Geçenlerde Ümran Menderes'i gördüm.
Aydın Menderes'i ne kadar özlediğimi hatırladım.
Burnumun direği sızladı.
Perşembe günü iftarda Cebeci'deydim.
Muhsin Yazıcıoğlu'nun kabrini ziyaret ettim.
Bir kadın kabrin başında ağlıyordu.
Genç bir kız fotoğraf çekiyordu.
Muhsin Yazıcıoğlu'nu ne kadar özlediğimi hissettim.
Siyasi güçlerinin ötesinde bir misyon ifa ederlerdi Aydın Menderes ve Muhsin Yazıcıoğlu.
Ankara'nın puslu havalarında, siyasetin fırtınalı günlerinde işaret feneri gibiydiler.
Aydın Bey ile bir kitap çalışması üzerinde anlaşmıştık.
Sevgiye, saygıya dayalı derin bir muhabbet vardı aramızda.
Son zamanlarda rahatsızdı. Kıyamadım, yormak istemedim.