13 Nisan 2026, Pazartesi
08:06
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Günler ne çabuk akıp gidiyor!

Cuma namazından önce bir dostumla beraber kabrini ziyaret ettik! Neredeyse bir ay olacak aramızdan ayrılalı!

Ölüm alıp gidiyor eserlerinizi, hatıralarınızı, resimlerinizi! Gölgeniz  yerden bir kesilmeye görsün! Her şey hatıralarınızı silmek için yarışıyor! Dostlarınızın ayağı kesiliyor birer birer! Toprağınızın üzeri son baharın yaprakları ile gizleniyor gözlerden! Yeni baharın çiçekleri açtığında artık gönüllerden uzaksınız demektir!

Hayat bu akıp gidiyor işte! Ve geriye hatırlanacak çok az şey bırakıyor!

Sadık dost olmanın ömrü bu kadar kısa olmamalı oysa! Bizi o yalnız ve dar hücrede şenlendirecek bir iki ahbabımız yoksa niye yaşadık bu dünyada bunca kahrı!

Vefalı dost

Aziz abi!

Yapıp ettiğimiz işler seninle paylaşınca güzeldi!

Seninle sınanınca daha anlamlıydı hayallerimiz!

Ben rektör olacağım, senin bembeyaz sakalın kucağında, elini öpeceğim demiştim!

Sevinmiştin!

En ufak bir şefkati görsen yüreğin oynardı yerinden!

Fedakarlığı hiçbir lügat senin anladığından öte tarif edemezdi!

Ne tarif etmekle anlaşılır ne bir örneği yaşanır cinstendi O!

O seni aramasa da  sen her zaman dostuyun ihtiyacı olduğu yerdeydin!

Kalbiyle çağırsa duyar, derdiyle inlese koşardın!

Enin ve ızdırabın gecelerde feryada dönüştüğünü bilemezdik biz!

Nerde ilgiye muhtaç, nerde kafası dumanlı, nerde gönlü yaralı varsa sen onlarla olurdun gece yarılarında!

Sözlerine kendi inanır ve inandığı için de dertlere deva olurdu!

Gerçi şair “hak bildiğin yolda yalnız gideceksin” demiş ama!

Sen dik duruşu o’nda görecektin şair!

Çokların gözünü gönlünü kirleten çamur değmedi eteklerine!

Nur’un hiçbir ilkesini maslahat adına kirletmedi!

Temiz yaşadı, temiz anladı, temiz anlattı!

Zirveler yalnız yaşanır!

Çıktığı zirvede yalnız yaşadı! Muhatap bulamamıştı!

Ömer meşrepti!

Ok gibi doğru olmayanlar ona arkadaş olamazdı!

O yüzden yanına  yaklaşan az olurdu!

Fırtratı bozuk olanlar da ona taşı uzaktan atardı!

Mecliste söz söyleyince sözün doğruluğundan korkanlar gizlice gelip onu tebrik ederdi!

Dik duruşunun doğruluğundan korkanlar yolunu değiştirirdi!

Yalnız kalmıştı!

Uğrunda yalnız kaldığı cenahlar da ona gözlerini kapadı!

Yalan dünya işte!

Hani denilir ya!

İmam Ali, kendine muhatap bulamayınca gidip sırlarını bir kör kuyuya anlatmış!

Ey kör kuyu konuşsana!

Söze bir türlü giremedim! Girebilsem neler söylerdim!

Böyle sessizce unutulup gitmene razı değilim aziz Abi!

Alın başınıza çalın dünyanızı der gibi!

Böyle garip, böyle apansız, böyle vedasız geçip gitme dünyamızdan!

Belki de en doğrusunu sen yaptın! Nurun bunca kudsî hakikatlerini hoyratça savuranlara verilebilecek en iyi cevap buydu!

Cam parçaları uğruna elmas mücevherleri ayak altına saçanlara en güzel cevabı sen verdin!

Alın başınıza çalın dünyanızı!

Ardınca söylenecek bizim de sözümüz olsun!

Veda günün de konuşamadık!

Kavuşma gününe bir iki hatıra bırakalım!

Sana anınca değerlenecek bir iki hatıra!

Şunun farkındaydım!

Bir ömür boyu kendi muhatabını aramıştı!

Ama gelmiyordu! Hep bekledi! Bazen sokak sokak! Bazen ev ev aradığı oydu!

Ama bulamamıştı!

Hep gönlü gönlüne eş, ufku ufkuna eş bir gönül aradı!

Cemaate imam aradığı bir gün fısıltı halinde “ne hikmetse gelmedi, gelmiyor demişti”

Bir gün gece yarısına kadar yaptığı ders onu tatmin etmemiş olmalı!

Arabayı durdurup kimsesiz bir sokağa dalmıştı!

Adam arıyordu! Bir şeyler anlatacak! Derken biri çıktı uğruna!

“Ben adam arıyorum! Adam! Derdimi anlatacağım!”

Öbürü de adam arıyordu! Av peşindeydi!

“Ben varım abi! Ben varım! Bana anlat!”

Kimsin nesin soran olmadı! O konuştu, o dinledi!

Hep birlikte medreseye geldik! Okudu, dinledi, anlattı, ağladı!

Boşalan boşalmış, dolan dolmuştu. Seher yaklaşırken istirahate geçildi!

Sabah namazından sonra misafir izin isteyip gitti!

Düğüm hikayenin gerisinde saklı!

Gerisi, insanın dünyaya geliş öyküsü gibi!

İnsan dünyaya gelir! Her şeyi etrafında hazır bulur!

Kimi vefayı alır gider dünyadan

Kimi imanı alır gider!

Kimi inkarı  alır, kimi küfrü seçer

Kimi yüzlerce helali seçer! Kimi arar bulur gizlenmiş haramı!

İnsan aldığına sevinir ama terk ettiğini bir bilseydi!

Bulduğuna sevinir ama kaybettiğini bir bilseydi!

Bahtsızlığı üstündeymiş bize yoldaş olan gencin o gece!

Bir talebenin cüzdanından birkaç yüz lirayı alıp gitmiş!

Keşke neler kaybettiğini bilseydi!

Keşke kaybettiği dostun değerini bilseydi!

Bahtsızlık işte!

Bu küçük hadise ona zaaf veremezdi!

O Celal abiydi! İsm-i Celal mazharı!

Daha bir şevkle sarıldı aramaya!

Daha bir inançla çaldı gece sokaklara düşmüşlerin kalbini!

Onlardan birini gördüm dün!

“O beni bağrına bastığında benim elimde şişe vardı! onu nasıl unuturum “ diye içlendi!

Şimdi size soruyorum dostlar:

Sizin kapınızı çaldığında elinizde ne vardı?

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı