Muharrem, hareme kökünden türetilmiş bir kelimedir. Hürmet edilen saygı duyulan anlamına gelir.
Muharrem ayının İslam tarihinde belli başlı üç önemli özelliği vardır.
Birincisi:
Oruç,
İkincisi:
Hicrî takvimin başlangıcı
Üçüncüsü:
Hz. Hüseyin ve evlatlarının Kerbela’da şehit edilmesidir.
Muharrem ayı, Cenabı Hakk’ın ihsan ve kereminin, feyiz ve bereketinin ve Rabbani hediyelerinin, Müslümanlara bol bol ikram edildiği mübarek bir aydır. Belki Allah’ın ayı günü olmaz, ay aydır gün de gündü diye düşünülebilir! Ama araştırmalarımızı derinleştirdiğimizde öyle olmadığını, Cenab-ı Hakkın bazı aylara ve günlere ayrıcalık tanıdığını görürüz.
Cenab-ı Hak rahmetiyle kullarını taltif etmek için böyle gün ve gecelere ayrıcalık tanımıştır. Rızası doğrultusunda gün ve ayları değerlendirenlere, önemli hediyeler vereceğini vaat etmiştir. Allah’ın Rahmetine nail olmak için, öyle günleri değerlendirmenin önemli bir fırsat olduğunu, peygamberimiz tarafından da vurgulanmıştır.
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de “On geceye” diye yemin ederek başlıyor. Demek Rabbimizin katında ayların ve günlerin birinin diğerine üstünlüğü vardır. (78)
Rabbimiz, yer ve gökleri yaratırken bir seneyi on iki ay olarak yaratmış ve bu aylardan dördünü de hürmetli ve saygı duyulması gereken aylar olarak takdir buyurmuştur.
Bu konu ayeti kerime’de şöyle anlatılmaktadır:
إِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِندَ اللّهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِي كِتَابِ اللّهِ يَوْمَ خَلَقَ
السَّمَاوَات وَالأَرْضَ مِنْهَا أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ
Gerçek şu ki, Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah’ın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. (79)
Cenab-ı Hak kameri hesapla bir seneyi (355) gün, ayları da (12)olarak takdir buyurmuştur.
Zamanla Müslümanlar bir takvim yapacaklar. Bu takvimin adını da hicrî takvim koyacaklar ve koymuşlardır. Müslümanlar bu takvimi (1347) Miladi (1925) tarihine kadar kullandılar. Daha sonra yeni yapılan bir düzenlemeyle yürürlükten kaldırılmıştır. Kameri aylar dediğimiz bu ayların adları sırasıyla şöyledir:
1. Muharrem,
2. Safer,
3. Rebî’ul-evvel,
4. Rebî’ul-âhir,
5. Cemâzil-evvel,
6. Cemâzil-âhir,
7. Receb,
8. Şa’bân,
9. Ramazan,
10. Şevvâl ,
11. Zilka’de,
12. Zilhicce.
Ayeti kerimeden de anlaşıldığı üzere, Rabbimiz bu on iki ay içinden bazılarına ayrıcalık tanımış ve o ayları hürmetli aylar olarak takdir buyurmuştur. Bu dört ay için tanıdığı ve Müslümanlara bildirdiği bu ayrıcalık, İslamiyet ten öncede mukaddes ve haram aylar olarak kabul ediliyordu. Hz. İbrahim ve İsmail (asm) zamanlarından beri devam ede gelen bir âdetti. İnsanlar bu dört ay içinde, savaştan ve her türlü şiddetten uzak dururlardı. Hatta bu konuda peygamber Efendimizden soruyorlar ve diyorlar ki; “Bize haram aylarla ilgili bilgi verir misin? Rabbimiz de peygamber Efendimize şöyle vahiy etmiştir:
يَسْأَلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ فِيهِ قُلْ قِتَالٌ فِيهِ كَبِيرٌ وَصَدٌّ
عَن سَبِيلِ اللّهِ وَكُفْرٌ بِهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَإِخْرَاجُ أَهْلِهِ مِنْهُ أَكْبَرُ عِندَ اللّهِ وَالْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِ وَلاَ يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتَّىَ يَرُدُّوكُمْ عَن دِينِكُمْ إِنِ اسْتَطَاعُواْ وَمَن يَرْتَدِدْ مِنكُمْ عَن دِينِهِ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَأُوْلَئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَأُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
“Habibim senden haram ayı ve bu ayda savaşmanın hükmünü sorarlar. De ki: “O ayda savaşmak büyük bir günahtır. Fakat insanları Allah yolundan engellemek, Allah’ı inkâr etmek, Mescidi Haram’ı ziyareti yasaklamak, o mescidin cemaatini yani Müslümanları oradan çıkarmak ise, Allah nazarında daha büyük günahtır. Dinden döndürmek için işkence, öldürmekten beterdir. Kâfirler, ellerinden gelse, dininizden sizi döndürünceye kadar savaşmaktan geri durmazlar. Sizden her kim dininden döner ve kâfirlikte devam ederek ölürse, işte onların dünyada da, ahirette de yaptıkları boşa gider. Bunlar cehennemlik olup orada ebedî kalacaklardır. (80)
Bu hürmetli aylar yukarda kırmızı renkle işaretlenenlerdir.
Bu dört ay içinde işlenen günahlar katlanarak yazılacağı gibi, sevaplarda katlanarak yazılacaktır. (81)
Bilhassa bu dört ayın içinde bulunan birde muharrem ayı vardır ki; onun önemi daha da büyüktür.
Muharrem ayının faziletiyle ilgili bazı bilgileri, Hz. Ali’den (ra) öğreniyoruz.
وعن علي رَضِيَ اللّهُ عَنْه، وَسَألَهُ رَجُلٌ ]أىُّ شَهْرِ تَأمُرُنِى أنْ أصُومَ بَعْدَ رَمَضَانَ؟ فقَالَ: مَا سَمِعْتُ أحَداً يَسْألُ عَنْ هذَا اَلرَّجُلُ سَألَ رَسُولُ اللهِ صَلَّ الله ُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأنَا عِنْدَهُ. فقَالَ يَا رَسُولَ اللّهِ: أىُّ شَهْرٍ تَأمُرُنِى أنْ أصُومَ بَعْدَ رَمضَانَ.
Hz. Ali (ra) buyurdular ki: “Bir adam geldi ve Allah Resulünden sordu:” “Ey Allah’ın Resulü! Ramazan’dan sonra hangi ayda oruç tutmamı tavsiye buyurursunuz”?
Hz. Ali (ra) derki; “Ben bu soruyu Resulü Ekrem’e soran bir kimseye rastlamamıştım. Nihayet bir adam gelip sordu. O zaman ben de yanlarında idim. Allah Resulü (sav)buyurdular ki:”
فقَالَ: إنْ كُنْتَ صَائِماً بَعْدَ رَمضَانَ فَصُمِ الْمُحَرَّمَ فإنَّهُ شَهْرُ اللّهِ، فيهِ يَوْمٌ تَابَ اللّهُ فيهِ عَلىَ قَوْمٍ، وَيَتُوبُ اللّهُ فيهِ عَلىَ قَوْمٍ آخَرِينَ[. أخرجه الترمذي
“Ramazan dışında da oruç tutmak istersen Muharrem ayında tut. Çünkü o Şehrullah (Allah'ın ayı)dır. O ayda bir gün vardır ki, Allah onda bir kavmin günahlarını affetti, bir başka kavmin günahını da affedecek. (82)
Ebu Hüreyre’ nin (ra) rivayet ettiği bir Hadis’i Şerifte ise Allah Resulü (sav) şöyle buyuruyor:
عن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّ الله ُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أفْضَلُ الصِّيَامِ بَعْدَ رَمَضَانَ شَهْرُ اللّهِ الْمُحَرَّمُ،
“Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, bir şehri ilâhi olan muharrem ayıdır.” (83)
Muharrem ayının faziletiyle ilgili olarak, bir rivayette İbnu Abbas (ra) dan vardır. Oda şöyle anlatıyor:
وعن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهما قال: ]قَدِمَ رَسُولُ اللّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمَدِينَة فَرَأى
الْيَهُودَ تَصُومُ يَوْمَ عَاشُورَاءَ فَقَالَ: مَا هَذَا؟ قَالُوا يَوْمٌ صَالِحٌ نَجَّى اللّهُ تَعَالَى فِيهِ بَنِى إِسْرَائِيلَ مِنْ عَدُوِّهِمْ فَصَامَهُ مُوسَى. فَقَالَ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنَا أَحَقُّ بِمُوسَى مِنْكُمْ فَصَامَهُ وَأمَرِ بِصِيَامِهِ[. أخرجه الشيخان وأبو داود .
“Resulü Ekrem (sav) Medine’ye gelince, Yahudiler Aşure günü oruç tuttuklarını gördü. Onlara:
“Bu da ne, (niçin oruç tutuyorsunuz)?” diye sordu.
“Bugün, sâlih (hayırlı) bir gündür. Allah, bu gün de Beni İsrail’i düşmanlarından kurtardı. (Şükür olarak) Hz. Musa bu gün oruç tuttu” dediler. Resulü Ekrem (sav) “Ben Musa’ya sizden daha layığım” buyurup o gün oruç tuttu ve Müslümanlara da tutmalarını emretti.”
(84)
Kaynaklar:
(78) Fecir Suresi, 89/02 ayetinde;
(79) Tövbe Suresi, 9/36
(80) Bakara Suresi, 2/217
(81) Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Cilt, 4, Sayfa (326) ) Feza Gazetecilik a.ş, Yenibosna, İst.
(82) Tirmizî, Savm 40, (741); Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan, Hadis No: (4574) cilt 13, Sayfa 146, Akçağ Yayınları. Feza Gazetecilik, A.ş, İst.
(83) Müslim, Sıyam 202, (1163); Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan, Hadis No: (4573), cilt 13, Sayfa 146, Akçağ Yayınları.
(84) Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof, İbrahim Canan Hadi, No, (3151) cilt, (9), Sayfa, (105), Akçağ Yayınları. Feza Gazetecilik, A.ş, İst.


