21 Nisan 2026, Salı
18:41
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

Bu pazar günü kızımla pazar yerinden dönüyordum, pazar çantası dolmuş son bir iki poşeti de elimize almıştık. Pazar yerinden beş on adım ayrılmıştım birden önümde yürüyen kadının çantasına gözüm takıldı. Pazardan dönüyordu ama çantanın içinde en fazla üç kilo kadar bir malzeme vardı. Peşinde altı yedi yaşlarında bir kız çocuğu yürüyordu. Dikkat ettim kadın hızlıca ilerlerken o sırada gözüne takılan yolun kenarına atılmış bır mavi kapağı alması için kızına işaret etti, çocuk kapağı alıp seke seke annesinin peşinden yürümeye devam etti.

İçim acıdı bi şey yapamadım, keder içinde ilerlerken kadının yolda karşılaştığı üç genç delikanlıya arapça bir iki kelime bir şeyler söylediğini işittim, anlaşılan Suriyeli göçmen bir aile ile karşılaşmıştım,

Bir sürü acı gözümün önünden akıp gitti, çok üzüldüğümü gören kızım beni ikaz etmek zorunda kaldı “Onların sahibi var! Kaldıramayacağın yükün altına girme. Acımak ayrı şefkat etmek ayrıdır. !”

Ona “Allah insanların şefkatlerini böyle olaylarla imtihan eder!” dedimse de lafın karın doyurur bir tarafı yoktu, umutsuz hüzünler içinde eve döndüm!

Asıl hikaye evde idi, Maani Hasan′ın hikayesi. Burgina Fasso işittiniz mi bilmem! Doğrusu ben de yakınlarda duydum. Hasan ay sonunda düzenlenen Risle-i Nur ışığında  Nübüvvet sempozyumu için gelmişti. Bir vesile ile tanışttık ve bir iki gün kendisine eşlik ettim.

Maani Hasan, el Ezher′de doktorasını yapmış sonra da babasının sağlığında açılan kurslarda hocalık yapmak için meleketine dönmüş. Babası muteber bir şeyh olduğu için 33 köyde kurankursu açıp bir vakıf kurmuş.  

Burgina Faso eski bir Fransız sömürgesi okullarda din eğitimi verilmiyor Bizim milli şeflerin laikliği uygulanıyor. Müslümanlar kendi açtıkları ibtidai kurslarda dini bilgiler veriyorlar. Devlet okulları paralı olduğu için daha çok Hristiyanların çocukları okuyor ve onlar memur oluyorlar bu yüzden %35 nufusa sahip Hristiyanlar yönetime hakimler.

16 milyon nufusa sahip Burgima′da %15, 20 civarında veseni putperestler yaşıyor. Batılı misyonerler bu kabilelere gönderdikleri gençler ile önce onların dillerini geleneklerini öğreniyorlar, sonra onları çeşitli hediyelerle Hristiyanlaştırıyorlar.

Bir vesile ile Hasan "biz cennet nimetlerini vaad ediyoruz, onlar getiriyorlar" demişti.

Türkiye ve Afrika

Türkiye Hasan′ı büyülemişti. Temizlik, zenginlik ve itizam! Tüm müslümanların gözü ve duası Türkiye içindi. Hasan "Türkiye′nin son  10 yılda Afrika için yaptıkları  Arapları 50 yılda yaptığından daha fazladır" demişti.

Cuma namazını Sultanahmed′de kılmak istedi. Çıkışta Ayasofya′yı ve Topkapı sarayını ziyaret ettik. Hasan Ayasofya′yı en az bizim kadar biliyor ve gelişmeleri takip ediyor.  Girişte camiyi puthaneye çeviren uydurma kararnameyle karşılaşıyoruz. Bu vesile ile Milli şeflerin Anadolu′da Islam medeniyetininin eserlerinin nasıl tahrip ettiklerini ve Fatih′in vakfiyesindeki bedduayı anlatıyorum! 20 senedir Ayasofya′yı niçin ziyaret etmediğimi anlatırken zorlanıyorum.

Hasan öncelikle fotğraf çekmek için gayret ediyor. memlektinde onu bekleyenlere anlatacak çok şeyleri olmalı! Ancak çok geçmeden aynı hüznü paylaşıyoruz.

Kıble tarafında sakin bir direğin arkasına çekilip ellerimizi yüce dergaha kaldırıryoruz, Hasan uzunca dua ediyor. Mazlum müslümanlara sahip çıkacağı umudunu veren Türkiye′nin birliği ve dirliği için ve Ayasofya′nın esaretten kurtarılması için imdad dileyen gözlerle semaya yöneliyoruz, dua ehlinini kıblesi olan gökyüzüne!

Çıkışta Hasan′ın bir daha ki gelişinde cuma namazını Ayasofya′da kılmak için sözleşiyoruz Inşaallah

Buraya kadar her şey güzeldi yarım Arapçam ile iyi kötü anlaşıyorduk. Bir ara bana “Arapçan güzel!” dedi dedim “yalan söyleme ben kendimi biliyorum!” dedim, Güldü “seni teşvik için söyledim” dedi,  Gönül ehli Aziz Abim Mehmed  Özdemir nereye istersek götürüyordu. İyi kötü bir şeyler tasarlamış ve ertesi gün salavatlamayı  planlamıştık!

Ancak Hasan farklı şeyler bekliyordu. şimdi Burgima′daki bütün dostları beklenti içindelerdi en azından bir kurban kesim organizasyonu için bir iki müessese ıle görüşülmeliydi. Zira dostlarının gözünde Türkiye çok farklı yerlerdeydi

Maani Hasan halkın durumu ile ilgili öyle şeyler anlattı ki o gece uykum kaçtı. Yapabilecek çok şeyimiz yoktu aslında. Hasan “sizin bu işlerle pek alakanız olmadığını biliyorum!” diyordu ama anlattıklarına göre durum vahimdi.

Bir iki dostu arayıp aracılık yapmalarını istedik. Bir arkadaşımız IHH′yı önerdi, gittik Burgima′da Türklerin yaptığı hizmetlerin bir kısmını öğrendik ve iyi dileklerle geri döndük. Bu işler bir iki günlük işler değildi. Üzerinde uzun bir süre çalışmak gerekiyordu.

Öte yandan Mehmed Abi, Maani Hasan′ı Çare derneği ile görüştürdü. Dernek yeterli kurban toplayabilirse bir organizasyon yapabileceği sözünü verdi

Bu ara uçak saati yaklaşmıştı.  Telaşla Fatih camisinin bahçesinden geçiyorduk. Hasan bir ara geri döndü. Ne yapıyor diye baktım Hasan kapıda dilenen kadınlardan birinin eline 10 dolar sıkıştırmaktaydı.

Islam böyle bir şeydi işte onun memeleketinde o paraya şiddetle ihtiyaç duyan yüzbinlerce insan vardı oysa!  Ah Hasan yine kalbimden vurmuştun işte! Derin bir yara da sen açtın göğsümde!

Aziz dostlar! Bu yazıyı nasıl bitirmeliyim siz söyleyin!

Kurban bağışınız ıçin telefon numarası vererek mi?

Afrika′yı kanının son damlasına kadar sömürüp onları açlığa mahkum bırakan Fransız ve Ingiliz gavurlarına beddua ederek mi?

Türkiye′nin birliğini ve huzurunu bozmaya çalışan kesimlere, Afrikalı siyah kadının göz yaşları yarın yakanıza yapışır diyerek mi?

Yoksa bu yazıyı okursanız şayet -herhalde gönlünüz kırılacak- kırık gönüllerle ellerinizi dua ehlinin kıblesine çevirin diyerek mi?

Siz bir şey söyleyin!

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı