Bediüzzaman?ın vasiyeti olan üniversite, ilk temelin atıldığı 100. Yıl dönümünde açılmalıdır.
Bediüzzaman?ın böyle bir vasiyeti var mıdır?
Evet, bir eserinde şu ifadeleri kullanır. "Ey üç yüz sene sonra gelenler! Şu kalenin başında bir medrese-i Nuriye çiçeğini yapınız. Cismen dirilmemiş, fakat ruhen bâki ve geniş bir heyette yaşayan Medresetü'z-Zehrayı cismanî bir surette bina ediniz"
Nerede açmak istemişti ?
Şimdiki tabir ile kampüs Van?da olacak,
Bitlis, ve Diyarbakır?da birer şube bulunacaktı..
Bu şubelerde Van merkezi için talebe yetiştirecekti. Seçilen bölgenin Üniversitenin gayesi ile yakın ilgisi vardı.
Kendi ifadesiyle şark vilayetleri ile Hindistan, Arabistan, İran, Kafkas ve Türkistan'ın merkezinde yer alacak olan bu üniversite menfî ırkçılığın önüne geçecek ve ittihad-ı İslam?ın zeminini hazırlayacaktı.
O?nun bu üniversiteye Medresetü?z Zehra adını verdiği biliyoruz. Bu ismi kullanmasının özel bir anlamı var mıdır?
Üniversitesine, medrese isminin verilmesini bölge halkının bu isme olan aşinalığını sebep gösterir. Böylece halk ve bölgenin yerli alimleri bu okulu kabullenecek, kaynaşma sağlanmış olacaktı.
Nasıl bir eğitim öngörüyordu?
Bu üniversite de fen bilimleri ile medrese ilimleri birbine mezc ve derc edilecekti. Bu iki grup derseler ayrı ayrı ayrı fakültelerde aynı üniversitede okutulsun demek değildi. Bilimler işin aslında olduğu gibi esma tezahürü olarak okutulacaktı. Bediüzzaman risalelerde bunun bir örneğini ortaya koymuştu. O?nun düşünce sisteminde her bir bilim dalı Allah?ın isimlerinden birinin kanianttaki tecellisi olarak yer almaktaydı.
Böylece aydın hastalığı olan şüphecilik ve inkar ile din adamı hastalığı olan taassup ortadan kalkacak, talebeler tam donanımlı olarak yetişecekti.
Fen fakültelerindeki intizam ile medrese talebelerindeki faziletin bir şahısta kaynaşmasını hayal etmişti. Hala önemli bir ihtiyaç olan din adamları ile bilim adamları birbiriyle barışacaktı. Bu durumun gerçekleşmesi halinde beyin gücüne sağlayacağı katkı bu gün için de heyecan vericidir.
Felsefe ilimleri ile dini ilimlerin barışması ve Avrupa medeniyetinin İslâmiyet hakikatlarıyla tanışıp barışması bu eğitim sayesinde mümkün olacaktı.
Bu üniversite hangi dilde öğretim yapacaktı?
Eğitim dili olarak Arapça , Türkçe ve Kürtçenin birlikte okutulmasını istiyordu.
Bölge halkına ulaşmanın başka yolu yoktu. Bu şekilde Kürt alimleri sürece dahil edilip onların fikirlerinden istifade edilecekti.
Kürd alimlerine iş imkanı ortaya çıkacak, eğitim medrese kapısı ile bölgeye sokulacak, meşrutiyet ve hürriyetin güzelliği halka gösterilecekti.
Ona göre Kürtlerin cahil bırakılması milli vahdeti bozmakla kalmamıştı. Ekonomik kalkınmayı engellemenin yanı sıra, bazı bölücü güçler ve batılı bozguncular bu durumdan yararlanmaktaydı. Kürtler için istikbalde müthiş bir darbeler hazırladığını ile süren Bediüzzaman daha o tarihte kalbim parçalanıyor diye feryat etmekteydi.
Bediüzzaman sağlığında bu üniversitenin açılması için teşebbüste bulunmuş muydu?
Sultan Reşad Kosova?da İslamî ilimlerin okutulacağı bir Darü?l‑fûnun temelini atmıştı. Ancak Sırp işgali üzerine bu proje geri kaldı. Bediüzzaman bu tahsisatın kendisine verilmesini istemiş ve kabul edilmiştir. 1913 yılı ortalarında Van gölü kenarında üniversitesinin temelini atmıştır. Cihan harbi üzerine bu proje de tamamlanamamıştır.
Milli mücadele döneminde Ankara'da bulunduğu günlerde konu tekrar gündeme gelmiş, Üniversitesinin tamamlanmasını istemişti, Meclis bu talebi kabul etmiştir.
Bunun için yaptığı konuşmada kullandığı bir cümle o gün yaşadığı endişeleri dile getirmesi yönüyle önemlidir:
?Yoksa, Türk olmayan müslümanlar, Türk?e hakikî kardeşliğini hissedemiyecek. Şimdi, bu kadar düşmanlara karşı yardımlaşma ve dayanışmaya muhtacız?
Osmanlı Yöneticilerinin bu düşüncelere yaklaşımlarını gösteren bir belge var mı?
Enver Paşa gibi ittihad-ı İslam?a inanan ittihatçılar, Bediüzzaman?ın eğitim konusundaki görüşlerine destek veriyorlardı. Cihan harbi bir süre gecikse muhtemelen bu üniversite projesi hayata geçirilecekti.
Örneğin Osmanlı arşivinde yeni açılan bir belgede Van Valisi Tahsin Bey, Bediüzzaman?ın görüşlerini özetlemişti:
Asırlardır uyuyan vatanın bu geniş kıtasını uyandırmak için tek çare eğitimdir. Bu da ancak dini eğitim ile mümkün olur.
Civar vilayetlerin de ihtiyacını karşılayacak şekilde vilayet merkezinde, dini ilimlerle fen bilimlerinin birlikte okutulacağı Daru?l-fünün şeklinde bir medrese-i ilmiye açılması ve gerekli paranın Padişah tarafından ihsan edilmesi talebi kabul edilmiştir.
Vali Tahsin Bey bölücülüğün tek çaresi olarak görülen bu talebin bir an önce hayata geçirilmesi istemektedir.
Son olarak teklifiniz nedir?
Bu ifadeler yüz yıl önce dile getirilmiş ancak daha dün söylenilmiş gibi sıcak ve canlıdır. Bu sese kulak verilmeli hem bir özür hem de bir vefa borcu olarak ya yeni bir üniversite açılmalı yada bölgedeki üniversitelerden binin ismi Bediüzzaman Üniversitesi olarak değiştirimledir.
Dr. Ramazan Balcı


