13 Nisan 2026, Pazartesi
12:49
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Evet, kalkışmanın kodlarını doğru okumak lazım. Bu, Kobani’den öte bir şey öncelikle. Kobani sadece bahane edildiği bir şey. Buradan Kobani için bir değerlendirme çıkarmak söz konusu olacaksa, o zaman, Kobani’de benzeri bir yapı kurup kurmadıklarının sorgulanması gerekiyor. Şayet, Kobani’de de, bizde, Türkiye’de devreye sokulana benzer bir haleti ruhiye iktidar olmuşsa, vay Kobani’nin başına gelene demek lazım. Özeti, Kobani’de bir Kürt iktidarı değil, bir terör örgütü iktidarı oluşmuş demektir. 

Bunun, önceden planlanmış bir kalkışma olduğu görülecektir, doğru okunduğu zaman. Yakılan, yağmalanan, taşlanan mekanlara, hedef alınan insanlara bakıldığında, önceden bir tür “işaretleme” gerçekleştirildiği anlaşılıyor. Okullar, kütüphaneler, müzeler yakılıyor... Kimi işyerleri, kimi evler, kimi insanlar hedef alınıyor.“Kürtçe biliyor musun?” sorusu, tam bir etnik arındırma mantığının ürünü. “Sakallı, başörtülü”yü hedef seçme, tam bir ideolojik - siyasi arındırma mantığının ürünü. “Senin araban var, benim niye yok” yaklaşımı, tam bir sınıfsal arındırma mantığının ürünü. Bu tarzda işleyen mantık, kitleleri motive etmeye başladığında, peşinden vandallığın, vahşetin gelmesi kaçınılmaz olur. Göz gözü görmez ve her türlü cinayet işlenir.

Planlama varsa, hemen peşinden kim yaptı, sorusu akla gelir. İnsanları sokağa HDP’li aktörler davet etti, ama yaşadıkları pişmanlığa bakıldığında vandallık projesinin onların ötesinde gerçekleştiği anlaşılıyor. Kim onlar? KCK’nın yer altı örgütü mü? KCK’ya göre HDP ne oluyor ve HDP’nin yöneticileri denen kesim, oradaki yapılanmanın neresine düşüyor?

 YAZININ  TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı