Aktif imamın gençleri kuşlar gibi çift kanatlı oldular. Bir taraftan maddi ilimlerde mesafe alırken, diğer taratan manevi ilimlerde de irtifa kaydediyorlar. Hucurat Suresini okumuşlar.Bana gelip dediler ki: “Hocam, Rabbimiz Hucurat Suresinde Müslümanları uyarıyor ve şöyle emir buyuruyor:
“Ey iman edenler! Söz ve davranışlarınızda ileri gidip de Allah’ın ve Resulünün önüne geçmeyin. Allah her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.” (1)
Şimdi Allah Resulü yok, bu ayetin hükmü nedir?Aktif İmam:-Güzel bir soru, şimdi iyi dinleyiniz! Ayette “Allah’ın ve Resulünün önüne geçmeyin” buyruluyor. Hâlbuki Allah baki ayetin hükmü de bakidir. Diğer nokta ise, bir mecliste Kur’an ve Hadis sohbeti varsa, yada peygamberle ilgili bir sohbet varsa, peygamberin ruhaniyeti orada hazırdır.
Siz O’nu görmeseniz de O sizi görüyor! Bizi bizden daha iyi bilen Rabbimiz, Efendimize karşı bilmeyerek de olsa bir saygısızlık yapılmasın diye, sosyal hayatımızda lazım olacak prensipleri elçisi vasıtasıyla bize öğretiyor.
Müslümanlar, yaşantılarını bu ayette emir buyrulan esaslara uyarak sürdürürlerse, Allah Resulünü memnun etmiş olurlar. Böylece Allah’ı da memnun etmiş olurlar. Hem de kendileri dünya hayatında sıkıntı çekmezler.
O vakit insanlar bu esaslar doğrultusunda yürümeli, uzmanı olmadığı konularda fikir yürüterek bana göre bu böyle olmalıdır dememelidir.
Peygamberimiz hayatta iken Allah’ın emirlerini ashabına tebliğ etmiş, onlarda harfiyen uygulamışlardır. İleri geri söz ve davranışlardan şiddetle kaçınmışlardır.
Daha sonra gelenler de, Efendimizin hadislerini okurken veya dinlerken aynı hürmeti göstermişlerdir.
Ashap ve onlardan sonra gelenler, nasıl peygambere saygıda kusur etmemişlerse, bize düşen de O’nun Hadislerini edeple dinlemek ve uygulamada kusur etmemektir.
Hatta İmam-ı Şafii’den bir hadis sorulsa, Efendimize hürmeten hemen toparlanıp ciddileşerek, samimi ve Allah Resulüne yakışacak bir tavırla sorulan hadisi cevapladığı nakledilir.
O zaman bizde kariyerimiz ne olursa olsun, Efendimizin sünnetlerine karşı aynı saygıyı gösterirsek, ayeti kerimede verilen emre olan saygımızı göstermiş oluruz.
Dünya ve ahiret işlerini pürüzsüz yürütmek isteyen Müslümanlar, peygamber Efendimizin o konuda ki hükmüne bakmalıdır ki yanılmasın.
Allah Resulü bugün burada olsaydı bunu böyle yapardı, deyip kendi küçük aklıyla hüküm vermesi son derece yanlıştır. Çünkü: Efendimiz dünü bu günü ve yarını Allah’ın izniyle hazırda görebilen bir peygamberdir.
Bunu böyle bilmeyenler, Kur’an-ı anlamıyorlar.
Peygamber efendimizi de tanımıyor demektir. Zira Efendimizin getirdiği esaslar, Allah tarafından kendine öğretilen esaslardır. İslam dini her iki hayatın şartlarını kendisi belirlemiştir. İnsanlar kendi kafalarına göre yasa yaparlar.
Fakat daha yasa yürürlüğe girmeden böyle yasa olmaz demeye başlarlar. Kur’an’ın getirdiği yasa ise değiştirilirse, problem o zaman başlar.
Hz Kur’an “İhtilaf ettiğiniz konuları Allah ve Resulüne götürün” buyurmaktadır. (2)Allah Resulü şu anda hayatta olmadığına göre, ihtilafa düştüğümüz konuları Kur’an ve hadis uzmanları heyetine götürmeliyiz.
Kur’an’ın bu hükmü uygulamaya konulduğu devirlerde, pek çok milletlerin ve ayrı ayrı inanışların bir arada refah içinde yaşadıklarını tarih bize gösteriyor.İnsanlığa yön vermek isteyenlerin kitap ve sünnete uymayan kuralları, insanlık için ne kadar zararlı olduğunu hep birlikte gördük ve görmeye de devam ediyoruz. İnsanlığın tiryakisi olduğu küçük bir âdeti, küçük bir toplumdan kaldırmak için ne kadar uğraş verildiği malumdur.
Hâlbuki Allah Resulü, (sav) büyük ve pek çok kötü âdetleri; o laf anlamayan vahşi insanlardan, kısa bir zamanda kaldırmış ve yerlerine de ahlakın en güzelini yerleştirmiştir.
Öyle güzel ahlak ki; o vahşi insanların kan ve damarlarına işlemiş ve karıncayı dahi incitmeyecek duruma gelmişler. Bunlar gibi daha pek çok harika icraatı yapmıştır.
O halde insanlığa hizmet götürmek isteyenler, Allah Resulünü taklit etmeye çalışsın. Yaptığı işlerinde yanlışlık olmayacaktır.
Bu konuda Üstad Bediuzzaman eserinde, şu ifadele yer vermektedir:“İşte şu Asr-ı Saadeti görmeyenlere, Ceziret-ül Arab'ı gözlerine sokuyoruz. Haydi, yüzer feylesofu (filezofları) alsınlar, oraya gitsinler.
Yüz sene çalışsınlar. O zâtın, o zamana nisbeten bir senede yaptığının yüzden birisini acaba yapabilirler mi”? (3)
Kaynaklar(1) Hucurat Suresi 49/1 (2) Nisa Suresi, 4/59(3) Sözler, Bediüzzaman Said Nursi, Sayfa (238), Envar neşr İst.


