DEĞİŞMEK
1-“Müminler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir” Rabbimiz, bu surenin başında inananlar kurtuldular müjdesini veriyor. Arkasından da gerçek kurtuluşa eren mü’minlerin vasıflarını beyan ediyor. Kurtuluşa eren mü’minlerin vasıfları nelermiş onu da yine Kur’an-ı Kerim beyan ediyor:
2-“Onlar, namazlarını derin bir saygı içinde huşu ile eda ederler.”
3- “Onlar, boş ve faydasız şeylerden uzak dururlar.”
4-“Onlar, zekâtlarını da vermeye çalışırlar.” (136)
Dördüncü ayette geçen “Lizzekâti Fâilûn” bu iki kelimenin anlamları şudur:
Birinci kelime:
“İşliyorlar veya çalışıyorlar” demektir,
İkinci kelime:
Temizlemek, arındırmak, iyi ve dürüst olmak anlamlarına gelir.
Kur’an-ı Kerim “Fâilûn” kelimesiyle zekâtı veriyorlar demiyor da, “zekâtı işliyor” diyor.
Yani birinci mana ile “Malının zekâtını veren, mallarını hem korumaya hem de temizleyip arındırmaya çalışmış oluyor” diyor.
İkinci mana ile de, alan el olmak istemiyorlar. Zengin olmaya çalışıp veren el olmak çalışıyorlar.
Bir ton fıstığı dört yüz gramlık plastikle değişen, veren el olabilir mi? Hiç bu adam kalkına bilir mi?
Biraz daha açıklık getirecek olursak, bir bilgisayar için kaç ton fıstık lazım! Tarım gücüyle beyin gücünü eşit oranda değişmeye başladığımız anda üstünlük bize geçmiş demektir. Hiçbir zaman alan el veren elden üstün olamaz.
Kur’an-ı Kerim zekâtı veriyorlar, yerine zekâtı işliyorlar. Yani zekâtı vermeye çalışıyorlar, demek suretiyle bizleri veren el olmaya çağırıyor.
Cenab-ı Hak kul ile kendi arasına namaz bağını, fakir ile zengin arasına da zekât ve sadaka bağını koymuştur. Namaz dini, zekât sosyal hayatı muhafaza eden İlâhî iki temel kanundur. Bunun için Hz. Kur’an’ın pek çok yerinde, önce namaz, sonra zekât biri diğerinin ayrılmaz arkadaşı olarak beraber zikredilmiştir.
İnsanın kurtuluşu başta bu ikisinin insanda bulunmasıyla mümkün olduğunu, ayeti kerimeyle de ifade buyrulmuştur. Kur’an-ı Kerim, namaz bahsinden sonra “Onlar boş ve faydasız işlerden uzak dururlar.” Yani namaz onları boş ve faydasız şeylerden uzak tutar ve Allah ile irtibatı devam ettirir. Eğer Allah ile irtibat koparsa, yaptıkları hayır ve iyilikler sair mahlûkatın işleri gibi olur. Onlar da çok iyi ve faydalı işler yapıyorlar. Fakat şuurlu bir varlık olmadıkları için, yaptıkları işleri kimin hesabına yapıyorlar onun farkında değiller. Bu nedenle onların yaptıkları bal, süt ve yumurta gibi şeyler, doğrudan doğruya Cenab-ı Hak hesabına geçer. İnsan ise şuurlu olduğundan iyi veya kötü yaptığı her iş, kendi hesabına geçer. Bu nedenle yaptığı her işten dolayı ya taltif alır veya tokat yer.
“Onlar ki, zekâtlarını verirler”
Kaynaklar:
(1) Mümin un Suresi, 23/1-4


