12 Eylül Anayasa referandumundan sonra, Haşim Kılıç, yüksek yargı organlarının başkanlarına, 'Bu referandumda halkımız yüzde 58 evet demek suretiyle yüksek yargıya da balans ayarı yaptı' demişti.
Anayasa referandumu ile halkımız, yüksek yargıya, 'Kriz üretme, siyaseti tanzim etmeye kalkışma' mesajını vermişti.
12 Eylül referandumu ile eski yargı düzeninin eski Türkiye'de kaldığına inanmıştık.
Haşim Kılıç konuşurken salondaki yüksek yargı temsilcilerini süzdüm ve 'Haşim Bey, eski Türkiye'nin yargısı adına konuşuyor' dedim.
Kürsüde, sırtına eski Türkiye'nin gardırobundan seçtiği cübbesini geçirmiş, eski yargı adına racon kesen, siyasete ayar veren bir Haşim Kılıç vardı.
Bir yandan siyasilere haddini bildirirken diğer yandan da eski Türkiye'nin eski yargı düzenine, 'Bakın sizin sözcünüz ve haminiz benim' diyordu.
Oysa Anayasa Mahkemesi Başkanı olduğunda kriz üreten değil, çözüm getiren bir Anayasa Mahkemesi olmaktan söz etmişti.
Oysa siyasete had bildiren değil, siyaseti aydınlatan bir Anayasa Mahkemesi Başkanı olmayı arzu etmişti.
Geldiği noktada Yekta Güngör Özden gibi had bildiren bir Anayasa Mahkemesi Başkanı oldu.