13 Nisan 2026, Pazartesi
22:45
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Özbekistan seyahatinin son günü Buhara ve Hiva’yı gezdik. Buhara’da Şah Nakşibend ve Emir Külal Hazretlerini ziyaret ettik. Hiva ise Hiva Hanlığı’ndan kalma, UNESCO’nun “tarih mirası” olarak tescillediği bir tarih müzesi. Bütün şehir her sokağı ile müze. Saraylar, camiler, medreseler...

Gün boyu 40 derece sıcak altında oruçlu olarak dolaşmak... Bakan Davutoğlu hariç heyetin tamamı pes etti dersem yanlış olmaz. Yer yer kuyu sularına rastlıyoruz, tulumbalı ile su çekilen, buz gibi su çıkıyor, herkes o buz gibi su ile başını, yüzünü yıkıyor. Sayın Bakan’ın maşallahı var, gezi bitinceye kadar canlılığını kaybetmedi. Eşrefoğlu Camii’ne benzer bir tarihi camide birlikte namaz kıldık, orada ellerimizi açtık Sayın Bakan’ın yaptığı duayı unutamam.

Akşam yaklaştı, ayrılsak iftarı yolda mı yapsak, yoksa Hiva’da mı, dendi ki, şimdi iftarı yapmayıp yola çıksak, havada hep Batı’ya gideceğimiz için güneş bir türlü batmayacak ve biz iftarı çok geç açmış olacağız, oysa kimsede mecal kalmadı... İşin ilginci ben, pazar günü Patnos’a gideceğim, sabah 10.00’da uçağım var, Bakan’a iletildi, dedi ki Bakan “Ahmet Bey sizi Ağrı’da paraşütle aşağı atarız, Patnos’a yetişirsiniz.”

Neyse iftarı, Hiva Hanı’nın yazlık sarayında Hiva Valiliği, Belediye Başkanı ve Özbekistan’ın Türkiye Büyükelçisinin ev sahipliğinde açtık ve sonra yollara düştük. İstanbul’a saat 01.00 gibi geldik, Bakan iftarda yetimlerle birlikte olacaktı, tabii ki ona yetişemedi, ama eşi Sare Hanımefendi’nin düzenlediği bir sahur vardı, ona yetişmiş oldu.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı