22 Nisan 2026, Çarşamba
17:45
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

İnsanlığın iftihar tablosu Resulü Ekrem (sav) Efendimizin, Allah katında öyle yüce bir değeri vardır ki; O’na yapılan hürmet ve saygı Allah kendine yapılmış kabul ediyor. Efendimize yapılan saygısızlıkta Allah’a yapılmış sayılıyor. Çünkü Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurur:

“Ey Resulüm, deki: Ey insanlar! Eğer Allah’ı seviyorsanız, gelin bana tabi olun ki Allah’ta sizi sevsin” (1)

Eğer insan Efendimize olan bağını koparırsa, o vakit yaptığı bütün iyilikleri yok sayılır. Çünkü Allah, rızasını O’nun rızasına bağlamıştır. O’nu seven ve itaat eden, Allah’ı sevmiş, sevmeyen de Allah’ı sevmemiş olur.

Müslüman’ın iki imamı vardır:

Birisi:

Namazda imam.

İkincisi:

İman esaslarında istikamet imamı.

Mesela: siz namazda imama uydunuz, bir iki rekât kıldıktan sonra imamdan ayrılsanız, bütün namazı yeni baştan kılmanız lazım gelir. Çünkü bunun şartı imam namazı tamamlayana kadar arkasında kalmaktır. Namaz bitince imam selam verir o bağda kendiliğinden çözülür. Siz istediğiniz tarafa gidebilirsiniz.

Ama Resulü Ekrem Efendimiz (sav) bizim istikamet imamımızdır. Ona olan bağımız, namaz imamına olan bağımız gibi değildir! Çünkü O bizim her konuda rehberimizdir. Bu imamın arkasından ayrılamayız. Eğer bir saniye ondan ayrılsak bütün amelimiz boşa gider.

Çünkü İslam’ın beş şartı Kur’an da vardır, ama uygulaması yoktur. Allah’ın bu emrinin uygulamasını O’nun peygamber olarak seçtiği zattan öğrenmek zorundayız! Gerçek Müslüman olabilmek için onun yaptıkları yapılacak, terk ettikleri de terk edilecektir. Bunun dışındaki bütün yollar batıldır, sonu hüsrandır.

Konumuzla alakalı olarak Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin ve peygamberine de itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.” (2)

Eğer Allah’a itaat var da peygambere yoksa, yaptığımız iyilikler boşa gitti demektir. Çünkü ayette Allah’a ve peygamberine itaat edin ki; Amelleriniz boşa çıkarmayın!

Demek bizim Allah’a olan sevgimizin derecesi, peygambere olan itaatimiz nispetindedir. O’na itaat ise O’nun sünnetlerine verdiğimiz önemle ölçülüdür.

Bu konuda Üstat Bediüzzaman, Lem’lar isimli eserinde güneş misaliyle konuyu şöyle izah etmiştir. Güneş doğduğunda gündüz olduğu gibi, batınca da gece olur. Mantıkça, bu müspet ve menfi iki neticeye itiraz edilmez diyerek şöyle devam etmiştir:

“Aynen öyle de muhabbetullah varsa Habibullah’a ittiba edilecek. İttiba edilmezse, netice veriyor ki: Allah'a muhabbetiniz yoktur." Muhabbetullah varsa, netice verir ki: Habibullah'ın Sünnet-i Seniyesine ittibaı intac eder.

Evet: Cenab-ı Hakk’a iman eden, elbette ona itaat edecek. Ve itaat yolları içinde en makbulü ve en müstakimi ve en kısası, bilâ-şübhe Habibullah'ın gösterdiği ve takip ettiği yoldur. Bu kâinatı bu kadar mu'cizat-ı san'atla tezyin eden o Zât-ı Hakîm-i Zülcelâl, elbette bilbedahe zîşuurlar içinde en mümtaz birisini kendine muhatab ve tercüman ve ibadına mübelliğ ve imam yapacaktır. (3)

Konumuzla alakalı olarak Ebû Hureyre’nin (ra) rivayet ettiği bir Hadis-i Kutside, Allah Resulü (sav) şöyle buyurmuştur:

-Allah Teâlâ buyurdu ki: “Kulum nafile ibadetleriyle devamlı bana yaklaşır ben de onu severim. Onu sevdiğim vakit; onun işiten kulağı, gören gözü ve tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Bana sığınırsa onu korurum.” (4)

Bu Hadis-i kutsiden anlaşıldığı üzere, bir Müslüman eşya ve hadiselere, Allah’ın gözüyle bakabilmesi için, yani Allah’ın bak dediği yerden bakabilmesi için peygamberin sünnetlerini işlemeye devam etmesi lazımdır.

Hulasa insanı Allah’a yaklaştıran peygamberin sünneti olduğu, Kur’an-ı Kerim, Hadis-i Kutsi ve Üstat Bediüzzaman’nın ifadelerinden anlaşılıyor.

Bu ayet ve Hadis-i Kutsi ışığında konuya baktığımızda, bir insan ben Allah’ı seviyorum diyorsa, peygamberin sünnetini özürsüz terk edemez. Terk ederse, Allah’ı seviyorum iddiası inandırıcı olmaz. Kelime-i şahadetin iki kelâmı birbirinden ayrılmaz, birbirini ispat eder, biri diğerinin tamamlayıcısıdır, peygamber Allah’ı, Allah’ta peygamberi ister.

Özürsüz olarak sünnetleri terk edenler, “Ey benim Allah’ım, emrin başım gözüm üstüne derhal yaparım. Fakat Ebu talibin yetimi de kim oluyor, ben O’nun sünnetini işlemem demiş olmazlar mı?

Kaynaklar:

Kaynaklar:

1. Âli İmran Sure, 3/31

2. Muhammed Suresi, 47/33

3. Lem’alar, Bediüzzaman Said Nursi, Sayfa, 52,

Envar neşr İst.

4. Buhârî, Rikâk 38; İmam Nevevi, Riyazü’s-Sâlihin, Tercüme, Salih Uçan, Hadi, No, (95 Basım yayın, Çelik yayınevi Yayın Yılı: 1993 İstanbul.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı