim okulun kantininde arkadaşlar konuşuyordu. O çok büyük bir kaza geçirmiş. Karısını ve iki çocuğunu kaybetmiş. Kendisi de ağır yaralanmış, uzun zaman hastanede kalmış. Hasta haneden çıktıktan sonra insanlarla irtibatı kesmiş. Kendi halinde kenar bir mahallede yaşıyormuş.?
İmamın kafasında şimşekler çaktı. Elinde olmadan parmağını ısırdı. Nasıl oluyordu da herkesin selam durduğu ve alkışlarla karşıladığı, parmakla gösterilen bir adam bu kadar yalnızlığa terk edilsin. Olacak şey değildi. İş gördüğü zaman alkışla, iş göremez hale gelince sal sokağa, ne hali varsa görsün. Böyle bir anlayış olur mu? Sonraki yaşantısında kimse yüzüne bakmasın, hürmet beklediği nazarlardan nefret görsün, böyle şey insanlığa yakışır mı?
Biraz durakladıktan sonra hemen toparlandı ve gençlere dedi:
?Görüyorsunuz adamın halini. İslam dini insan hayatının bütün safhalarına (doğumundan ölümüne kadar) değer verir, el üstünde tutar. Hatta cenazesine bile hürmet eder, saygıyla yerine yerleştirirler. Gençler, İslam dininin insana verdiği değeri hiçbir anlayış veremez. Müslüman adını taşımakla Müslüman olunmaz. Onu öğrenip ve gereğini yapmakla Müslüman olunur. Demek biz evvela insana değer veren dinimizi iyi öğrenmeliyiz. Yoksa hepimizin sonu dünyada bu olur. Ahireti nasıl olur o da belli değil. Gençler! Bizi yaratan Allah, Kur?an-ı Kerim?de şöyle buyurur:
?Gerçekten, Biz Âdemoğlunu mükemmel bir varlık olarak yaratık ve şerefli bir makamı ona verdik. Yarattıklarımızın birçoğundan da onları ziyadesiyle üstün kıldık.?(1)
Cenab-ı Hakkın bize verdiği bu özelliği koruyabilmek için, Kur?an?da emredileni yapacağız. Yasaklarından da kaçacağız. Kur?an?da inananlar kardeştir ve onlar birbirlerini gözlerini korudukları gibi korurlar.
Madem o bizim kardeşimizdir. Rabbimiz ona şerefli bir makam vermiş, biz de Rabbimizin hatırı için onu ziyaret edip hal hatırını sormalıyız. Kabul ederse ilminden istifade etmeliyiz. Belki bu yüzden pek çok günahımız af olacak ve pek çok sevap kazanacağız. Bu bizim dinimizin emridir. Hastaları, yoksulları, kimsesizleri ziyarete giden insanlara, evlerine dönünceye kadar melekler dua ederler.
Bu nedenle biz onu yarın nasip olursa, hep beraber ziyarete gideceğiz. Ama sakın ha hürmette kusur etmeyin. Yarın burada hepinizi tam tekmil isterim.?
Gençler:
?Tamam, hocam sen ne emredersen biz onu yaparız. Çünkü sen bizim iyiliğimiz için her zahmete katlanıyorsun? dediler ve oradan ayrıldılar.
Kaynaklar:
(1) İsra ve tiyn Sureleri, 17/70, 95/4


