23) Aktif İmamın gençlerden biri dedi:
-Hocam, bizim bu zamana kadar öğrendiğimiz şu ki; Allah insanların zararına olan bir şeyi emretmez. O halde bu oruçla hangi menfaatimiz gözetilmiştir?
Aktif İmam:
-Cenab-ı Hak insana nefis dediğimiz bir duygu vermiştir. Bu duygu su gibidir. Eğer su geminin altında olursa insanın hem yükünü taşır, hem de gitmek istediği yere götürür. Şayet su geminin içine girerse o zamanda gemiyi batırır. Nefiste böyledir. İnsan ahiret yolunda ilerlerken yükünü nefse yükler üstüne de binerse, doğru cennetin ortasına gider.
Nefse her istediği verilirse o zaman azgınlaşır, daha zapt edilmez hale gelir. O vakit nefis sahibine biner. Geminin içine su girince battığı gibi, nefiste insana binince sahibini batırır ve cehenneme ehil hale getirir. Eğer nefsin istekleri sınırlandırılırsa, o vakit nefis kontrol altında tutulabilir. Nefsi kontrol altına almak için Ramazan-ı Şerifteki oruç biçilmiş kaftan gibidir. Ramazan ayında oruç tutmanın çok hikmetlerinden bir hikmeti, Nefsi kontrol altına almaktır. Ekseriyetle insanlar açlık belasına düşerler. Sabır ve tahammül etmek için oruç bir idmandır ve nefsi frenlemektir. Demek, insanoğlunun musibetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün en etkili ilâcı oruçtur.
Nefis oruç vasıtasıyla sabretmesini öğrenir. Sabır ise Hadis-i Şerifte “Cennetin hazinelerinden bir hazinedir.” buyurulmaktadır. (1)
İnsan Ramazan orucu vasıtasıyla elde ettiği bu hazineyi başka hiçbir yolla elde edemez. Bu sebeple Rabbimiz oruç tutmayı emretmiş ki; ahirette fakir düşmeyesiniz.
SABIR HER ÇEŞİT MÜŞKÜLATIN ANAHTARIDIR
Sabırla ilgili bir iki cümle daha söyleyeyim sizlere.
Dinimizde sabrın önemi çok büyüktür. Başımıza gelen belâya hoşnutsuzluk göstermeden katlanmak, acı bir şerbeti yüzünü ekşitmeden içmek gibidir. Başımıza gelen bela ve musibetlere karşı, neden bu bela başıma geldi diye şikâyet ve feryat etmek, âdeta kaderi tenkit ve rahmete itiraz etmektir. Kaderi tenkit eden başını örse vurur, kırar. Rahmete itiraz eden, rahmetten mahrum kalır.
Sabır her çeşit müşkülatın anahtarıdır. Cenab-ı Hakk’ın inayet ve yardımı sabırlı adamlarla beraberdir.
Cenab-ı Hak, Hakîm isminin muktezası olarak, eşyanın meydana gelmesi için merdivenin basamakları gibi bir basamak koymuştur. Sabırsız adam itinalı hareket etmediği için, basamakları ya atlar düşer veya noksan bırakır; maksadının damına çıkamaz. Bir dakikada tetiği çeker edamı öldürür. Bir dakika sabırsızlık yüzünden en az on beş sene hapis yatar.
Edison sabırla deneyini sürdürdü ve sonunda insanlığı ışığa kavuşturdu. Sabretmek, kurtuluşa, başarıya sebep olan güzel bir huydur. Sabır, peygamberlerin hasletlerindendir. Bunun için atalarımız, “Atalarımız, sabır acı ise de meyvesi tatlıdır. Sabrın sonu selamettir. Sabırla koruk helva olur” demişler.
İnsanın nefsi gafletle kendini unutur. Mahiyetindeki sınırsız acizliğini, fakirliğini ve kusurlu olduğunu göremez hatta görmek istemez. Hem çok zayıf ve küçük bir mikroba mağlup olacağını, pek çok musibetlere hedef bulunduğunu ve çabuk bozulur dağılır et ve kemikten ibaret olduğunu da düşünmez.
Sanki çelikten bir vücudu varmış ve hiç ölmeyecekmiş gibi, şiddetli bir hırs ve muhabbet ve aç gözlülükle dünyaya saldırır. Her lezzetli ve menfaatli şeylere talip olur. Kendini şefkatle terbiye eden yaratıcısını unutur. Biraz sonra Azrail’in gelip götüreceğini düşünmez; ahlaksızlık içinde yuvarlanır.
İşte insan oruç vasıtasıyla kendisinin hiç olduğunu bir sineğe mağlup düşeceğini anlar. Üstad Badiüzzaman Ramazan risalesi isimli eserinde konumuzla ilgili olarak şunları anlatmış!
“İşte Ramazan-ı Şerifteki oruç; en gafillere ve mütemerridlere, (inatçılara) za'fını ve aczini ve fakrını ihsas ediyor. Açlık vasıtasıyla midesini düşünür. Midesindeki ihtiyacını anlar. Zaîf vücudu, ne derece çürük olduğunu hatırlar. Ne derece merhamete ve şefkate muhtaç olduğunu derk eder. Nefsin firavunluğunu bırakıp, kemal-i acz ve fakr ile dergâh-ı İlahiye ye ilticaa bir arzu hisseder ve bir şükrü manevî eliyle rahmet kapısını çalmağa hazırlanır. Eğer gaflet kalbini bozmamış ise... (2)
İşte size orucun binler faydalarından iki faydası.
Burada bir hatırlatma yapayım! Biz orucu faydası olduğu için değil, Allah emrettiği için tutarız. Faydası olduğu için tutulursa o ibadet olmaz. Allah emrettiği için tutulursa ibadet olur.
SEVGİLİ GENÇLERİM:
Bu ramazan ayına değer katan en önemli hususlardan biri de bu ay içinde kadir gecesinin bulunmasıdır.
Kadir gecesinin en önemli özelliği de, cin ve insanlara iki cihan saadeti bahşeden, kâinat kitabının ezelî bir tercümesi olan yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in bu gecede nazil olmasıdır. Daha sonra ise ihtiyaca göre ayet ayet veya sureler halinde vahyin mazharı Resul-i Ekrem’e (asm) Cebrail (asm) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır.
Geceler içinde en nurlu ve feyizli geceyi Kadir gecesinde idrak ederiz. Kur’an’ı Kerimde adı geçen tek ay Ramazan ayı; tek gece de Kadir gecesidir. Bu bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Rabbimiz Peygamber Efendimize Kur’an’ı Kerim’le haber vermiştir.
Bu gecenin faziletine o kadar değer verilmektedir ki, o vakitlerde tecelli edecek rahmetin feyiz ve bereketin anlatılması için müstakil bir sure indirilmiştir. Bu sure Kadir Suresidir. Rabbimiz Kadir gecenin kutsiyetini bildirmek için böyle bir surede üç defa “Leyletü’l-Kadr” ifadesini kullanmış ve şöyle beyan etmiştir:
“Şüphesiz, biz Kur’an-ı Kadir gecesinde indirdik. (Habibim) bilir misin, Kadir gecesi nedir? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.”
O gecede zuhura gelecek kutsi hâdiseler de surenin sonunda şöyle ifade buyurulur: “O gecede melekler ve Cebrail Rabbimizin izniyle her iş için arka arkaya inerler. Artık o gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir esenliktir... (3)
Bu vesileyle tüm alem-i İslam’ın mübarek kadir gecesini tebrik eder İslam alemine hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ederim
Kaynaklar:
(1) 500 Hadis, Ömeri Nasuhi, Diyanet işleri reisi, Hadis No. (212) Basım yayın, İstanbul, 1961.
(2) Bediüzzaman SaidNursi, Mektubat, S. No ( 401) Envar Neşriyat, İstanbul.
(3) Kadir Suresi, 97/1-5


