Olumsuz bir hadise ile karşılaştığımız durumlarda egomuz hemen bir suçlu arar.Bazen karşılaştığımız bu olumsuz durumdaki rolumüzü düşünerek “hata bende” deme cesaretini gösteririz.Hatalar tabiki olacak insan hayatında.İnsan acıyı bilecek ki tatlıyı sevsin, kötüyü görecek ki iyinin değerini bilsin.Bu biribirne zıt kavramlar günlük eylemlerimizle gelişen olaylara verdiğimiz tepkiler sonucunda oluşan davranış kalıplarını içselleştirmemizden kaynaklanan duygulardır.Sağlıklı düşünebilen insanı; “empati” kurma yeteneğini geliştirdiği için yukarıda sayılan olumlu olumsuz duygu kalıplarına başvurmadan insanlar arası iletişimini gerçekleştirme yeteneğine sahip olan birey olarak tanımlayabiliriz.Bu tanım kapsamına; kendileriyle barışık, çevresinde meydana gelen hadiselere ilgisiz kalmayan, sadece kendini değil çevresindekilerle birlikte yaşama sevincini paylaşabilen bireyler girebilirler.
İnsan yaşam kalitesine karşılaştığı hadiselere verdiği tepkiler anlam katar.”Pireyi deve yapan” insanlar kendileri mutsuz olduğu gibi etrafında kim var sa düşünmeden onları mutsuz etmek için kırıp geçirebilir.O her zaman haklıdır kendine göre.Suç tamamen karşısındakilerdedir.Böyle bireyler maalesef her fırsatta savunma mekanizmalarını çok iyi kullanırlar.Vicdanlarını rahatlatmak için kendilerini daima haklı çıkarma çabası içine girerler.Bu beyhude çaba aslında sadece onun iç dünyasında kendine göre şekillendirdiği bir olgudan ibaretir.Aslında haksız iken haklı çıkma çabası içine girenler “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” dayimiyle günlük yaşamımıza giren anlayışla örtüştüğünü söyleyebiliriz.
Bu dünya da farklı milletlerden oluşan ve farklı dinlere inanan 6 milyarın üstünde insanla birlikte yaşıyoruz.Ama bizim yaşadığımız evrenimiz önce evimiz sonra köyümüz, ilçemiz, ilimiz ve ülkemiz daha sonra da dünyamız olarak sınıflayabiliriz.İnsan kendi evrenini kendisi meydana getirir.Bu evrenin parçaları çevresinde iletişim ve etkileşim kurduğu madde ve insan kaynaklarıdır.Bu kaynaklarla sağlıklı iletişim ve etkileşim kurma düzeyi bize o insanın yaşam kalitesi hakkında ipucu verir.Pozitif duygulara sahip insanlar çevresine ve çevresindekilere duyarlı, sorun yaratmak yerine çözüm odaklı düşünebilen ve bu anlayışı günlük yaşantısında eylemlere dönüştürendir.
Her insanın bir diğerini kendisine benzetmek için bir çabası olmaması gerekir. Ülkemizde sosyal yapı karmaşıktır.Hemen hemen her bölgede farklı etnik kökenden gelen , farklı mezhepleri kendilerine yol edinmiş ve farklı dinlere inanan insan topluluklarının olduğunu görüyoruz.Bu farklılıkları ön plana çıkarma yerine millet şuuruyla hareket edip ortak noktalarımızı ön plana çıkarırsak enerjimizi boşa harmacamayıp sinerji oluşturabiliriz. Yaşadığımız bugünlerde her gün biliyor musunuz kaç sivil masum insan kendi dininden olan insanların kurşunlaryla öldürül dü ? Film izler gibi şavaş izletiyoruz çocuklarımıza.Bu şavaşların olmasına sebeb olanlar kadar bizim vicdanlarımızda suçlu değil mi ? “Zalimin karşısında” suskun kaldığımız için.O zaman aklımızı başımıza alalım.Zalim kim ise suskun kalmayalım.Günümüz de ne tarafa baksan zalimi görürsün.Ezilen halkları ve sömürülen insanları gördüğünde ne hissediyorsun? Kim haklı kim haksız düşüncesi beyninde oluşurken duyguların seni nereye götürüyor? Bu konuda Şair’i Azam Mehmet Akif Ersoy “Zülmü Alkışlayamam” adlı şiirinde neler neler söylemişti yıllar önce zalime.
“Zulmü Alkışlayamam
Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!..
- Boğamazsın ki!
- Hiç olmazsa yanımdan koğarım. “diye dönemin zalimlerine haddini bildirmemiş miydi?
Ne değişti Allah aşkına yıllar sonra yine yeni zalimler ortaya çıkmadı mı? Cetvelle çizilen sınırlar ,tel örgilerle ayrılan aileler yine kan revan içinde her gün çile çekmiyor mu?İnşallah zalimin mağdur olduğu günlerin yakın olmasını Yüce Mevlam’dan temenni ediyorum.Sayın Başbakanımızın dediği gibi etrafımızdaki yaşayan her canlıya yarın başka bir gözle bakalım.Şu karamsar günlerde birbirimizi ötekileştirmeden sevelim,sevilelim ve SELAM verelim.Buna çok ihtiyamız var ama çok.
Cemal ŞAHİN 27/10/2014