Cumhurbaşkanı Erdoğan tebrikleri kabul etmiş, davetlilerin arasına gelmişti.
Sanatçılar orkestranın olduğu bölümde toplu olarak duruyordu.
Serkan Çağrıcı'ya seslendi önce. 'Serkan neredesin?' deyince, 'Efendim klarneti görünce dayanamadım, yanına gittim' diye neşeli bir cevap verdi.
Kara Tren türküsüyle kulaklarımızda hoş bir tını bırakan Özhan Eren, her türküsünü yüreğime işlediğim Yavuz Bingöl de oradaydı.
'Yavuz abi sakal bıraktı' dedi Serkan Çağrıcı. Cumhurbaşkanı, 'Yavuz, dizide oynuyor' dedi. Sonra üçlü bir araya geldi. Bir de baktık ki, Yemen Türküsü'nü söylüyorlar. Türkü bitti, 'Burası Muş'tur mu yoksa Huş'tur mu değerlendirmeleri' başladı.
Recep Tayyip Erdoğan'ı Cumhurbaşkanı olarak Çankaya'da tebrikleri kabul ederken görmek benim gibi milyonlarca insanın bir rüyasıydı. Bu yüzden, Cumhurbaşkanı ve eşi elimi sıkarken, 'Bugün bizim bayramımız' dedim. Aslında yasaklardan, hapishanelerden Cumhurbaşkanlığı'na uzanan süreçte Recep Tayyip Erdoğan kişisel hikayesinin ötesinde Türk demokrasisinin bir başarısı.
Cumhurbaşkanı herkesle ilgilendi. Çankaya hatırası çektirmek isteyenleri kırmadı. Ama tek bir şey yapmadı, bizim sorularımızı yanıtlamadı.