22 Nisan 2026, Çarşamba
19:28
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

Sitemizin yazarlarından Mehmet Erkan

Almanya’nın kuzey bölgesinde bulunan Duisburgşehrinde açılan kitap fuarında, okuyucularıyla buluştu.

“Üç ışıktan yansımalar”isimli kitabını imzalayan yazarımız, ayrıca okuyucularından gelen soruları da cevaplamıştır.

Bize farzlar yeter diyen bir güruh zuhur etmiş. Her tarafa bulaşıcı bir hastalık gibi, yayılma istidadı gösteren ve insanların haberi olmadan dinden uzaklaştıran o güruhun felsefesini çürüten bir makalesini önemine binaen diğer okuyucularıyla da paylaşmak üzere neşrediyoruz.

REHBERİMİZ ODUR

İnsanlığın iftihar tablosu Resulü Ekrem (sav) Efendimizin, Allah katında öyle yüce bir değeri vardır ki,O’na yapılan hürmet ve saygı Allah kendine yapılmış kabul ediyor. Efendimize yapılan saygısızlıkta Allah’a yapılmış sayılıyor. Çünkü O’bizim imanda imamımızdır. Eğer insan Efendimize olan bağını koparırsa, o vakit yaptığı bütün iyilikleri yok sayılır. Çünkü Allah, rızasını O’nun rızasına bağlamıştır. O’nu seven Allah’ı sevmiş, sevmeyen de Allah’ı sevmemiş olur.

Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde,

Ey iman edenler! Allah’a itaat edin ve peygamberine de itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.”(1)

 

Müslüman’ın iki imamı vardır:

Biri:

Namazda imam.

İki:

İman esaslarında imam.

Namazdaki imamın arkasından, namaz bitince ayrılabiliriz. Ama iman esaslarındaki imamınarkasından bir saniye bile ayrılamayız. Çünkü İslam’ın beş şartı Kur’an da vardır, ama uygulaması yoktur. Allah’ın bu emrinin uygulamasını O’nun Peygamber olarak seçtiği zattan öğrenmek zorundayız! Gerçek Müslüman olabilmek için onun yaptıkları yapılacak, terk ettikleri de terk edilecektir. Bunun dışındaki bütün yollar batıldır, sonu hüsrandır.

Konumuzla alakalı olarak Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’deşöyle buyurur:

“Ey Resulüm, deki: Ey insanlar! Eğer Allah’ıseviyorsanız, gelin bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin”(2)

Demek bizim Allah’a olan sevgimizin derecesi, peygambere olan itaatimiz nispetindedir. O’na itaat ise O’nun sünnetlerine verdiğimiz önemle ölçülüdür.

Bu konuda Üstat Bediüzzaman, Lem’lar isimli eserinde güneş misaliyle konuyu şöyle izah etmiştir. Güneş doğduğunda gündüz olduğu gibi, batınca da gece olur. Mantıkça, bu müspet ve menfi iki neticeye itiraz edilmez diyerekşöyle devam etmiştir:

“Aynen öyle de muhabbetullah varsa Habibullah’a ittiba edilecek. İttiba edilmezse, netice veriyor ki: Allah'a muhabbetiniz yoktur." Muhabbetullah varsa, netice verir ki: Habibullah'ın Sünnet-i Seniyesine ittibaı intac eder.

Evet: Cenab-ı Hakk’a iman eden, elbette ona itaat edecek. Ve itaat yolları içinde en makbulü ve en müstakimi ve en kısası, bilâ-şübhe Habibullah'ın gösterdiği ve takip ettiği yoldur. (3)

Konumuzla alakalı olarak Ebû Hureyre’nin (ra) rivayet ettiği bir Hadis-i Kutside, Allah Resulü (sav)şöyle buyurmuştur:

-Allah teâla buyurdu ki:

“Kulum nafile ibadetleriyle devamlı bana yaklaşır ben de onu severim. Onu sevdiğim vakit; onun işiten kulağı, gören gözü ve tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Bana sığınırsa onu korurum.”(4)

Bu Hadis-i kutsiden anlaşıldığı üzere, bir Müslümaneşya ve hadiselere, Allah’ın gözüyle bakabilmesi için, yani Allah’ın bak dediği yerden bakabilmesi için peygamberin sünnetine devam etmesi lazımdır ki, gördüğünü doğru değerlendirebilsin.

Hulasa insanı Allah’ayaklaştıran peygamberin sünneti olduğu, Kur’an-ı Kerim, Hadis-i Kutsi ve Üstat Bediüzzaman’nın ifadelerinden anlaşılıyor.

Bu ayet ve Hadis-i Kutsi ışığında konuya baktığımızda, bir insan ben Allah’ı seviyorum diyorsa, peygamberin sünnetini özürsüz terk edemez. Terk ederse, Allah’ı seviyorum iddiası inandırıcı olmaz. Kelime-i şahadetin iki kelâmı birbirinden ayrılmaz, birbirini ispat eder, biri diğerinin tamamlayıcısıdır, peygamber Allah’ı, Allah da peygamberiister.

Özürsüz olarak sünnetleri terk edenler, şöyle demişolmazlar mı?

-Ey benim Allah’ım, emrin başım gözüm üstüne derhal yaparım. Fakat Ebu talibin yetimi de kim oluyor, benO’nunsünnetini işlemem. Böyle yapanlar Ehlisünnet ve’l cemaatin aksine yeni bir çığır açmış olmazlar mı?Böylece büyük bir felaketin kapısını kendilerine aralamış olmazlar mı?

Hz. Muaviye’(ra) bir Hadis-i Şerif-i şöyle anlatır:

-Allah resulü (sav) bir gün aramızda, doğrulup buyurdular ki:

“Haberiniz olsun! Sizden önce Ehl-i kitap, yetmiş iki fırkaya bölündüler. Bu ümmet ise yetmiş üç fırkaya bölünecek. Bunlardan yetmiş ikisi ateşte, sadece biri cennettedir. Bu da (Ehl-i Sünnet ve’l) cemaattir.”(5)

Bu konuyu Üstad Bediüzzaman Lem’alar isimli eserindeşöyle ifade eder:

Yani “bugün dininiz tamam oldu ayeti kerimesinin” sırrı ile: Kavâid-i Şeriat-ı Garrave desatir-i Sünnet-i Seniye, tamam ve kemalini bulduktan sonra, yeni icadlarla o düsturları beğenmemek veyahut hâşâ ve kellâ, nâkıs görmek hissini veren bid'aları icad etmek, dalalettir, ateştir sapıklıktır.(6)

Konumuzla ilgili olarak Hz.Cabir’in (ra) rivayet ettiği bir Hdis-i Şerifte Allah Resulü (sav) şöyle buyuruyor:

“Şunu da belirtmek gerekir ki; sözlerin en doğrusu Allah’ın kitabıdır. Yolların en hayırlısı da Muhammed’in (sav) yoludur. Enşerli işler de (dinde) sonradan ortaya çıkarılan yeniliklerdir, sonradan ortaya çıkan her yenilik bid’at’tir, herbid’at dalâlettir ve her dalâlet de ateştedir.(7)

Bir başka Hadis-i Şerifte,İrbâz İbnu Sâriye(ra) rivayet etmiştir. O ise şöyle anlatıyor:

“Bir gün Allah Resulü (sas) bize namaz kıldırdı. Sonra yüzünü cemaate çevirerek çok beliğ, çok manidar bir vaazda bulundu. Öyle ki dinleyenlerin gözleri yaşla, kalpleri de heyecanla doldu. Cemaatten biri: “Ey Allah'ın Resulü, sanki bu, bir veda konuşmasıdır, bize ne tavsiye ediyorsunuz?” dedi. Allah Resulü (sav) buyurdularki:

“Size Allah’a karşı takvada bulunmanızı tavsiye ederim. Sizden hayatta kalanlar benden sonra nice ihtilaflar görecek. Öyle ise size sünnetimi ve hidayet üzere olan Hülefâ-i Râşidîn’in sünnetini hatırlatırım, bunlara uyun ve dört elle sarılın. Sonradan çıkarılan şeylere karşı da son derece dikkatli ve uyanık olun. Zira (sünnette bulunana zıt olarak) her yeni çıkarılan şey bir bid’attır, her bid'at de dalalettir, (sapıklıktır), her sapıklık ateştir."(8)

Ne mutlu o kimseye ki, sünnetleri işleme noktasında hissesi ziyade ola. Yazıklar olsun o kimseye ki, peygamberin sünnetini takdir etmeyip, bid’atlara gire.

Kaynaklar:

1. Muhammed Suresi,47/33

2. Âli İmran Sure, 3/31

3. Lem’alar, Bediüzzaman Said Nursi, Sayfa, 52,

Envar neşr İst.

4. Buhârî, Rikâk 38;İmam Nevevi, Riyazü’s-Sâlihin, Tercüme, Salih Uçan, Hadi, No, (95 Basım yayın, Çelik yayınevi Yayın Yılı: 1993İstanbul.

5. Ebu Davud, Sünnet 1, (4597); Kütübü sitte Hadis No: (4742)

6. Lem’alar, Bediüzzaman Said Nursi, Sayfa, 53,

Envar neşr İst.

7. Müslim, Cuma 43; İmam Nevevi, Riyazü’s-Sâlihin, Tercüme, Salih Uçan, Basım yayın, Çelik yayınevi Yayın Yılı: 1993 İstanbul; Müslim, Nesei 7.Tirmizî,İlim 16, (2678); Ebu Dâvud, Sünne 6, (4607)

8.Tirmizî, İlim 16, (2678); Ebu Dâvud, Sünne 6, (4607); Kütübüsitte, Hadis No: (54)

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı