Araplar arasında meşhur bir sözdür: Düşmanımın düşmanı, benim dostumdur..
Hem zaten, “Araplar bir defa ittifak ettiler, o da bir daha ittifak etmemek üzere..”
Dini, mezhebi, ideolojik, politik, felsefi, vicdani, menfaat temeline dayalı ne kadar ihtilaf konusu varsa her zaman masalarında duruyor sanki.. Seküler karaktere sahip kimileri de, düşmanlarına karşı Şeytanla bile işbirliği yapmaya hazır.. Bugün Irak’ta yaşanan kriz Arap Şiası ile, Sünni Araplar arasında.. Ama Şii Araplar yanlarına İran Şiası’nı alarak saldırıyor..
İran için Ahmedi Necat büyük bir talihsizlikti.. Ardından Maliki’nin uyguladığı siyaset Şia’ya karşı Sünni dünyadaki öfkeyi ve nefreti patlattı.. İran’ın Irak ve Suriye politikası tam bir felaketti.. Kendi içinde de inandırıcılık ve tutarlılıklarını kaybettiler.. Bana kalırsa devrimin ruhundan uzaklaştılar..
Yemen’de Husiler, Suriye hesaplaşmasına Lübnan Hizbullahının Esed’in yanında savaşa girmesi ve Nuseyri Esed cuntasının insanlık dışı katliamlarının faturası sonunda Şia’ya çıkarıldı..
İslam ümmetinin birliği için mücadele edenlerin sesi duyulmazken, korkulan oldu ve Suriye-Irak hattında Sünni-Şii hesaplaşması başladı.. Yarın bu hesaplaşma Yemen’e de sıçrayabilir..
Irak’ta, işin içinde hem din, hem mezhep, hem etnik hesaplaşma, hem siyasi hesaplaşma hem de menfaat hesaplaşması var..
Biliyorsunuz bölgede Amerika ve İngiltere işgal kuvvetleri var. Onların himayesinde İsrail var..
Öte yandan Suriye’de Nuseyrilerin Şiilikleri ve Müslümanlıkları tartışmalı.. Ayrıca bölgede diğer Hıristiyan topluluklar var.