18 Nisan 2026, Cumartesi
14:54
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Bir Cuma günü misafir olarak başka bir camiye gitmiştim. Camiden çıkınca bazı gençler dediler ki, “Hocam seni burada gördüğümüz iyi oldu. Kutlu doğum haftası münasebetiyle, hoca-efendi camide cemaati bilgilendirirken Peygamber Efendimizi tanıma noktasında bazı sorular sordu ve dedi ki:  

 

 “ Ey Müslümanlar! Âhir zaman peygamberi Hz. Muhammed’i (asm) ne kadar tanıyoruz? Sebze yetiştirenlere bahçıvan, ziraatla uğraşanlara çiftçi, Allah’a iman edip teslim olanlara da Müslüman diyoruz. Bahçıvandan veya çiftçiden, meslekleriyle ilgili bilgi almak istesek detaylarıyla anlatırlar.

 

Acaba ben Müslüman’ım diyenlerden peygamber Efendimizle ilgili bilgi almak istesek, kaç Müslüman’ın anlatacakları mektup sayfasını geçer? Biz peygamberimizi gerçek manada tanıyor muyuz?

 

Bugün kutlu doğum haftası nedeniyle kısaca bir hatırlatma yapalım.

 

 

 

DEĞERLİ MÜSLÜMANLAR!

 

 “Hz. Muhammed (asm), Rabiulevvel ayının 12 ci günüde Miladi 20. Nisan 571 Pazartesi günü Mekke’de doğdu. Miladi, 8. Haziran, 632 yılında Medine’de vefat etti. Hz. Emine’den doğma, Hz. Abdullah’ın oğlu, Abdülmuttalib’in torunudur.

 

Bu kadarını bile tarif edecek kaç Müslüman çıkar? Haydi, bu kadar bilgiyi verecek Müslüman var sayalım, bir Müslüman için bu kadar bilgi yeterli midir? Şeklinde konuşmalar yaptı ve peygamber Efendimizle ilgili güzel şeyler de anlattı. Fakat bizim için yine de yeterli değil, bize peygamber Efendimiz hakkında biraz daha bilgi verir misin?” dediler.

 

Pekâlâ dedim, ben zaten sizi gördüğüm zaman içim açılıyor. Gelecekte güzel günlerin bizim olacağına olan ümidimi bir kat daha artırıyor.

 

Gençlere dedim ki: Cami kürsüsünden yapılan sohbet bu kadar olur, çünkü kâfi derecede zaman yoktur. Bu konuda gençler arası ev dersleri düzenlemeli veya medreselere gitmek için birazcık zaman ayrılmalıdır.

 

Yinede birkaç konu söyleyeyim. Resulü Ekrem (asm) Efendimizin dünyaya geldiği güne mevlit kandili diyoruz. Zaten mevlid kelimesi “doğmuş” manasına gelir, kandil kelimesinde de, çeşitli günlerde yakılan aydınlık manasındadır. İkisini bir araya getirip de Mevlid Kandili dediğimizde, Resulü Ekrem’in (asm) doğumu aklımıza gelmektedir.

 

Kur’an’ı Kerim’de “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” buyrulmaktadır. (1)

 

İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamberdir. O, dünyaya gelmeden evvel dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüştü. Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti. İnsanlar vahşileşmiş, o vahşi âdetlerine de sımsıkı bağlı; kız çocukları diri diri mezara gömülüyordu. İşte peygamberimiz böyle bir zamanda dünyaya gelmişti.    

 

Peygamber Efendimizin doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır. O, dünyaya geldiğigece öyle harikulâde olaylar olmuş ki, Buhâri ve Müslim gibi hadis kitaplarında o olaylar kaydedilmiştir. Efendimizin hayatıyla ilgili yazılmış kitaplarda da bunlardan bazılarını bulabilirsiniz. O gece peygamber efendimizin annesi, hem annesinin yanında bulunan Osman bin Âs’ın annesi ve Abdurrahman bin Avf’ın annesi: “tam doğumu esnasında öyle bir nur gördük ki; o nur doğuyu ve batıyı aydınlattı demişler.”

 

Hem o gece bin seneden beri yanmakta olan, Mecusilerin (Ateşe tapanlar) ilah kabul edip ibadet ettikleri ateş sönmüştür. Aynı gece Kâbe’deki putlar baş aşağı düşmüştür. Fars Kralı’nın meşhur sarayının kubbesi çatlamış ve on dört şerefesi yere düşmüştür.

 

İşte bu olaylar gösteriyor ki o, yenidünyaya gelen çocuk; ateşperestliği kaldıracak, Allah’ın izniyle olmayan şeylere ibadet edilmesini yasaklayacaktır. İnsanlığı cehalet bataklığından kurtaracak, kararmış kalpleri aydınlatacaktır.

 

Bir başka olay: Daha Allah Resulü (sav) henüz peygamber olmadan, Hatice validemizin hizmetkârı Meysere ile birlikte ticaretten döndükleri sırada, Hatice validemiz Resulü Ekrem’in (sav) başının üstünde iki meleğin bulut şeklinde gölge ettiklerini görmüş. Hatice validemiz gördüğü bu olayı Meysere’ye anlatmış, Meysere de Hatice validemize demiş ki: “Bütün yolculuğumuz boyunca ben öyle görüyordum.” Bu nakil ettiğimiz Harika olayların orijinalini yerinden okumalarını okuyucularıma tavsiye ederim. (2)

 

Gerçekten de o gecenin sabahı feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir başlamıştı. Bir fazilet güneşi ve hidayet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allah’ın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:

 

“Yemin olsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, her türlü kötülüklerden onları temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.” (3)

 

Ahlaken çökmüş insanlar için büyük bir hidayet rehberi ve insanlığı güzel ahlakın zirvesine yükselten, Hz. Muhammed’i (asm) hatırlamak Müslümanlar için çok büyük bir şereftir.

 

Rabbim, Müslümanlara Peygamber Efendimizi (sav) hayırla anmayı, doğru anlamayı ve hayatını modelleyip yaşamayı nasip etsin.

 

Gençler ile sohbetimiz böyle geçti, Allah sayılarını artırsın.

 

Bu vesile ile sitemizin personeli başta olmak üzere umum İslam âleminin mübarek mevlid kandilini tebrik eder hayırlara vesile olmasını Rahmeti ilâhiyeden niyaz ederim.

 

Kaynaklar:

 

(1) Enbiyâ, 107)

 

(2) R. Nur, Mektubat 19, Mek, 16, işa, Sa, 177 - 178

 

(3) Âl-i İmran, 3/164)

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı