Kudüs ruhtur. Kudüs isyandır, direniştir, diriliştir ve etkisi kıtalar üstü olan bir siyasi dildir.
Kudüs sadece Filistin değildir, sadece Arap değildir, sadece 'Kudüs günü' söylemleriyle sınırlı değildir.
Kudüs İsrail değildir ve hiçbir zaman İsrail olmayacaktır.
Filistin halkı sadece Kudüs'e emanet edilmiştir. İlahi takdir Filistin halkını oraya bekçi kılmıştır. Onlar onu korur, Kudüs de onları korur.
Filistin Kudüs olmadan sadece bir millettir, Arap ulusunun bir parçasıdır, Müslüman ümmetinin o bölgedeki sakinleridir.
Kudüs de sadece Filistin'in değildir, Arap ulusunun değildir.
İSRAİL BU ÖFKE İLE YÜZLEŞMEDİ
Bu öyle bir güç, öyle bir söylem, öyle bir direnme ve mücadele ruhudur, öyle büyük bir öfkedir ki, dalga dalga bütün kıtalara yayılır.
O zaman Kudüs'te verilen söz ne ise, hissedilen duygu ne ise, Afrika'nın derinliklerinden Asya'nın en ücra köşelerine kadar aynı sözler verilir, aynı duygu ve öfke yeryüzünü sarar.
İsrail henüz bu öfke ile yüzleşmedi. Hiç yüzleşmedi. Bunun ne anlama geleceğini bilmiyor.
İsrail sadece Filistin halkıyla mücadele etti. İsrail sadece Arap dünyasıyla bir savaş yürüttü. Bu dilin ne kadar güçlü olduğunu, Kudüs'e dokunanlara, Mescid-i Aksa'ya hakaret edenlere nasıl bir öfke yöneleceğini hiçbir zaman görmedi.
1969'da Mescid-i Aksa'yı yakmaya girişti. İslam Konferansı Teşkilatı kuruldu. Şimdilerde işe yaramaz görünse de coğrafyada özgürlük anlayışının filizlenmesine yol açtı.
Irkçı Ariel Şaron Mescid-i Aksa'ya girdi, şımarıkça bir gövde gösterisi yaptı, İntifada'nın tohumları atıldı.