Türk toplumu zengin kültürel birikimiyle diğer uluslara örnek olmuştur.Yazılı tarihimize ait bulgulardan en önemlisi Göktürk Anıtları’dır.751 yılında Talas Savaşı ile İslam’ı benimseyen atalarımız ne kadar güzel bir karar vermişler ki şu an bizler Müslüman’ız.Ülkemizle birlikte 55 dünya ülkesi de aynı dine mensup bireylerden oluşmaktadır.Aralarında politik ,ekonomik ve kültürel işbirliği anlaşmaları imzalayarak birlikte yaşama azmini kuvvetlendirmektedirler.Tarihsel süreç içerisinde pek çok Türk devleti kurulmuş bir önceki Türk Devleti olan Osmanlı İmparatorluğu da 6 yüzyıl İslam’ın üç kıtada bayraktarlığını yapmıştır.İmparatorluğun yıkılış sürecinde yine onun okullarında yetişen aydınların çabalarıyla Ulusal Kurtuluş mücadelesi verilmiş yedi düvel bu topraklardan geldikleri gibi arkalarına bakmadan adeta kovulmuşlardır.Tarihimizin yazılmasına kahramanlıklarıyla katkı veren ecdadımıza ne kadar teşekkür etsek azdır.Milli Şairimiz Mehmet Akif ; “Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer ” dediği dizelerinde belirttiği toprak milletimiz için namustur. Binlerce Şehidimizi Sarıkamış’ta, Çanakkale’de, Filistin’de Yemen de, Balkanlar da ve İç güvenlik harekâtlarında biz hep topraklarımıza göz diken hainlere karşı verdik. O yüzden bizi diğer milletlerden ayıran en büyük özellik yaşadığımız toprağa verdiğimiz değerdir. Bu nedenle bu toprakları savunmak için bu toplumun bütün değerleri; Türk’ü, Laz’ı, Kürdü, Alevisi, Sünni’si Sağcısı Solcusu, Küpelisi Küpesizi Sakallısı Sakalsızı aynı safta birleşerek bu topraklara kast edecek düşmanlarla birlikte mücadele edecek gizilgüçlerini ortaya koyabilmektedirler. Bu anlayışı diğer dünya milletlerinin hiç birinde göremezsiniz.
O zaman dünyada bizi neden sevmiyorlar? Bizi emperyalist batılı devletler sevmiyor. Ama mazlum devletler bizi kendilerinden bir parça gibi görüyorlar. Bunun ikisinin ayrımını iyi yapmamız gerekiyor. Birilerini bizi sevsin diye mazlum milletlerin ezilmesine sömürülmesine kesinlikle ecdadımız gibi karşı tavır almalıyız. Bu konuda dik durmalıyız.
Tunus’la başlayan Arap Baharı Suriye’de kan gölüne döndü. İki yıldan beri dünyanın gözü ününde binlerce Müslüman katlediliyor. Birleşmiş Milletler, Birleşmemiş Milletler gibi hareket ediyor. Libya’ya halka zulüm var diye NATO askerlerini gönderen dünya devletleri, Birleşmiş Milletlerde Suriye konusunda 5 daimi üyenin anlaşamaması sonucunda masum sivillerin öldürülmesine göz yumabilmektedir.
O zaman oturup şapkamızı önümüze koyup düşünelim. “Armudun sapı üzümün çöpü” diye birbirimizi acımasızca eleştireceğimize ortak paydalarda buluşup dünyada yaşamanın idrakinde olalım. Yunus Emre’nin ;“Gelin tanış olalım, İşin kolayın tutalım
Sevelim sevilelim, Dünya kimseye kalmaz” dizelerinde belirttiği gibi bu dünya kime kaldı ? Bu kavga, bu kibir, bu sataşma, bu çatışma ne için ? Bir gün olsun birbirimiz gözlük takmadan sucu ,bucu demeden sadece Hazreti Mevlana’nın dediği gibi “ Yaratılanı sev, yaratandan ötürü” öğüdüne uyarak sevemez miyiz ?


