21 Nisan 2026, Salı
13:57
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

AŞURE NEDEMEK?

 

Nuh tufanını herkes bilir. Tufan olup bittikten sonra

 Cenab-ı Hak yer ve göklere emrini veriyor. Olay 

 Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır:

 “Ey yer suyunu yut ve sen ey gök suyunu tut!” diye emir buyruldu. Su çekildi, iş bitirildi ve gemi Cudi üzerinde yerleşti ve “Kahrolsun o zalimler!” denildi. (90)

 

Nuh’un (asm) gemisi Cûdi olarak bilinen, Türkiye sınırları içinde, Şırnak ile Silopi arasında bulunan bir dağın üzerinde karar kıldığı söylense de rivayetler muhteliftir. Araştırmacılar Cudi dağı ile Şırnak bölgesindeki birçok köy ve bölge isimlerinin de Hz. Nuh’un (asm) soyundan ve gemisinde bulunanlardan geldiği kanaatine varmışlardır. Böylece Hz. Nuh’un (asm) gemisinin Cûdi dağında karar kıldığı ağılık kazanmaktadır.(91)

 Muharrem ayının onuncu gününe, aşure günü denmesi tesadüfî değildir. Rivayete göre Nuh (asm) gemisinin karaya oturması muharremin onuncu gününe rastlamıştır. Yerler kuruyup yaşama elverişli hale gelince, Nuh (asm) ve ümmeti karaya ayakbastılar. Yine rivayete göre elde kalan yiyeceklerden ne varsa, hepsinin karışımından bir yemek yapmışlar. İşte ismi olmayan bu yemek çeşidinin adına aşure çorbası denilmiştir.

Nuh (asm) küffarın şerrinden kurtulmasına karşılık o gün şükür orucu tutmuştur.

Katâde’nin (rh) rivayetine göre, Allah Resulü (sav) buyurdular ki:

 “Aşure orucunun önceki yılın günahlarına kefaret olacağını Allah’ın rahmetinden umarım.”(92)

Aşure aşere kelimesinden türetilmiş Arapça bir kelimedir. Türkçede karşılığı on demektir. Aşure çorbasının içinde bulunan ürünlerin sayısı on çeşitten fazla olduğundan aşure denilmiştir. Bunun dışında on Muharremde ondan fazla hadiselerin cereyan ettiği rivayet edilir.

Burada esas olan hiç bir zaman zalimlerin zulümleri devam etmeyeceğini, insanlığa hatırlatmak açısından aşure gününü daima canlı tutmak gerekir. O günlerde oruç tutmak ve aşure pişirip çoluk çocuğuna yedirmek sadaka olduğu gibi, komşulara da yedirmek hem sadakadır hem de zalimin zulmü karşılıksız kalmayacağını hatırlatma bakımından çok önemlidir.

Her sene bu olayı hatırlayarak Allah’ın gazabından emin olmamak ve rahmetinden de ümitli olmak, her iki hayatı da dengeli götürmek Müslüman’ın yapacağı en ideal bir davranış olur.

Aşure günü Allah’ın rahmetinden feyiz ve bereketinden istifade etmek için, önemli bir fırsattır. Aşure gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bunun için bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Aşure gününün de diğer günlerden farklı bir yönü vardır. Çok mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır. Bunun için Allah Resulünün Mekke döneminde de aşure orucu tuttuğu, Hz. Ayşe validemizin rivayetinden anlaşılıyor.

Hz. Ayşe validemiz buyuruyorlar Ki:

  “Cahiliye devrinde Kureyş, aşure gününde oruç tutardı. Hicretten önce Peygamber efendimiz de (sav) aşure orucu tutardı. Medine’ye hicret ettikten sonra bu oruca devam etti; ashabına da tutmalarını emretti. Ertesi yıl, Ramazan orucu farz kılınınca, aşure günü orucunu bıraktı, isteyen bu orucu tuttu, istemeyen de bıraktı.” 

Bu rivayetlerden anlaşılacağı üzere, birkaç husus açıkça gözükmektedir:

Bir:

-Aşure orucu Mekkelilerce bilinmekte ve tutulmakta ise de Medine’deki Araplarca tutulmamaktadır. Resulü Ekrem’in oruç tutun emrini vermesi bu manayı hatıra getiriyor!

İki:

-Allah Resulü, ramazan farz edilmezden önce Aşure’yi nafile bir amel olarak değil, vacip olarak tutmaktadır.

(93)

İbni mesut (ra) aşure gününün kıymetini anlatan bir Hadis-i Şerif rivayet etmiştir. Allah Resulü (sav) buyuruyorlar ki:

“Her kim aşure gününde ailesine ve hane halkına ikramda bulunursa Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.” (94) bir başka Hadis-i Şerifte Hz. Ayşe’den (ra)

Hz. Ayşenin naklettiğine göre, Efendimizin Mekke döneminde de aşure orucu tutmuştur. Ramazan orucu farz olunca Aşara yasaklanmıyor; dileyen nafile olarak tutmaya devam ediyor. Başka rivayetler, Allah Resulünün (sav) buna devam edenler arasında yer aldığını göstermektedir.

Yalnız burada bir ince nokta vardır.

Efendimiz, Yahudilere benzememek için muharremin 9, cu ve 10, cu veya 10, cu, 11’nci günlerinde oruç tutmayı tavsiye buyurmuştur.

Bu günde sadaka vermek, hayır hasenat yapmak, ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunmak da güzeldir. Bunun gibi güzel âdetlerin yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nispetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunursa; bu güzel âdeti atadan evlada taşıyanlar ölse bile yine de defterine sevap yazılır. Hele Efendimizin bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa, şüphesiz sevabını katlayarak alacaktır.

Aşure gününün ehemmiyetini anlatan şu Hadis-i Şerifle konumuza son verelim.

 

 Muhammed İbnu Sayfi (ra) anlattığına göre: “Allah Resulü (sav) Aşure günü bize sordu. “Bugün sizden bir şey yiyen var mı?” Biz de: “Yiyen de var yemeyen de.” Bunun üzerine buyurdular ki: “Bu günün geri kalanını bir şey yiyen de, yemeyen de (oruçla) tamamlasın. Arûz halkına da haber salın, onlar da günün geri kalan kısmını (oruçla) tamamlasınlar buyurdu.” Ravi der ki: Allah Resulü “Arûz ile, Medine civarındaki Arûz nam mevkiinin ahalisini kastetti.” (95)

Bilhassa Peygamberimizin (asv) bu aşure günüyle ilgili tavsiyelerinden anlaşılıyor ki; müminin aile aşure gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunması onun menfatine olacaktır. Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir.

 

Kaynaklar:

(90) Hud Suresi 11/44

(91) Tefsir, Hud Suresi 11/44, Ömeri Nasuhi, Diyanet işleri Eski reisi, Basım yayın, İstanbul, 1961

(92) Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan, Hadis No: (3149) cilt 9, (101) Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik, A.Ş. İstanbul.

(93) Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan, Hadis No: (3150) cilt 9, 29 ,Sayfa (103) Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik, A.Ş. İstanbul.

(94) Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan, Hadis No: (3259) cilt,9, Sayfa (240) Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik, A.Ş. İstanbul.

 (95) Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan, Hadis No: (6534) cilt, 17, Sayfa (167) Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik, A.Ş. İstanbul.

 

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı