(15)Aktif imam
Aktif imam namazdan sonra cemaatine dönerek şöyle dedi:
“Değerli müminler Cenab-ı Hak Kur’an-ı kerimde şöyle buyuruyor:”
“Kim bir kötülük işlerse, sadece o kadar cezalandırılır. Ama mümin olarak, ister erkek ister kadın olsun, kim makbul ve güzel bir iş yaparsa, işte onlar cennete girer ve orada hesapsız nimetlere nail olurlar.” (1)
“Hz. Kur’an’ın bu ifadesine göre, ne iyilik ve nede fenalık, cezasız kalmayacaktır. Herkes ettiğini mutlaka bulacaktır. O halde elimizden geldiği kadar iyilik yapmaya, kötülüklerden de kaçmaya çalışalım.
Hem şunu haber vereyim ki; ölüm haktır hiç kimse inkâr edemez. Hiçbir beden şu büyük dünyaya direk olacak kabiliyette yaratılmamıştır. Zira bu vücut demirden ve taştan değildir. Ancak et, kan ve kemik gibi değişik şeylerden bir araya getirilmiştir. Kısa bir zamanda birliktelikleri olsa da, bir birinden ayrılmaları her vakit mümkündür.”
Değerli Müslümanlar:
-Bu vücut bizim değil, bizde emaneten duruyor. Bu emanete tam sahip olabilmek için, vücudumuzda bulunan enerjiyi Allah yolunda kullanmak gerektir. Eğer insan bu vücudu heva ve hevesine göre çalıştırırsa, meccanen zayi olur gider. Eğer asıl mülkün sahibi olan Allah yolunda çalıştırırsa, O muhafaza edip ve daha güzel bir şekilde iade edeceğini ayeti kerimeyle haber veriyor.” (2)
Üstad Bediüzzaman ne güzel demiş:
-Devamı olmayan bir şeyde lezzet yoktur. Sen zâilsin. Senin dünyan da zâildir. Halkın dünyası da zâildir. Kâinatın şu şekli hazırı da zâildir. Bunlar saniye ve dakika ve saat ve gün gibi birbirini takiben zevale gidiyorlar.
O halde ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.” (3)
Aktif imam sohbetini şöyle sürdürdü:
-Hz. Üstadın bu ifadesinden de anlaşılıyor ki; şu dünya hayatı daimi değildir, o vakit tadı da daimi değildir. Bir üzüm yedirse yüz tokat vurur. Ama tadı, tuzu yerinde olan bir hayat vardır. Onu da bize Allah Resulü (sav) haber veriyor:
Bir insan ölünce ameli defteri kapanır. Ancak şu üç grubun defterleri kapanmaz;
1. İnsan öldükten sonra arkasından kendisine dua edecek Salih bir evlat bırakırsa.
2. Sevabı kendisine ulaşan bir sadaka-i cariyesi olursa.
3. Kendinden sonra amel edilen bir ilim bırakırsa.” (4)
Şu sayılanlardan birine sahip olan ahirette tatlı bir hayat sürecektir.
“Şimdi gelelim şu yapımını düşündüğümüz şadırvan işine. Şu anda hangi safhadayız, sizden onu öğrenmek istiyorum? Bakınız bu şadırvan işi en güzel bir sadaka-i cariyedir. Siz ölseniz bile günah cihetinde ölmüş, sevap cihetinde yaşıyorsunuz demektir.
Cemaatten Hacı Hilmi Efendi söz aldı. Çünkü o şadırvanın çimento işini üstlenmişti.
“Hocam ben Sacit beylere gittim, biraz ucuz alayım diye bir şeyler anlattım.
Sacit Bey dedi ki:
-Senin gibi kendi yağıyla kavrulan birsi bu kadar yükün altına girerse, biz şadırvanın tüm masraflarını üstlensek yine de azdır. Bunun için şadırvanın çimentosu, kumu ve kireci Sacit beyler den olacaktır dedi.
-Artık bize de bir başka vazifeyi üstlenmek kaldı. Hem Sacit Bey neler söyledi bir bilsen.
Aktif imam:
-Neler söylediler diye sordu?
Hacı Hilmi Efendi şöyle anlattı:
-Bu aktif imamın camisinin hizmetini üslenmek daha bir başkadır. Çünkü imam camimize geldi geleli mahallemizin sosyal yapısı değişti.
Daha önce alnı secdeye değmeyen gençlerimiz şimdi beş vakit namaz kılar oldular. İçip içip de gece yarısı sokak ortasında bağıran sarhoşlar gözükmez oldular. İmamın kadınlara yönelik haftalık sohbetleri, o kadar etkili oldu ki; bizim evde geçinemeyen gelin kaynana, şimdi ana kız gibi oldular. Gelin kaynanaya saygıda kusur etmiyor, kaynana da geline sevgide kusur etmiyor. Adeta evimiz cennet bahçesi oldu. Biliyorsun babamın yaşı yetmişi geçti. Bu yaştan sonra kur’an okumaya başladı. Bütün bu çalışmalar imam efendinin gayretinin ürünüdür. Bütün kuvvetimizle imamı desteklememiz lazım dedi.
Aktif imam:
-Bunlar bizim asli görevimizdir. Ne mutlu bizlere bu sorumluluğumuzu yerine getirebilirsek.
Cemaatten İbrahim amca da söz aldı.
Hocam bende “can kardeşler inşaata” gitmiştim. Bende Hacı Hilmi efendinin yaptığı gibi tuğlaları indirimli almak istemiştim. Onlarda Sacit Beylerin yaptığı gibi, hem tuğlaları hem de ustalık masrafını üstlendiler. Şadırvanın yapılması için lazım gelen malzemeleri aralarında taksim eden cami cemaatine yapacak bir şey kalmamış. Tümünü mahallenin zenginleri tek vücut olup, şadırvanın yapılması için gerekli malzemeleri hazırladılar. Kadınlarda şadırvan bitene kadar ustaların yemeğini aralarında paylaşmışlar.
Not:
Aktif İmam konusu devam edecek
Kaynaklar:
(1) Mümin Suresi,40/40
(2)Tövbe Suresi,9/111
(3) Mesnevi-i Nuriye, Bediüzzaman SaidNursi, S. No ( 129) Envar Neşriyat, İstanbul.
(4) Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof İbrahim Canan, Hadis No. (6058) cilt, 16, Sayfa. (547) Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik, A.ş, İst.


