Dönemin Seydişehir Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Seydişehir Ticaret Odası, Atatürkçü Düşünce Derneği, CHP, İşçi Partisi, DSP, MHP, DYP, ANAP, GP İlçe Başkanları Şehir meclisini oluşturmuş özelleştirme sürecini yönetmeye ve eylem birlikteliklerine ortak kararlar almışlardı.
Süreç; tesislere ve satın alan Cengiz kardeşlerin araçlarına zarar vermeye kadar gitmiş, dış etkenler ve kaos ortamından faydalanan fırsatçıların tahrikleri ile önüne geçilemez kahramanlık gösterilerine dönüşmüştü… Onlara göre alüminyum özelleştirilemezdi…
Ta ki, CEKA yetkilileri sahibi oldukları tesislere gelip yönetime el koyuncaya kadar…
Artık dünün bıçkın özelleştirme karşıtı bazı şahıslar birbirlerine adeta küsmüş, o güne kadar Hasan’la omuz omuza özelleştirme kahramanı kesilen Hüseyin, Hasan’ı… Ali’de Veli’yi atlatarak, tesisin sahibi ve yöneticileri konumundaki; Mehmet Cengiz, Şaban Cengiz, Ekrem Cengiz, Cemil Tiryakioğlu, Kemal Özaydınlı, Mehmet Baykam, Mehmet Arıkan’a şirin görünme yarışına girmişlerdi…
O bıçkın özelleştirme karşıtları artık çıkar ilişkisi üzerine kurulan hesaplarla birbirini gammazlamaya başlamış, birlikte hareket ettiği arkadaşlarını küçücük menfaatleri uğruna iftira niteliğinde akıl almaz suçlamalarla şikâyet yarışına girmişlerdi. “Aslında ben özelleştirmeye karşı değilim” demeye başlamışlardı…Netice olarak da yeni sahipler bu zayıf karakterin tahlilini iyi yapıp ilçe yöneticileri ile diyaloglarını bu minvalde geliştirmişlerdi…
Valilik tarafından yapılan şehircilik, ekonomi, güvenlik, asayiş ve huzur gibi kıstasların dikkate alınarak yapıldığı bir araştırmaya göre Seydişehir diğer ilçelere kıstasla yaşanabilirlik açısından hep birinciliği göğüslerken; sözel şiddetin en çok olduğu ilçe olarak yine birinci olmuş…
Payitaht temsilcisinin ilçenin yöneticilerini, kendi arkadaşlarını, basın mensuplarını Ankara’da, ilgili bürokratlara siyasi çevrelere ve Konya valisine bile isim isim şikâyet ettiğini göz önünde bulundurursak tek cümle ile bu ahvale “Balık baştan kokar…” denir…
İlçemizde bu anlamda organize olmuş öyle bir şer şebekesi var ki; kendilerine biat etmeyen kim olursa olsun iftira kampanyaları ve siyasi güç ile bertaraf etme yoluna seçtiler hep... İlçemizde 7 yılda 5 kaymakam değişmesinin temel sebebi de budur.,, Oynanan son tangonun parçası konumunda ki rical maalesef bu oyunun tarafı olmuştur… Yazık…
Bendenizi de başkentte bürokratlara, politikacılara, devletin Konya Ricaline şikâyet ederek küçülen şer şebekesinin lideri bilsin ki; yaklaşık 30 yıldır basın camiasında onurumla yorumlar yapıyorum… Çıkarsız…
Hâsılı;
İlçe kaymakamı Kemal inan şer şebekesi ve reisinin hışmı ile tayin edilmiş ve yerine doğal olarak yeni kaymakamız atanmıştır…
Çok iyi biliyorum ki! Sözel şiddetin, iftiranın onlar için sıradan bir davranış haline geldiği Şebeke reisi ve karakter oyuncuları; daha ilk günlerde yeni kaymakamımız Tuncay Sonel’i abluka altına alarak Seydişehir’in gerçek değerlerini gammazlamaya daha ilk günlerden başlayacaklardır…
“Efendim şu adam çok iyi, şu adam tüh kaka, şu adam bizden, şu adam onlardan…”
Umarım bundan böyle;Konya valisi Sayın Aydın Nezih Doğan kendisine yaşatılan pekte hoş olmayan bu tecrübeyi dikkate alarak, yeni Kaymakamımız Sayın Tuncay Sonel’de bu gerçeğin farkındalığı içerisinde bulundukları makamda başarılı olurlar…
Eğer; tercihleri gammazcıların sözlerine biat yönünde olursa da;Kendileri bilirler…
Merakımdır;
"Sen benim kim olduğumu biliyor musuncular" acaba toplumsal kimlikleri bir kenara bırakıldığında neye benzeyecekler?


