13 Nisan 2026, Pazartesi
07:51
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Müstekbirce sürülen bir hayat… Gücünün her şeye yettiğini zanneden, ama bir zavallı… Geçmişten ders çıkaramayan, geleceği ise hesaba katamayan tam bir cahil… Çok az zaman sonra vücudunun ezişip büzüşeceğini, ayakta zor durup yürüyemeyeceğini bilemeyecek kadar akılsız… Kendine karşı söz söyleyenin ağzını açar açmaz susturacak kadar diktatör… Sayesinde bulunduğu devlet başkanlığı makamının vefa borcunu halkına; onları katlederek, baskı yaparak, işkence ederek, zihinlerini köleleştirip etkisizleştirerek, onlara hayat hakkı ve hareket alanı bırakmayarak yüzsüzce ve bir o kadar da şımarıkça ödeyen zalim bir devlet adamı…

Geçmişinin böyle olduğunu bildiğimiz birisi şimdi cılızlaşıp küçülmüş, ezişi büzülmüş, çaresiz bir vaziyette size gelse ve sizden esenlik ve hoş muamele istese karşılığınız ne olur?..

Bugünde köle İsrailoğolları'nın başında Firavun, kurtulan İsrailoğulları'nın başında Karun, İbrahim’i ve Ashab-ı Uhdud'u ateşe atan Nemrut ve müstekbir kral, emperyal düzene karşı mazlum ve mustazaf halkları savunan, hakkı batıldan ayırıp hak tarafta Muhammed’e karşı amansız bir savaş veren Ebu Cehil ve daha nice emperyal, müstekbir ve sahte ilahlar var…

Bugün bunlar cılız, küçülmüş, ezilip büzülmüş ve çaresiz olarak size gelse ve sizden esenlik ve hoş muamele istese karşılığınız ne olur?..

Olaylara empati kurarak yaklaşalım… Zalimim, öldürüyorum, çevreme kötü davranıyorum, hakkın rahatımı bozacağını bildiğim için batıl taraftarı yani şeytanın taraftarıyım; toplumu, insanları, canlıları ve doğayı ifsat ediyorum… Ve zaman geliyor cılızlaşıyorum, küçülüyorum, ezilip büzülüyorum ve çaresiz kalıyorum… Bu halimle adalet sahibinin yanına gidip ondan esenlik ve hoş muamele istiyorum… Sonuç?

Allah Teâlâ yunus suresi 90-91-92. Ayetlerinde zalimlik sıfatı tarihe altın harflerle kazınmış olan bir zavallının tutarsız davranışını okuyup ibret alalım diye bizlere şöyle anlatıyor:

-Derken İsrailoğulları'nı denizin öte yakasına geçirdik; bunun üzerine Firavun ve ordusu hışımla onların ardına düştü, (denizin dalgaları onları örtüp de Firavun) boğulmak üzereyken: "Elhak, inandım," dedi, "İsrailoğulları'nın inandığı Tanrı'dan başka tanrı yok! Ve ben de artık kendini yürekten O'na teslim eden kimselerdenim!"

-(Ona): "Ancak şimdi mi?" denildi, "Oysa bu güne kadar (Bize) hep başkaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın!"

-(İmdi,) bugün senin sadece bedenini kurtaracağız ki, senden sonra gelecek olanlar için (uyarıcı) bir işaret olsun; çünkü gerçek şu ki, insanların çoğu ayetlerimize karşı umursamazlık gösteriyor!

Seyyid Kutub bu ayetlerin tefsirinde şöyle der:

“Diktatör, zorba, zalim ve mütecaviz, Firavun’un yüzündeki bütün maskeler düştü… İçine girdiği bütün örtüler yok oldu… Kavmine karşı korkunç bir zalim ve güçlü, kuvvetli bir zorba olarak kullandığı çehreler silindi… İşte gördünüz ya cılızlaşmış, küçülmüş ve ezilip büzülmüş halde şimdi çaresiz… İsrailoğulları'nın inandığı tanrıya inanmakla yetinmiyor, bağlılığını daha fazla göstermeye çalışarak ‘artık bende Müslümanlardanım’ diyor.

Şu anda mı? Kaçma imkânının kalmadığı , başka kurtuluş yolunun bulunmadığı zaman mı?.. Şimdi mi, daha önce isyan etmiş , büyüklenmiştin hani, şimdi mi, şuanda mı?..”[1]

Yapılan kötü bir işten dolayı insanların önüne çıkarılmak, bütün maskelerini indirip yaptığı kötülükleri anlatmak…insanın ne kadar da yüzü kızarır, ezilir, büzülür, utanır, sıkılır, yerin dibine geçer, dünya dar gelir, en büyük işkenceden daha da büyük işkence olur…

İşte Allah'ın öç alması böyledir. Hiçbir zekâ ya da güç Allah’ın öç almasından daha sert bir öç alma düşünemez, gerçekleştiremez. Son ana kadar kazanacağını sanıp ancak son anda kaybettiğini anlayınca geri adım atar fakat bir faydası olmayan Firavun misali, âleme ibret olsun diye vücudu sağlam bir şekilde 300 yıldır çürümedi. Bu hadiseden de anlıyoruz ki son anda yapılan tövbenin, atılan geri adımın bir faydası yoktur!

“Cebelein mevkiinde, mumyalanmadığı halde bozulmamış bir ceset bulunmuştur. Britist Museum‘da muhafaza edilen bu cesedin en az 3000 yıllık olduğu tespit edilmiştir.”[2]



[1] Seyyid Kutub, Fî Zılâlil Kur’ân, Yunus Sûresi 90-91-92

[2] DİA, Firavun, XII, s. 120

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı