İBRETLİ BİR HİKÂYE
Bu günkü yazımda yaşanmış bir hikâyeyi siz aziz okuyucularımla paylaşacağım.
Fakir bir ailenin çocuğu beş on kuruş para kazanmak ve ailesinin geçimini sağlamak amacıyla yurt dışına gitmiş. Birkaç sene geriye dönme imkânını bulamamış, ama iyi de para kazanmış. Gencin babası pek çok konuda yetenekli bir insanmış. Genç, Kazandığı parasından bir miktarını babasına göndermiş ve demiş “Babacığım, ben evlenmek istiyorum. Yaşım bir hayli ilerledi, evlenme fırsatı bulamadım. Şimdi tam zamanı ve sen den benim için bir eş seçmeni istiyorum. Hatta bunu da söyleyeyim, benim adıma yapılması gereken tüm işlemleri de yapmaya seni vekil ediyorum. Ben geldiğim zaman düğün günümün başladığı gün olsun.
Gencin babasına güveni bu kadar sonsuzdu. Babası mektubu alır almaz derhal oğluna münasip bir eş aramaya başlar. Tabi evlendirilecek gençler için nelere dikkat edilecek kural belli. Allah Resulü (sav) kuralları önceden belirlemiş. Bir baba oğluna bir eş, kendine bir gelin ararken 4 şeye dikkat etmesinin lazım olduğunu biliyordu. O dört şeyde, Ebu Hüreyre’nin (ra) rivayet ettiği şu hadis-i Şerifte Allah Resulüıralamış:
صَلَّ اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمْ ِ: عَنِ النَّبِيّ:رَضِيَ اللهُ عَنْهُ عَنْ أبي هُرَيْرَةَ
وَجَمَالِهَا, وَلِدِينِهَا تنْكَحُ الْمَرْأَةُ لاِرْبَعٍ : لِمَالِهَا, وَلِحَسَبِهَا قال
فَاظْفَرْ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ
“Kadın, dört şeyi için nikâh edilir; malı, soyu, güzelliği ve dini; sen dindar olanını seç ki, evin bereket bulsun.”(1)
Gencin babası da öyle yapar, dindar bir gelin bulur, fakat gelin hanımın fiziki yapısı pek de güzel değildir. Ama Everest tepesi gibi bir imanı vardır. Gencin babası oğlunun verdiği talimat doğrultusunda her şeyi hazırlar ve oğluna durumu bildirir. Oğlan da derhal bir bilet alıp yurda dönüş tarihini babasına bildirir. Gün gelir, baba ve ailesi oğullarını hava alanında karşılarlar. Birlikte eve dönerler. Düğün dernek her şey hazır, sabahleyin gelin arabası hazırlanıp kız evinden gelin alınacak ve düğün mahalline götürülecek. Gelin hanımın yüzü sürekli kapalı olduğu için oğlan gelin hanımın yüzünü ancak odasında baş-başa kaldığı zaman görür ve şok olur! Nasıl olurdu da babası böyle çirkin bir eşi oğluna münasip görmüştü? Genç o kadar sarsılır ki tarifi imkânsız. “Bunca yıldan sonra o kadar heyecanla geldim şimdi böyle bir hanım! Bütün hayallerim söndü ” diye söylenir ve kahrından hemen yatağına uzanır.
Kocasının tepkisini anlamakta gecikmeyen gelin hanım, gecenin son üçte birinde onu uyandırmaya çalışır, ama genç bir türlü uyanmaz. Gelin hanım onu tekrar sarsar, genç yine kalkmak istemez. Gelin hanım bu defa onu kaldırmak için üzerine su serpiştirir. Genç uyanır ve karısı onunla konuşmaya başlar.
“Biliyorum sen çok üzgünsün. Ve biliyorum ben güzel değilim, ama sen biliyor musun benim niçin evlendiğimi? Benim evlenmek istediğimin tek bir sebebi vardır. O da, Ebû Hüreyre’nin (ra) rivayet ettiği, şu Hadis-i Şerif-i uygulamaktır! Allah Resulü (sav) buyurdular ki:
وعن أبى هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]قالَ
رَسُولُ اللّهِ صل الله عليه وسلم رَحِمَ اللّهُ رَجُلً قَامَ مِنَ اللَّيْلِ فَصَلّى وَأيْقَظَ امْرَأتَهُ فإنْ أبَتْ نَضَحَ في وَجْهِهَا المَاءَ. رَحِمَ اللّهُ امْرَأةَ قَامَتْ مِنَ اللَّيْلِ فَصَلَّتْ وَأيْقَظَتْ زَوْجَهَا فإنْ أبَى نَضَحَتْ في وَجْهِهِ المَاءَ
“Allah, geceleyin kalkıp namaz kılan ve hanımını da uyandıran, hanımı imtina ettiği takdirde yüzüne su döken kula rahmetini bol kılsın. Allah, geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, kocası imtina edince yüzüne su döken kadına da rahmetini bol kılsın.”(2)
“Bu hadisi yerine getirmeyi o kadar çok istiyordum ki; güzel olmadığım için evlenemem ve peygamberimin bu emrini yerine getiremem diye üzülüyordum. Sen bana bu fırsatı verdiğin için çok minnettarım. Şimdi hadisi benimle birlikte tamamlar mısın? Kalkıp namazda bana imamlık yapar mısın? Benimle teheccüt namazı kılar mısın?’’
Böylece Genç kalkar ve namazda hanımına imamlık yapar.
Genç adam bundan sonrasını şöyle anlatır!
“Allah’a yemin ederim ki, Namaz bitince dönüp hanımıma baktığımda, dünyanın en güzel kadını bile onun güzelliği yanında çirkin kalırdı.
Ey bu hikâyeyi okuyan okuyucularım. Televizyon dizileri ve magazin yazarlarının aşk hikâyeleri sizi aldatmasın. Aşk kalbe Allah için giriyorsa, en çirkini de böyle güzel gösterir.
İslam dini öyle bir dindir ki; en çirkin şeylerin bile bir güzel tarafının bulunduğunu insana gösterir ve o çirkinliklerden dahi istifade yolunu bildirir. Allah eşini sana sevdire bilir, ama sen ve eşin Allah’a itaat ederse. Ey kardeş! Sen namazda eşine imamlık yap. Ey bacı! Sana imamlık yapması için gece onu uyandır. Böylece Allah’ın cennetine koşarak değil uçarak gidesiniz.
Bu konuda Üstad Bediüzzaman şunları söylemiş:
“Kadın ve erkek ortasında gayet esaslı ve şiddetli münasebet, muhabbet ve alâka; yalnız dünyevî hayatın ihtiyacından ileri gelmiyor. Evet, bir kadın kocasına yalnız hayat-ı dünyeviyeye mahsus bir refika-i hayat değildir. Belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayattır. Madem hayat-ı ebediyede dahi kocasına refika-i hayattır; elbette ebedî arkadaşı ve dostu olan kocasının nazarından gayrı başkasının nazarını kendi mehasinine celbetmemek ve onu darıltmamak ve kıskandırmamak lâzım gelir.” (3)
Madem mü’min olan kocasıyla iman noktasında ikinci bir bağları var, o vakit sevmek ve sevilmek yalnız dünya hayatına münhasır olmamalı. Eğer muhabbet yalnız gençliğine ve güzellik zamanına mahsus olsa, o muhabbet devam etmez. Kısa bir zaman birliktelikleri olsa da çok sürmez ayrılırlar. Eğer iman bağları sağlam olursa, ihtiyarlık ve çirkinlik vaktinde de ciddî bir muhabbeti ve hürmeti taşırlar. Öyleyse eşlerin kendi güzelliğini bir birlerinin nazarına tahsis ve muhabbetini ona hasretmesi muktezayı insaniyettir. Yoksa pek az kazanır, fakat pek çok kaybeder.
Şer’an karı kocaya denk olmalı, yani birbirine münasip olmalı. Bu denkliğin en mühimi diyanet noktasındadır. Ne mutlu o kocaya ki; kadınının diyanetine bakıp taklit eder, refikasını hayat-ı ebediye de kaybetmemek için mütedeyyin olur.
Bahtiyar o kadındır ki; kocasının diyanetine bakıp ebedî arkadaşımı kaybetmeyeyim diye takvaya girer.
Yazıklar o erkeğe olsun ki; Saliha hanımını ebedî kaybettirecek olan sefahate girer. Ne bedbahttır o kadın ki; müttaki kocasını taklit etmez, o mübarek ebedî arkadaşını kaybeder.
Kaynaklar:
(1) İmam Nevevi, Riyazü’s-Sâlihin, Tercüme, Salih Uçan, Hadi, No, (122) Basım yayın, Çelik yayinevi Yayın Yılı: 1993 İstanbu (Buhari)
(2) Nesâî, Kıyâmu'l-Leyl: 5, (3, 205); Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan, Hadis No, (3008) cilt, 17, Sayfa, (68) Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik, A.ş, İst.
(3)Lem'alar Sayfa. No (365) Bediüzzaman Said Nursi, Envar Neşriyat, İstanbul.