Bu hafta, “diğer gündem maddeleri”ni bir tarafa bırakıp, “bir tek olay ve onun yansımaları”ndan söz edeceğiz...
Sohbete “soru” ile başlayalım:
Bu ülkede, bir gazeteci, Başbakan Tayyip Erdoğan için; “Ey Başbakan, tükürmesinler diye mezar taşına, TOMA bekleyecek başında” diye yazabiliyorsa, hakkında da herhangi bir dâvâ açılmıyorsa, “basının özgür olmadığı” iddia edilebilir mi?..
Bu ülke; “Türkiye” değil de, meselâ Kuveyt olsa ve orada bir gazeteci; aynı şeyleri “Kuveyt Emiri” için yazsa, acaba başına neler gelirdi?.. Bırakın “basın özgürlüğü”nün elinden alınmasını, herhalde “yaşama özgürlüğü” bile elinden alınır, hemen “ip”te sallandırılırdı!..
Bereket ki;
“Cumhurbaşkanı” veya “Başbakan”ları eleştiren, “eleştiri”nin de ötesinde “salya-sümük saldıran” gazeteciler Kuveyt’te değil, Türkiye’de yaşıyorlar!..
“İfade hürriyeti”ni de,
Tepe tepe kullanıyorlar!..
O kadar “özgür”ler ki;
Başbakan için “despot” diyebiliyorlar, “otoriter” diyebiliyorlar, “diktatör” diyebiliyorlar!.. Mahkemeler de bunu, “eleştiri” olarak görüyor!..