Aktif İmam, cemaatiyle birlikte değerlendirdiği mübarek berat gecesi hakkında şunları anlattı.
Değerli cemaatim:
-Berat kelimesiyle ilgili kısa bir açıklama yaptıktan sonra, bu gece hakkındaki diğer konulara geçeceğim.
Berat kelimesinin birkaç anlamı vardır, bunlardan birincisi şöyledir:
Türkçemiz’de berat olarak kullanılan “beraet” kelimesi “el-berâe” kökünden türetilmiştir. Beri olma, aklanma, temize çıkma, suçsuz kalma, bir yükümlülükten kurtulma veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamlarını ifade eder
İkincisi:
Suçlu zannıyla birisi mahkûm edilir. Mahkemede suçsuz olduğu tespit edilince serbest bırakılır. Ona sorulduğunda “Mahkeme suçsuz buldu berat ettim” Cevabı alınır. Bunun gibi müminler de bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulur.
Üçüncüsü:
Osmanlı zamanında bir vazifeyle görevlendirilen devlet görevlilerine verilen resmi belgeye berat denirdi.
Dördüncüsü:
Berat: Rütbe, Nişan, İmtiyaz ve taltif için verilen resmi belgeye de bu isim verilir.
Maliyeye borcu olan bir adam gidip burcunu ödediğinde onun eline bir makbuz verilir. Aynen bunun gibi bu gece Cenab-ı Hakka iltica edenlerin günahları bağışlanır ve beraat makbuzları amel defterine konulur.
Berat gecesini değerlendirenler elbette sair insanlardan farklı olarak cennete giderken rütbelerini takınıp öyle gideceklerdir.
Berat gecesinin pek çok özelliklerinden biri de bu gece peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmesidir. Bu yetkinin üçte biri Şaban’ın on üçüncü günü, üçte biri Şaban’ın on dördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban’ın on beşinci günü verilmiştir.
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bu mübarek gece hakkında bizim için pek çok önemi bulunan bilgileri vermektedir.
“Açık olan ve gerçeği açıklayan bu kitaba yemin ederim ki; biz onu kutlu bir gecede indirdik. Çünkü biz haktan yüz çevirenleri uyarırız. O öyle bir gecedir ki her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle, o gece yazılıp belirlenir.” (1)
Bu ayet-i Kerime’nin pek çok manalarından biri şudur. Biz Kur’an-ı insanların doğru zannettikleri eğrileri göstermek için mübarek bir gecede indirdik. Böylece eğri büğrü yaşamaktan kurtulsunlar. O mübarek gece muhtemelen Leyle-i Berattır. Ömeri Nasuhi gibi bazı müfessirler o mübarek gecenin Leyle-i Kadir olduğunu söylemişlerse de, Leyle-i Berat olduğunu söyleyen müfessirler de vardır. Kur’an-ı Kerim’de “İnzal” tabiri vardır. Bu tabir Kur’an’ın vasıtasız bir defada inmiş olması demektir. Yine Kur’an’da “Tenzil” tabiri vardır. Bu tabir de bir defada değil belli aralıklarla inmiş demektir.
Bundan anlaşılıyor ki; koca çam ağacının bir çekirdeğin içerisine sıkıştırılması gibi, Cebrail (asm) da bütün Kur’an-ı bir cümle içine sıkıştırılmış olarak, Berat gecesinde Levhi Mahfuzdan teslim almış ve sefereye (yazıcı meleklere) yazdırmıştır. Onlar da Kadir gecesine kadar kırk gün içinde istinsah edip tamamlamışlardır. Böylece Kur’an-ı Kerim’in ilk ayeti Peygamber Efendimize Leyle-i Kadirde teslim edilmiştir. Daha sonra ihtiyaç hâsıl oldukça ayet ayet gelmiş yirmi üç yılda tamamlanmıştır.
Eğer Kur’an yirmi üç senede değil de bir defada indirilmiş olsaydı o vakit Kur’an-ı Kerim’de bahsi geçen mübarek gecenin Kadir gecesi olduğu söylenebilirdi.
Ayrıca ayette, “O öyle bir gecedir ki her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle, o gece yazılıp belirlenir” buyurulmaktadır.
Başta Hz. Kur’an olmak üzere bir sene içinde cereyan edecek olayların tümü, Şaban ayının on beşinci gecesi kesinleşmiş ve geri dönüşü olmayan emirler, ilmi ilahîden çıkmış ilgili meleklere teslim edilmiştir. Melekler de o emirleri defterlere kaydederler, bu işleme berat gecesinde başlanır, kadir gecesine kadar tamamlanır.
Rızıklar, eceller, zenginlikler, fakirlikler, doğumlar, ölümler, o gece kaydedilir.
Erzak nüshası Mikâil’e (asm), harpler, zelzeleler, hasifler, sâikalar (doğal afetler) nüshası Cebrail’e (asm), ameller nüshası dünya sahibi olan İsmail’e ki; büyük bir melektir, musibetler nüshası da Azrail’e (asm) verilir. (2)
Ayrıca dünyada işlenen iyilikler ve kötülükler Berat gecesinde Cenab-ı Allah’a arz edilir. Kulların bir sene içinde yaptıkları işler gözden geçirilir. Affa layık olanlar bu gece bağışlanır. Peygamber Efendimiz bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısını insanlara anlatabilmek için, o zamanda koyun sürüsü bakımından çok zengin olan beni kelb kabilesinin koyunlarını misal göstererek onların tüyleri adedince insanların af olacağını ifade buyurmuştur.
Rabbimiz insanların ahirette sıkıntıya düşmemeleri için önlerine bazı imkânlar koymuştur. Onlardan biri de Berat kandilidir. Şaban ayının on beşinci gecesini Rabbimiz Berat gecesi olarak belirlemiştir. Bu gece günahlardan berat etme gecesidir.
İlâhî feyz ve bereketin yeryüzüne sağanak sağanak yağdığı bu mübarek ay ve içinde bulunan berat gecesi müminler için en kârlı ve kazançlı bir gecedir.
“Şaban ayının diğer aylara göre kıymetini artıran en önemli tarafı, diğer vakitlerde kılınan bir rekât namazın sevabı on ise, Şaban ayında üç yüzden fazladır. Okunan her bir Kur’an harfi için üç yüz Cennet meyvesi vardır.” (3)
“Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr'in kudsiyetindedir. Her bir hasenenin Leyle-i Kadir'de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat'ta her bir amel-i sâlihin ve her bir harf-i Kur'anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur'anla ve istiğfar ve salâvatla meşgul olmak büyük bir kârdır.” (4)
Bağışlanmakla ilgili olarak şöyle mantıki bir misal verelim: Maliyeye vergi borcu olan bir adam, borcunu ödediğinde eline bir makbuz verirler. Böylece borçtan ve cezadan berat eder. Hz. Allah’ta Berat gecesinde kendine iltica eden mümin kullarına berat yazar, o kulunun amel defterine koyar. Kul günahlardan berat etmiş.
Ama insanlara karşı suç işlemişse, kendisinde hakkı bulunan kimseyle helalleşmesi lazımdır. Yoksa şehit bile olsa onun işi karışıktır.
Hem gerçek huzurumuzun kaynağı olan bu ihsan ve bağış ayında, amel defterimizin sevap hanesine kayıt ettireceğimiz ibadetler, şeytan ve nefsin fırlattığı gaflet, oklarına kalkan vazifesi görecektir. Farkına varmadan veya bir anlık gaflet sonucu işlediğimiz hata ve kusurların kefareti olabilecek hasenat ve iyilikler en bereketli şekilde bu günlerde elde edilmektedir. Hem bu yapacağımız ibadetler, ileride hücumuna maruz kalabileceğimiz günahlar için de bir siper olabilir.
Allah Resulü diğer aylara göre bu aylarda daha çok ibadette bulunurlardı.
Hz. Aişe (ra) rivayetine göre Allah Resulü (sav) buyurdular ki:
“Allah Teâlâ Hazretleri, Nısf-u Şa’ban gecesinde dünya semasına iner (Rahmetiyle tecelli eder) ve Kelb Kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder. Tirmizi “Ateşe müstahak olanlarda” ziyadesini kaydetmiştir.(5)
Bir başka Hadis-i Şerifte Hz. Ali (ra) rivayet etmiştir. Allah Resulü (sav) buyurdular ki:
“Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman gecesinde namaz kılın, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Cenab-ı Hak o gün güneşin batmasıyla, dünya semasına iner ve şöyle der: “Bana istiğfar eden yok mu mağfiret etsem! Benden rızık isteyen yok mu rızık versem, belaya maruz kalan yok mu afiyet versem... şöyle olan yok mu, böyle olan yok mu?” Bu hal fecrin sökmesine kadar devam eder.” (6)
Böylece Efendimiz dua ve niyazlarında bu ayların kutsiyetini dile getirmişlerdir.
Peygamberimizin Şaban ayına gösterdiği bu hürmetin bir sebebi de bundan sonra gelecek olan Kur’an ayı Ramazan’dan dolayı idi.
Bazı mana büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
“Allah’ım, şayet ismimi Saidler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, Allah dilediğini işler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.” (7)
Not:
Tüm oyucularimin gelecek Ramazani Seriflerinin tebrik ederim.
Kaynaklar
(1) Duhan Sûresi, 44/1-2
(2) A. H. Yazır, Elmalılı. Duhann şuresi,44/4, Duhan Sûresi, 44/4
(3) Bediüzzaman SaidNursi, Şualar, S. No (494) Envar Neşriyat, stanbul.
(4) Bediüzzaman SaidNursi, Şualar, S. No (( 505) Envar Neşriyat, İstanbul.
(5) Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof İbrahim Canan, Hadis No. (4567) cilt, 17, S. (58) Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik, A.ş, İst.
(6) Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof İbrahim Canan, Hadis No. (1390) cilt, 17, S. (58) Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik, A.ş, İst.(7) Keşfül Hafâ. 2:9


