23 Nisan 2026, Perşembe
02:37
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

“İslam her şeyiyle temizliktir” diyordu Dehlevi. Bizde diyoruz ki “İslam tamamıyla, tam anlamıyla temizliktir”. Maddi temizliğin önemini vurgularken efendimiz(as) “İmanın yarısı temizliktir” diyordu. Zira imanın diğer yarısı manevi/madde ötesi temizliktir. “Müslüman kimdir?” sorusuna bir üstadın yorumuyla “halının altına süpüren değil halının altını süpürendir” diye cevap verebiliriz. Zira Müslüman her anında sorumluluk bilinciyle hareket eder, onu kötülükten koruyup iyiliğe yönelten ya da başka bir ifadeyle pislikten temizliğe sevk eden miğfer takvadır: yani “sorumluluk bilinci.” Ki bu bilince ancak varlığa ve var edene, temiz bir zihinle ve bedenle yaklaşan erişebilir. Hakikate ulaşma arzusu ile hareket eden temiz bir tasavvurun ödülü takvaya ulaşmaktır. Yani her alanda sorumlu bir davranışla, temiz davranışla hareket edebilmektir o kişinin mükâfatı.

“İman yetmiş küsur şubedir, bunların en küçüğü yoldan eza verici bir maddeyi kaldırmak, en üstünü ise la ilahe illallah’tır.” diyordu efendimiz yine başka bir veciz sözlerinde. Hadis’te imanın en küçüğü olarak maddi bir temizlikten bahsedilirken en yükseği olarak kâinattaki en büyük hakikati dillendirerek manevi bir temizliğe ulaşılması gerektiğinden söz ediliyor. Zira “la ilahe illallah” tasavvuru her türlü şirkten, şirkin özel bir türü olan küfürden ve insanın müstağnice ve müstekbirce tavrının özel bir sonucu olan zulümden temizlemektir. La ilahe demek zihni her türlü sahte tanrıdan, tanrıçadan, tanrı olarak addedilen maddeden ve manadan –heva, zevk, haz, kadın, para vb gibi– temizlemek, yani yürekte inşa olunmuş her türlü sahte putu kırmak ve onu la süpürgesi ile süpürmektir. Ve tamamen temizlenmiş tasavvuru, yüreği ve aklıillallah ile, “ancak Allah’tır ilah” hakikatiyle yeniden inşa etmek. Yani la ilahe illallah işgale uğramış beden ülkesinin başkenti kalbi işgalden ve sömürüden kurtarmak ve beden ülkesinde İslam’ın (Allah’a kayıtsız şartsız teslimiyetin)  devrimini ilan etmektir.

İslam’da ki ibadet adı verdiğimiz her türlü lütuf bir temizlik meydana getirir kişide ve toplumda. İslam’ın ilk şartı iman yani kelime-i tevhid düşüncenin merkezi olan tasavvurun, ilmin merkezi olan aklın, irfanın merkezi olan kalbin ve nitekim hakikatin merkezi olan akleden kalbin (22:46) temizliğidir. İmanın tersi inkar ise tüm bu manevi uzuvların pislenmesidir. Yine diyebiliriz ki namaz kalbin temizliği, zekat (ve infak) servetin temizliği, oruç ise bedenin temizliğidir. Diğer tüm aktif ve aktüel faaliyetlerde beden ülkesinde nefsin bir tarafını ihya eden, ıslah eden temizlik türleridir. İslam kısacası tam manasıyla temizliktir.

Bir de maddi temizliği vurgulamamızda, üzerinde ısrarla durmamızda fayda var. Zira Müslüman her ne zaman, her ne yerde ve her kimle olursa olsun temiz görünmeli dahası temiz olmalıdır. O efendimizin temizlik anlayışını kesinlikle iyi idrak etmelidir. Nitekim insanlar onu gördüğünde “ne kadar da pis, ne de kötü kokuyor!” dememelidir asla. Buna birkaç örnek vermek istiyorum İran’da yaşadığı hayatı, esefle ve nefretle kitaba döken ve kitabına “Kızım Olmadan Asla” adını koyan Betty Mahmudi’nin dilinden: 

 (Tahran havalimanı, 1984…) Tuvaletin kapısına yaklaştığımızda insanın yüzüne vuran tiksindirici kokudan dolayı girip girmeme konusunda tereddüt etmiş olsam da gönülsüz bir halde girmek zorunda kaldım. Tuvaletin ışığı yanmıyordu ve biz karanlığın içinde tuvaletin yerini bulmak için etrafta göz gezdirirken gözlerimiz karanlığa alışır alışmaz çimento zeminin üzerinde etrafı oval bir porselenle çevrili bir delik olduğunu gördük. Tuvaletini yaparken deliği tutturmayı başaramayan insanların bırakmış olduğu pisliklerin üzerinde sinekler uçuşuyordu. “Çok kötü kokuyor!” dedi Mehtap haykırırcasına. Beni dışarıya çıkartmak için çekiştirdi. Çabucak Mudi’nin yanına döndük.(1)

(Misafir kaldıkları ev…) Mutfaktaki ocağın üzerindeki tencere aralıksız kaynıyordu. Bazı zamanlarda acıkan ev halkının büyük bir tahta kaşıkla tencerenin içinden yemek alıp ağızlarından akanın tencereye geri düştüğe şahit oluyordum.  Aynı kaşık herkes tarafından kullanılıyordu. Tezgâh mermerin dökülen yemeklerden ve şekerden kabuk tutması banyonun zemininde olduğu gibi mutfakta da cirit atan hamam böceklerinin besin kaynağını oluşturuyordu.(2)

(Bir ekmek fırını…) Sıra öyle uzundu ki bize sıra geldiğinde hamur bittiği için işçilerden biri hamur tutmaya başladı. Kocaman teknenin içine hortumla su dolduran adam bu işlemin uzun süreceğini bildiğinden tuvalete gitti. Tuvalete girerken de çıkarken de dışarıya sızan tuvalet kokusu dayanılmazdı. Ellerini yıkadığını da sanmıyorum. Zaten görünürde elleri yıkayacak bir yerde yoktu.  Adamın hamuru tutacağı teknenin içine dolan suda ellerini yıkaması inanılır gibi değildi.(3)

(Elbise temizliği…) Çadoru (çarşafı) alır almaz kirli olduğunu fark ettim. Yüze örtülen peçe kısmında sümük lekeleri vardı. Evin içinde kağıt mendil kullanan yoktu. Duruma bakılırsa İranlılar mendil yerine peçelerini kullanıyordu. Çadorun kokusu dayanılır gibi değildi. (4)

(Ahlaki temizlik…) Mudi’nin ahlak anlayışı gerçekten çok garipti. O da herkes gibi karaborsa da satılan malları yemekten hoşlanıyordu; ama diğer yandan hükümetin karaborsa satışı yapanları cezalandırmasını haklı buluyordu.(5)

Tesettür gözlerin ve sinelerin içinde gizli olan duygulardan korumaktır beden ülkesini ve bakışlardan kaynaklanabilecek tüm pisliği temizlemektir güzide bir atlas içinde. Ama…

(Sokakta tesettür…) Kurallara aklım ermediği zamanlar oluyordu. Kadınlar bir yandan tepeden tırnağa örtünürken diğer taraftan sokağın ortasında bebeklerini emziriyorlardı. Baş, çene ile el ve ayak bilekleri örtülü olduğu sürece göğüslerini göstermelerinde bir sakınca yoktu.(6)

(Bir televizyon programı…) Programda doğum konusu işleniyordu ve kızımla birlikte kulak kabarttık. Programın ilerleyen dakikalarında bir kez daha tutarsızlığa şahit oldum. Hamile bir kadın erkek doktorlar tarafından doğurtuluyordu ekranda. Kamera kadının çıplak bedenini herhangi bir sansüre gerek duymadan gösterirken diğer taraftan kadının başı, yüzü ve boynu çadorla sımsıkı örtülüydü.(7)

İslam’ın fiziki ve fizik ötesi temizlik olduğunu söylemiştik. Verdiğimiz bu birkaç örnek Müslüman bir toplumun, bir İslam devletinin vatandaşlarının nasıl davrandığını, maddi temizliğe nasıl yaklaştıklarını esefle bizim önümüze sunuyor. Manevi temizliği de bazı Müslümanların yaklaşımı maalesef yukarıdakinden farklı değil. Örneğin kendisine alim denilen birisinin “Ya Allah! demek Ya Ali! demedikçe yalnız başına şirktir” dediğini işitmiştim bir zamanlar. Şirk ne tevhid ne, temizlik ne pislik ne. İnsanların tasavvurları nasılda ters çevrilmiş, Onlar kendilerini ve başkalarını nasılda aldatmışlar! “Aman Allah’ım!” diyor insan bunları duyunca. İnsan hakikatin kaynağı El Hak’tan neşet eden ve doğru ile yanlışı bir birinden ayırd eden “el Furkan” lakaplı Kur’an’dan uzak kalınca, onu anlamayınca ya da yanlış anlayınca böyle bir tasavvura sahip oluyor herhalde. Anlamak mümkün değil!

…ariamoneva…

  1. Betty Mahmudi, “Kızım Olmadan Asla” s.12
  2. Age (adı geçen eser): s.34
  3. Age: s.162
  4. Age: s.30
  5. Age: s.305
  6. Age: s.37
  7. Age: s.306
ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı