18 Nisan 2026, Cumartesi
16:42
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Yumruğu atan belli; yakalandı, sorgulandı, hâkim karşısına çıkarıldı ve sonra bırakıldı. Ancak yumruğu attıranlar meçhul. Toplum olarak kötü bir alışkanlığımız; yumruğun bıraktığı ize bakıyoruz genellikle, arkasındaki güce ise kulak astığımız yok. Saldırgana “meczup” deyip geçiyoruz. Ne de olsa her gün bir benzerine sokakta, kahvede, trafikte, işyerinde rastlıyoruz. Yumruklu bir saldırı ne kadar olağan dışı olabilir ki?! 
Oysa siyasi tarihimizde yumruklu saldırıların özel bir yeri var. Yakın zaman önce Başbakan YardımcısıBekir Bozdağ, katıldığı çok kritik bir etkinlik sırasında böyle bir saldırıya uğradı. Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden Ahmet Türk, bir davayı izlemek için gittiği Samsun’da yumruklu saldırıya uğradı. O görüntüler hâlâ hafızalarda. Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın da benzer bir saldırıda burnu kırıldı. Bu saldırıların meczup bir vatandaşın öfkesinden kaynaklanmadığı açık. Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik salı günü Meclis’te gerçekleşen saldırı da meczup bir vatandaşın, öfkesine yenilen bir birinin eylemi değil. Yumruklu saldırıları, siyasete yönelik müdahalenin bir parçası olarak görmek gerekiyor. 
Bu saldırıların nedenleri farklı olabilir; ancak tahminim, bütün yumruklu saldırıların arkasındaki aklın aynı olduğu yönünde. O yumrukların bir politikacının yüzünü değil, siyaseti hedef aldığını düşünüyorum. 

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı