Aktif İmam gençlerini motife etmeye devam ediyor.
-Sevgili gençler:
Öyle bir bahçe düşününki; ağaçlarının gölgelerinde otururursunuz. Dalları üzerlerinize sarkarmış, artık meyvelerin devşirilmesi pek kolaydır. Oturduğunuz yerden kalkmadan uzanıp meyveleri koparılır. Gençler, böylesine bir bahçede sevdiklerinizle beraber olmak istemez misiniz?
Gençler:
-Hocam, böyle bir yerde sevdikleriyle sohbet etmeyi kim istemez.
Aktif İmam:
-Öyleyse boş vakitlerinizde o sevdiklerinizin bu bahçelerin meyvelerinden istifade etmelerini sağlayabilirsiniz. İşte bunun için şu Ramazan ayı büyük bir fırsattır, çünkü bu ayda şeytanlar zincire vurulur. Cehennem kapıları kapatılır, cennetin kapıları ardına kadar açılır.
Bu fırsatı değerlendirmek, sizin gibi gençlerin aradığı bir iştir. Serçenin çekirge avladığı gibi, gençleri avlayabilirsiniz. Fakat o gençler avlandıklarının farkına varmamalıdır. Avlamak istediğiniz gencin karakterine uygun davranışlar sergileyecek ve konuşmalarınızı da ona göre ayarlayacaksınız.
Çok faydalı bir ilaç, dozajı iyi ayarlanmazsa adamı hasta eder. Söz ve davranışlarda böyledir. Karşılaştığınız gençleri kazanma noktasında buna çok dikkat edeceksiniz. Metotsuzlukla ilgili olarak hocamdan dinlediğim bir hikâyeciği size nakil edeyim.
Artık siz sevgide güneş gibisiniz. Güneş çıktığı zaman hiç ayrım yapmaz, herkese eşit davranır. Sizde dost düşman sevginizi herkese eşit olarak su gibi akıtacaksınız. Hataları gece gibi görmezden geleceksiniz. Alçak gönüllülükte toprak gibi olup öfkelendiğinizde ölü gibi olacaksınız. Bu işi başaracağınızdan eminim. Artık siz bu sahada uzmanlaştınız.
Bir zaman çok meşhur kalabalık insanlara vaaz eden bir hoca varmış. Hoca hangi camiye gitse oturacak yer bulunmazmış.
Camiler salonlar ağzına beraber dolarmış, Bir cuma günü hoca yine vaaz etmek için camiye gelmiş, bakmış ki içeride kimse yok, cami bomboş. Hoca ne yapacağını düşünürken, mahalle sakinlerinden güngörmüş bir ihtiyar çıka gelmiş. Hoca bu güngörmüş ihtiyara sormuş:-Camide kimse yok ne diyorsun vaaz edeyim mi etmeyeyim mi?”
Güngörmüş ihtiyar:
-Hocam ben cahil bir adamım, benim işim at beslemek bu işlerden anlamam. Ama yine de size fikrimi söyleyeyim.
Ben tavlaya gelsem görsem ki bütün atlar gitmiş biri kalmış. O, kalan atı da ihmal edip aç bırakmam, yemini suyunu verim demiş. Hoca mesajı almış, hemen kürsüye çıkıp vaaz etmeye başlamış.
Hoca efendi anlatmış da anlatmış, uzun bir konuşma yapmış. Sonunda vaazı tamamlayıp kürsüden inmiş ve namazı kıhmışlar.Namazdan sonra hoca güngörmüş ihtiyara sormuş: “Nasıl buldun, vaazımı beğendin mi” demiş?Güngörmüş ihtiyar:-Hocam, sana baştan söyledim ben at bakıcısıyım vaazdan falan anlamam.
Ancak kaçan atların suyunu ve yemini o tek ata veripte o atı çatlatmam demiş.Her halde ne demek istediğimi anladınız!Ama ben sizden eminim ki siz bu işi benden daha iyi yaparsınız. Bakınız bugün siz burada olmayabilirdiniz. Size uzanan şefkatli bir el bugün sizin melekleşmenize vasıta olmuş. Siz de başkalarının melekleşmelerine vesile olacaksınız. Haydi, göreyim sizi, akşam teravihte yanınızda bir iki gençle beraber görmek istiyorum.. Gençlerden biri dedi:
-Hocam, biz bu zamana kadar şunu öğrendik ki; Allah insanların zararına olan bir şeyi emretmez. O halde bu oruçla hangi menfaatimiz gözetilmiştir?Aktif İmam:
-Aferin Şakir, bu soruyu siz bana sordunuz size de bir başkası sorabilir.Gelecek sohbetimizde bu sorunun cevabını vereceğiz. Siz hiç vakit kaybetmeden vazife başına geçin.
NOT: AKTİF İMAMIN ÜÇ IŞIKTAN YANSIMALAR İSİMLİ BİR KİTABI ÇIKTI.
SEYDİŞEHİR’DE Kİ BÜTÜN KİTAPÇILARDA BULABİLİRSİNİZ!
Bu kitapta, aşağıdaki çok önemli sorulara cevap vermeye çalışılmıştır:İnsan niçin yaratılmış?
Allah’ı niçin göremiyoruz?
Allah’ı nasıl tanıyabiliriz?
Niçin iman etmeliyiz ve imandaki mertebeler nelerdir?
Niçin ibadet etmeliyiz, ibadetin insana ne faydası vardır?
Niçin namaz kılmalıyız, namazın faydaları nelerdir?
Ayrıca ibadetteki lezzet ve saadet, bizi biz yapan değerler.
Ebedi hayatın anahtarı, kabre giriş yolları gibi insanı düşündüren konuları ele alınmıştır.Allah’ın varlığında şüphesi bulunanlar mutlaka bu kitabı okumalı!


