14 Nisan 2026, Salı
01:32
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Bir önceki yazımızda ramazan orucunun hikmetlerinin beşini anlatmıştık. Bu günkü yazımızda diğer hikmetlerinden bahis edeceğiz.

 

RAMAZAN ORUCUNUN ALTINCI HİKMETİ:

 

Oruç, Cenab-ı Hakkın nimetlerinin şükrüne bakar. Rabbimizin yeryüzü sofrasına serdiği nimetlerini bize getiren adama bir fiyat veriyoruz. Acaba asıl o sofrayı yeryüzüne seren Allah bizden ne istiyor?

 

Cenab-ı Hakkın otların odunların başlarına taktığı o çok kıymetli nimetleri kıymetsiz zannedip onu vereni tanımamak, nihayet derecede bir akılsızlıktır. Rabbimiz sınırsız, çeşit çeşit nimetlerini insanoğlunun istifadesi için yeryüzünde neşretmiştir. O nimetlere mukabil, fiyat olarak şükür gerekir. İşte ona teşekkür etmek, nimetleri doğrudan doğruya ondan bilmek, çalı hükmünde olan kuru çubuğun üstüne tatlı üzüm salkımlarını takan rabbimize hamd etmek gerekmez mi? Nimetlerin kıymetini takdir etmek, o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur. Ramazanı Şerif’teki oruç, insanın bu halini açlık vasıtasıyla hissettiriyor. Ramazan ayındaki oruç hakiki, umumi ve büyük bir şükrün anahtarıdır. Çünkü insanlar, sair vakitlerde oruç tutmaya mecbur olmadığından, çoğu defa hakiki açlığı hissetmiyorlar. O nedenle pek çok nimetin kıymetini takdir edemiyorlar. Kuru bir parça ekmekteki nimetin lezzeti anlaşılamıyor. Hele tok olan adam, eğer bir de zenginse nimetin nimet olduğunu bile düşünmez. Hâlbuki iftar vaktinde, o kuru ekmeğin çok kıymettar bir nimet-i İlâhiye olduğuna dilindeki tat alma duygusu şahitlik eder.

 

En zenginden en fakirine kadar herkes, Ramazan orucu sayesinde o nimetlerin kıymetini anlamakla manevi bir şükrü yapmış olur.

 

Vaktiyle iki asker arkadaşı varmış. Biri çok zengin diğeri de çok fakirmiş. Fakir olan iş icabı arkadaşının memleketine gitmiş. Buraya kadar gelmişken sevgili dostumu ziyaret edeyim deyip arkadaşının evini bulmuş ve kapıyı çalmış. Arkadaşı ona bir kuzu kesmiş. Yemişler içmişler vedalaşıp ayrılmışlar.

 

Başka bir gün zengin olan arkadaşı onu ziyaret etmiş. Kuru ekmekten başka yedirecek hiçbir şeyi olmayan fakir arkadaşı, sabah kahvaltısını da yapmadan şöyle bir dağ havası alalım diyerek arkadaşını almış ve orman gezisine çıkmışlar. Dere tepe dolaşmışlar, bu arada öğle yemeği vakti de gelmiş. Bunlar da içimine doyum olmayan bir pınarın başına gelmişler. Fakir arkadaşı torbadaki kuru ekmeği çıkarmış, pınarın buz gibi suyuna batırıp yemişler. Zengin arkadaşı demiş ki; ömrümde böyle tatlı bir ekmek yemedim.

 

İşte oruç sayesinde herkes, nimetlerdeki lezzeti anlar ve o nimetleri verene teşekkür borcu olduğunu hisseder.

 

YEDİNCİ HİKMET

 

Mümin oruçlu olduğu için gözünün önündeki nimetlere bakar, fakat elini uzatıp yiyemez. Bu durum, ona şu fikri verir:

 

“Bu nimetler benim değil. Ben bunları istediğim gibi yiyip içmekte hür değilim, bunlar başkasının malıdır. İftar vaktine kadar onun emrini bekliyorum” der.

 

Bu sayede nimeti nimet bilir ve şükreder. Bu suretle oruç pek çok cihetlerle insanın hakikî vazifesi olan şükrün bir miftahi olur.

 

ORUCUN SOSYAL HAYATA BAKAN YÖNLERİ

 

Orucun sosyal hayata bakan yönleri vardır. Geçim noktasında insanlar bir birinden farklı yaratılmışlardır. Oruçtaki açlık vasıtasıyla insanlar, aralarındaki yaşam farkını giderme ihtiyacını tam hissederler. Fakir ve aç insanların şefkate, acımaya ne kadar muhtaç olduğunu zenginler oruç vasıtasıyla nefislerine kabul ettirir. Böylece zenginler, fakirlerin acınacak acı hallerini gidererek hem onların hem de Allah’ın sevgisini kazanırlar. Tabiri caizse zenginler bir taşla iki kuş vururlar. Eğer oruç olmazsa, nefisine düşkün ve obur zenginler, açlık ve fakirliğin insana ne kadar ıstırap verdiğini bilemezler.

 

Oruç sayesinde zenginin fakire tepeden bakması, fakirin de zengini kıskanarak gözetlemesinin önü alınmış ve aralarında sevgi köprüsü kurulmuş olur. İnsanlar arasındaki kin, nefret ve düşmanlık duyguları bu sayede bir daha dirilmemek üzere öldürülmüş olur. Kin ve nefretin yerini sevgi, saygı bağları alır ve sosyal hayatta sarsılmaz bir güven ortamı oluşur.

 

İnsanın nefsi, kendini hür ve serbest olmasını ister. Hatta yaradılışı icabı her şeyden bağımsız, dilediği gibi hareket etmeyi arzu eder. Sayısız nimetleri önüne kimin koyduğunu düşünmek istemez. Eğer dünyada servet ve iktidarı da varsa, hırsızcasına Allah’ın nimetlerini sanki kendi malıymış gibi “Bismillah” demeden yutar.

 

İşte Ramazan-ı Şerif`te en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki asıl mal sahibi kendisi değildir. Malın ve mülkün sahibi Allah olduğunu düşünür, Allah’ın mülkünde istediği gibi, hareket etme yetkisine sahip olmadığını anlar..

 

Allah izin vermezse en basit ve en rahat şeyi de yapamayacağını fark eder ve kulluk tavrını takınır. Hakikî vazifesi olan şükür borcunu yerine getirmiş olur.

 

İnsanın nefsi gafletle kendini unutur. Mahiyetine konulan sınırsız acizliğini, fakirliğini ve kusurunu göremez ve görmek istemez. Hem ne kadar zayıf ve musibetlere hedef bulunduğunu ve çabuk bozulur, dağılır et ve kemikten ibaret olduğunu düşünemez. Sanki çelikten bir vücudu varmış ve ölümsüzmüş gibi dünyaya saldırır, her lezzetli ve menfeatli şeylere bağlanır.

 

ORUÇ NEFSİN AHLAKININ DÜZELMESİNİ SAĞLAR

 

Oruç nefsin ahlak bakımından düzelmesini temin eder. En gafil, en cebbar ve en sersem insanlar dahi oruç vasıtasıyla zayıflığını, acizliğini ve fakirliğini hisseder. Açlık vasıtasıyla kendisinin ne derece çürük olduğunu hatırlar, ne derece merhamete ve şefkate muhtaç olduğunun farkına varır. Nefis firavunluğu bırakır, dergâh-ı İlahiye iltica etmeye ihtiyaç duyar ve rahmet kapısını çalmağa hazırlanır. Efendimiz, Oruç tokmağıyla Cenab-ı Hakkın Rahmet kapılarına vurulursa, kapılar ardına kadar açılabileceğinin müjdeliyor ve Ebu Hüreyre’nin rivayet ettiği bir Hadis-i Kutsi de şöyle buyuruyor:                          

 

 “Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurmuştur: “Âdemoğlunun oruç dışında her ameli kendisi içindir, oruç ise başka maksat ve gösteriş olamayacağı için sadece benim içindir. (O nedenle) önceden bildirilmiş ölçülerin çok üstünde bir mükâfatla kulumu ben mükâfatlandıracağım.

 

ORUÇ GÜNAH VE HASTALIKLARA VE CEHENNEM ATEŞİNE KARŞI BİR SİPERDİR.

 

Oruç günah ve hastalıklara ve cehennem ateşine karşı bir siperdir. Biriniz oruçlu olduğunda kötü söz söylemesin ve kavga da etmesin, şayet birisi kendisine söver ve sataşırsa ben oruçluyum desin. Muhammed’in canı elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur. Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anından birisi iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.”

 

Bu, Buhari’nin rivayetidir. Başka bir rivayette ise, (Yüce Allah şöyle buyurur:) “Oruçlu yemesini, içmesini ve nefsani arzularını sadece benim için terk etti, oruç sadece benim için yapılan bir ibadet olduğundan, diğer iyilik ve ibadetlerin karşılığı on misli sevap vardır. Orucun mükâfatını bizzat size bildirmediğim bir ölçü ve nispette ben vereceğim.”

 

Müslim’in başka bir rivayetinde ise;

 

“Âdemoğlunun her ameline kat kat sevap verilir, bir iyilik on mislinden yedi yüz misline kadar katlanır. Ancak oruç başka, onun mükâfatını ben veririm. Çünkü oruçlu kimse yemesini içmesini ve nefsani isteklerini sadece benim için terk eder. Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anından birisi, iftar ettiği zaman, diğeri ise orucunun sevabıyla Allah’a kavuştuğu andır. Oruçlunun ağız kokusu ise, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir” buyurmuştur. (1)

 

Ebu Hüreyre’nin bir başka rivayetinde şu Hadis-i Şerif-i görüyoruz.

 

Resulü Ekrem  (asm) buyurdular ki:

 

“Âdemoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenab-ı Hakk’ın bu husustaki sünneti şudur:) Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yedi yüz misline kadar çıkar. Allah Teâlâ Hazretleri (bir Hadis-i Kutside) şöyle buyurmuştur: “Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükâfatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti. Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.” (2)

 

Aslında meselemizi anlatmak için bir Hadis-i Şerif yeter ve artar. Fakat Allah Resulünün kalbi müminler üzerine öyle titrer ki; onların üzülmesine hiç tahammülü yoktur. O müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir. Bu nedenle Allah Resulünün müminleri teşvik için, oruçla ilgili pek çok Hadisleri vardır. Biz bir kaçını zikrettik ve orucun binlerce hikmetlerinden bir kaçını saymaya çalıştık. Demek efendimiz, oruç vasıtasıyla kalplerin mum gibi yumuşadığını görmüş. Yumuşayan o kalplere de bazı tavsiyelerde bulunmuştur. Zenginlerin fakirlerin imdadına koşmalarını tavsiye etmiş ve şu hikmetli sözünü de söylemiştir:

 

 “Kırk haslet vardır ki onların en yükseği sağıp faydalanmak üzere fukaraya bir keçi vermektir.” (3)

 

Allah Resulü (sav) bir başka Hadis-i Şeriflerinde de, cehennem kapılarını kapatacak cennetin kapılarını açacak iyilikleri şöyle tavsiye etmiştir:

 

“Yarım hurma ile de olsa ateşten kedinizi koruyun, onu da bulamazsanız güzel söz söyleyin.” (4)

 

Rabbimiz, insanlar arasında sosyal barışı sağlamak için zekât ve sadakayı emretmiş; Peygamber Efendimiz pek çok hadisinde sosyal adaleti sağlamaya yarayacak tavsiyelerde bulunmuştur. Bu sayede İslamiyet, dünyaya huzur ve emniyeti getirmiştir; emirlerine itaat edenlerin ahret hayatlarını da garanti altına almıştır.

 

Kaynaklar:

 

(1) ) Buhari, Savm, 9; Müslim, Sıyam, 163);Cem’ül fevaid, Büyük, Hadis, Külliyat-ı, Hadis, No: 1220 Tercüme Naim Erdoğan; İmam Nevevi, Riyazü’s-Sâlihin, Tercüme, Salih Uçan, Hadi, No, (1216) Basım yayın, Çelik yayinevi Yayın Yılı: 1993 İstanbul.

 

(2) Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan Hadi, No, (3107) cilt, (9), Sayfa 57, Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik, Aş. İst.

 

(3) Cem’ül fevaid, Büyük, Hadis Külliyatı, Hadis, No: (8250),Tercüme Naim Erdoğan.

 

(4) Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan Hadi, No. (3265) cilt, (10), Sayfa, (34), Akçağ Yayınları.


 

Selam ve dualarımla

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı