22 Nisan 2026, Çarşamba
11:51
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

Çanakkale’de yatan şehitlerimizin şahadetinin yıldönümü münasebetiyle, bir kıpırdama bir hareket bir duyarlılık memleketimizin her tarafında gözle görülüyor.  Bağımsızlık ve Kuruluş Felsefemizin temelini teşkil eden Çanakkale destanının yazıldığı yerleri görmek ve şehitlerimizi bir daha yerinde ziyaret etmek tarifi imkânsız bir duygudur. Güzel vatanımız Türkiye’deki kardeşlerimiz bu duyguyu doya doya yaşıyorlar. Fakat Türkiye’den binlerce kilometre uzaklıkta, Avrupa da yaşayan kardeşlerimiz, böyle bir duyguyu yaşamaktan mahrumdurlar.

Ama Avrupa’daki kardeşlerimiz de camilerde aziz şehitlerimizin ruhunu şad etmek maksadıyla mevlit okuyarak onları bir daha rahmetle anıyorlar. Hocalarımız camilerde ve konferans salonlarında onlara ait hatıraları anlatarak Çanakkale ruhunu hafızalarda bir daha canlandırıyorlar.

Hoca efendi konuşurken ara sıra sesi gırtlağında düğümleniyor konuşamıyordu. Sanki Çanakkale’yi ruhunda yaşıyordu.

Savaş sırasında, bir kolu ile bir bacağının yarısını Çanakkale’de bırakan Fransız kuvvetlerine mensup bir General, savaş esnasında gördüğü bir olayı hatırasında şöyle anlatmış.

-Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar edebilirler. Hiç unutmam. Savaş başlamadan önce doğa çevremizde nefis güzellik arz ediyordu. Suçiçekleri, leylâklar, pek çok çeşitli güzellikte çiçekler, papatyalar sanki bir gökkuşağı âlemini oluşturuyordu. Savaş sahasında dövüş bitmiş, o güzelim tablo, kan revan içindeydi. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyordum. Az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır kayıplar vermişlerdi. Bu sırada ömrüm boyunca unutmayacağım bir hadiseye şahit oldum. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk Askeri de kendi gömleğini yırtmış, onun kanlarını temizliyor ve yaralarını sarıyordu. Tercüman vasıtasıyla bir konuşma yaptık: “Niçin, öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi: “Bu Fransız yaralanınca yanıma düştü. Cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Bir şeyler söyledi! Ama ben anlamadım!.. Herhalde o yaşlı kadın onun annesi olacaktı. Benim ise kimsem yoktu! İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün!.. Bu asil ve âlicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı!.. O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşların donduğunu hissettim! Çünkü Türk askerinin göğsünde, bizim askerinkinden çok daha ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı. Az sonra ikisi de öldüler!!!

Bu aziz vatan için can veren başta Çanakkale şehitleri olmak üzere, bütün şehitlerimizi Rahmetle anıyor ve bir daha böyle vahşetlerin yaşanmamasını Rabbimden niyaz ediyorum.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı