Aktif İmam
Aktif İmamın gençleri, Üstad Bediüzzaman Said Nursi?nin elli ikinci vefat yıldönümü münasebetiyle bir soru yönelttiler. Bu nedenle Hazreti Üstadın tarihçe-i hayatından iktibas ettiği bir yazısının ikinci bölümünü okuyucularıyla paylaşıyor. Üstad Bediüzzaman Millet ve memleket için canını vermekten zerre kadar çekinmeyen bir fedai. Fitnenin, bozgunculuğun en müthiş düşmanı. Milletin menfaati için, her türlü zulme, işkenceye tahammül ediyor. Ona zulmedenlere o beddua bile etmezdi. Onu zindanlara atanlara, ancak salah ve iman temenni ederdi. Gaye uğrunda ölüm, onun için basit bir şeydir.Kendisi bir çanak çorba, bir bardak su, bir lokma ekmekle tagaddi eder. Elbisesi pek basit ve fakiranedir. Beyaz Amerikan bezinden pamuklu bir hırka. Çamaşırını kirlenmeden değiştirir ve temizletirdi. Temizliğe fevkalâde önem verirdi. Dünyada mülk olarak bir karış yeri yoktur. Kendisi için yaşamaz, cemiyet için yaşardı. Yapısı ufak tefektir, fakat heybetlidir, haşmetlidir. Gözleri birer şems-i tâbân gibi nur saçar. Bakışları şahanedir. Maddeten, belki dünyanın en fakir adamıdır; fakat maneviyat âleminin sultanıdır. Seksen küsur senenin âlâmı yüzünde bir buruşukluk yapamamış, yalnız saçlarını ağartmıştır. Rengi, pembe beyazdır. Sakalı yoktur. Bir delikanlı kadar zindedir. Halim ve selimdir. Fakat heyecana geldiği zaman bir Arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur. En sevmediği şey siyasettir. Otuz beş senedir bir gazeteyi eline almış değildir. Dünya ile alâkasını kesmiştir. Akşam namazından sonra ertesi gün öğleye kadar kimseyi kabul etmez, ibadetle meşgul olur. Pek az uyur. Talebelerini de siyasetten şiddetle menederdi. Memleketin her tarafında 600 bini mütecaviz, bu tarih (1952) idi, belki bir milyonu bulan talebeleri, memleketin en faziletli evlatlarıdır. Üniversitenin muhtelif fakültelerinde müspet ilimler tahsil eden şakirtleri pek çoktur, yüzlercedir, binlercedir. Hiçbir Nur talebesi yoktur ki, sınıfının en faziletlisi, en çalışkanı olmasın. Memleketin her tarafında bulunan yüzbinlerce Risale-i Nur talebesinden hiçbirinin, hiçbir yerde asayiş bozucu hiçbir hareketi, hiçbir vakası yoktur. Her Nur talebesi, hükûmetin, nizam ve intizamın tabiî birer muhafızıdır; asayişin manevî bekçisidir.İstanbul seyahatinden mustarip olup olmadığını sordum. -Bana ıstırap veren, dedi, yalnız İslâm?ın maruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için karşı koymak kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi mukavemet güçleşti. Korkarım ki cemiyetin bünyesi buna dayanamaz, çünkü düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cem?i yetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kalesi tehlikededir. İşte benim yegâne ıstırabım budur. Yoksa şahsımın maruz kaldığı zahmet ve meşakkatleri düşünmeğe bile vaktim yoktur. Keşke bunun bin misli meşakkate maruz kalsam da, iman kalesinin istikbali selâmette olsa!Eşref Edip: -Yüzbinlerce imanlı talebeleriniz size gelecek için ümit ve teselli vermiyor mu?Bediüzzaman: -Evet, büsbütün ümitsiz değilim. Dünya, büyük bir manevî buhran geçiriyor. Manevî temelleri sarsılan batı toplumları içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir taun felâketi gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş bulaşıcı illete karşı, İslâm toplumu ne gibi çarelerle karşı koyacak? Batının çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa İslâm cemiyetinin ter ü taze iman esaslarıyla mı? Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum. İman kalesini, küfrün çürük direkleri tutamaz. Onun için, ben yalnız iman üzerine mesaimi teksif etmiş bulunuyorum. Risale-i Nur?u anlamıyorlar yahut anlamak istemiyorlar. Beni, ?skolastik? orta çağın bataklığına saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müspet ilimlerle, bu asrın fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin meseleleri hallettim. Hatta bu hususta da bazı eserler telif ettim. Fakat ben, öyle mantık oyunları bilmiyorum. Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem. Ben, cemiyetin iç hayatını, manevî varlığını, vicdan ve imanını terennüm ediyorum. Yalnız Kur?an?ın tesis ettiği tevhit ve iman esası üzerinde işliyorum ki İslâm cemiyetinin ana direği budur. Bu sarsıldığı gün, cemiyet yoktur.Not: devamı gelecek
ICERIK_ARASI
Reklam Alanı
Etiketler:
#yazilar


