23 Nisan 2026, Perşembe
02:32
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

Hac mevsimi gelince camilerde hocalar, müftüler hacla ilgili sohbetler yapıyorlar. Dershanelerde, evlerde yine hac sohbetleri, önceden hacca gidenler ve hacı adayları ne zaman bir araya gelseler hep aynı konu konuşuluyor. Türkiye’den Almanya’ya döndüm, baktım Almanya’da da hep aynı heyecan vardı. Bir kısım hacı adayları, evlerinden ayrılmış Mekke veya Medine’ye vasıl olmuşlar. Bir kısmı da yol hazırlığı yapıyor, eş ve dostlarını, komşularını camilere davet etmişler onlara yemek yediriyor ve helallik istiyorlar. Ben de davet edildiğim, nizamı âlem camii hocasının kısa bir konuşmasını, okuyucularımla paylaşıyorum.
Hoca Efendi hacla ilgili hacı ve adaylarına, hadisler ve ayetler ışığında bilgiler verdi. Çok güzel benzetmeler, yaparak hacı adaylarının hac öncesinde ve sonrasında nelere dikkat etmesi gerektiğini anlattı. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fethiyle çağ açıp çağ kapamıştır. Siz de bu hac görevinizi ifa ederek kendi hayatınızda çağ açıp çağ kapamış olacaksınız. Eski hayatınız geride kaldı. Bundan sonra yepyeni bir hayat başlıyor. Hac görevini hakkıyla yerine getirenler, günahlardan arınmış ve anasından yani doğmuş gibi olur. Hacı bundan sonraki hayatında engebelerin olmamasına çalışır. Çünkü; cennet hayatı, engebeli yaşantıyı kabul etmez. Efendimiz (sav)
Ebu Hüreyre’nin (ra) rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifte, şöyle buyurmuştur: “Haccı Mebrûr’un karşılığı cennetten başka bir şey değildir.!”
Umre yapmanın da Allah Resulü (sav), işlenen günahların af olacağına dair, şöyle işaretlerde bulunmuştur.
“Bir umre, diğer umreye arada işlenenler için kefarettir.” (1)
BİR AÇIKLAMA
Bu konuda İbnu Abdi’l-Berr, hadiste umrenin kefaret olacağı belirtilen günahların küçük günahlar olduğunu söylemiştir.
İbnü Abbâs’ın (ra) rivayetinde ise Allah Resulü (sav) şöyle buyuruyorlar:
“Hacla umrenin arasını birleştirin. Zîra bunlar günahı, tıpkı körüğün demirdeki pasları temizlemesi gibi temizler.” (2)
Burada, Allah Resulü (sav) hacla umreyi art arda yapmayı tavsiye etmektedir. Yani hac yapılınca peşinden umre de yapılmalıdır.
Bir kısım hocalar da Beytullah’ın maketini yapıp masa üstüne koymuş, caminin ortasında hacıların orada yapacakları görevler hakkında pratik bilgilendirmeler yapıyorlardı.
Bir de bu bayram, kurban bayramı olması nedeniyle, hacılar kurbanlarını orada kesecekler. Burada kalanlar da kurbanlarını burada kesecekler.
Çünkü bu, Rabbimizin bir emridir.
Kur’an-ı Kerim, Rabbimizin emrini şöyle izah buyuruyor:
“Biz her ümmete kurban ibadeti koyduk ki Allah’ın kendilerine erzak olarak verdiği hayvanları (kurban kessinler ve keserken de) Allah’ın adını ansınlar. Şunu da unutmayın ki hepinizin ilahı bir tek ilahtır. Öyleyse yalnız ona teslim olun. Sen ey Resulüm: o gönlü alçak, samimi ve ihlaslı ( müminleri) müjdele.”(3)
Cenab-ı Hak diğer bir ayeti kerimede de şöyle buyurur: “Biz kurbanlık büyükbaş hayvanları da sizin hakkınızda Allah’ın dininin şeâirinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Onlar boğazlanmak üzere saf halinde dururken onları kestiğiniz zaman Allah’ın adını anın. Yanı üstü yere yıkılınca da onlardan hem siz yiyin, hem kanaat gösterip istemeyene, hem de isteyen fakire yedirin! İşte böylece onları size âmâde kıldık ki şükredesiniz. Fakat unutmayın ki ne onların etleri, ne de kanları asla Allah’a ulaşacak değildir. Lâkin Ona ulaşan tek şey, kalplerinizde beslediğiniz takvâdır, Allah saygısıdır. O bu hayvanları size âmâde kıldı ki, sizi doğru yola eriştirdiği için O’nun yüceliğini ilan edesiniz. Öyleyse (ey Resulüm) güzel davrananları müjdele! Muhakkak ki Allah iman edenleri korur.(düşmanlarına karşı)savunur. Çünkü Allah hain ve nankör olan hiçbir kimseyi sevmez. (4)
Cenab-ı Hak başka bir ayet-i kerimesinde de “Allah adına kesilmeyen hayvanların etini yemeyin.” (5)
Bu ayet-i kerimelerden anlıyoruz ki, hayvanları keserken besmele çekmek vaciptir. Allah adına kesilmeyen hayvanların eti yenilmez. Eğer kasıt olmazsa unutularak kesilen hayvanların etinin yenilmesinde mahsur yoktur.
Hayvan-ı keserken de bismillah, yerken de bismillah demeliyiz. Allah namına vermeliyiz. Allah namına almalıyız. Öyle ise, Allah namına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız. Şayet almağa mecbursak, bismillah deyip almalıyız.
Rabbimiz, ayet-i kerime de “herkesin Allah’ı birdir, öyleyse ona teslim olun.” Yani fakirin de zenginin de Allah’ı birdir. İkinci ayette Hz. Allah bize iltifatta bulunuyor, size verdiğim mallardan infak edin demiyor. “Kendilerine rızk olarak verdiklerimizden infakta bulunurlar” buyuruyor. Böylece kendi rızasını elde etmemiz için teşvikte bulunuyor.
Allah’ın rızasını kazanma noktasında, bu kurban bayramını bir fırsat bilerek iyi değerlendiren samimi Müslümanları “ey Resulüm sen müjdele.” Senede bir defa et yüzü görmeyen insanlara kestiğimiz kurbanlarımızın etlerinden onlara da yedirmek insanlığımızın gereğidir.
Rabbimiz bir başka ayet-i kerimede müminleri tarif ederken şöyle buyuruyor:
“O samimi mütevazı insanlar ki yanlarında Allah anıldığı zaman kalpleri saygıyla ürperir. Kendilerine Allah’tan bir zahmet isabet ederse sabırla mukabele ederler. Allah’ın kendilerine verdiği rızklardan infakta bulunurlar.” (6)
Bu vesile ile şunu da ifade etmek gerekli hale geldi:
Bilindiği gibi kurban ibadetinin hikmetlerinden biri de yoksulların bayram günlerinde et yemelerini sağlamaktır. Dinimiz yoksulların diğer ihtiyaçları ile başkaca hayır ve hizmetleri karşılamak için de başta zekât olmak üzere birçok vesileye yer vermiştir. Bu sebeple vakıf ve dernekler, topladıkları kurbanları satarak bedelini başka hizmetlere harcamak yerine (bu da caiz olmakla beraber) kurban etlerini yoksullara ulaştırmayı, yoksulların boğazlarından geçmesini temin etmeleri “kurbanın hikmetine” daha uygundur. Yurtları olan ve yıl boyunca muhtaç öğrencilere yemek veren vakıflar ve dernekler kurban etlerini soğuk hava depolarında koruyarak yedirebilirler, ama kurban etlerini satıp parası ile mesela bina yaptırmak, elektrik, su parasını ödemek… (tekrar ediyorum caiz olmakla beraber) hikmete uygun değildir. (7)
Bu vesile ile tüm okurlarıma Kurban Bayramı’nı tebrik eder, sağlık ve afiyet içinde güzel bir bayram idrak etmelerini ve bu bayrama mahsus ibadetlerini hakkıyla eda etmelerini Mevla’yı Kerim’den niyaz ederim.
Almanya
İletişim: 02066/12107
Cep: 01784701970)
([email protected])
 
Kaynaklar:
(1)Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi Prof, İbrahim Canan, Hdis NO, 1166, cilt 4, Sayfa 202 Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik A.Ş, İST; Buharî, Umre 1; Müslim, Hacc 437, (1349).
(2)Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi Prof, İbrahim Canan, Hdis NO, 1165, cilt 4, Sayfa 202 Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik A.Ş, İST; Nesâî, Menâsik 6, (5, 115).
(3)Hacc Suresi, 22/34
(4)Hac Suresi, 22/36-37-38
(5) Enam 6/121
(6) Hac Suresi, 22/35
(7) Prof, Hayrettin Karaman

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı