13 Nisan 2026, Pazartesi
06:23
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Ebu Hureyre Yemen’de yaşayan Ezd kabilesindendir. Amcası Sa’d bin Ebu Zübap, Devs Kabilesinin reisi idi. Yine aynı aileden, dayısı Sa’d bin Süheyb de devrinin tanınmış kahramanlarındandır.

628 yılı başlarında Tufeyl bin Amir ed- Devsî başkanlığında bir kafilede, 70 aile ile birlikte Medine’ye geldi. Medine’ye geldiklerinde Hz. Peygamber ve ashabı Hayber’de Yahudilerle savaş halindeydi. Doğruca Hayber’e giden Ebu Hureyre, son birkaç küçük kalenin alınmasına da iştirak etti. Esasen soylu bir aileden olduğu anlaşılan Ebu Hureyre, Suffa ashabı arasına katıldı. Burada kalanlar Allah Rasülünü hiç terk etmeyip devamlı ilim ve ibadetle vakit geçirirler, geçimlerini ise Rasulullah aleyhisselâm temin ederdi.

Ebu Hureyre bütün dikkatini Rasülullah’a aleyhisselâm çevirdi. Bahreyn valisi Âlâ bin Hadramî’nin müezzini olarak Bahreyn’de kaldığı birkaç ayın dışında Rasulullah’tan hiç ayrılmadı. Üç yılı aşkın bir süre doğrudan Hz. Peygamberden ve ashabın büyüklerinden hadis ezberledi. Hz. Peygamber aleyhi’s- salatü ve’s- selâmın vefatından sonra, hayatını ondan öğrendiği hadislerin neşrine adadı. Hz. Ebu Bekir ra. Ve Hz. Ömer ra. dönemlerinde tekrar Bahreyn’de görevlendirildi. Zühd ve takva içerisinde bir hayat geçirdi. Annesine karşı çok hürmetkar davranırdı. Annesi ölünceye kadar ona hizmet için hac yapmamıştır. Gençliğinde hizmetinde bulunduğu Büsrate bintü Gazvan ile evlendi. (Bu kadın aynı zamanda Hz. Osman’ın ra. baldızıdır. ) Muharrer, Muharriz, Abdurrahman ve Bilal adlarında dört oğlu olduğu bilinmektedir. Tabiînin meşhur imamlarından Said bin Müseyyeb, Ebu Hureyre’nin damadıdır. Said, gerek ilimde gerekse amelde Medine’nin yedi büyük alimlerinden biri sayılırdı.

Ebu Hureyre, Hadis’in yanında Kur’an kıraati konusunda da seçkin bir yere sahipti. Kıraat ilmini Übey bin Ka’b’dan arz yoluyla aldı. On büyük kıraat imamları arasında sayılan Ebu Cafer el- Karî kıraati A’rac ( Abdurrahman bin Hürmüz ) yoluyla Ebu Hureyre’den aldı.[1]

Kendisine müracaat eden insanlara fetva da veren Ebu Hureyre, aynı zamanda ashabın fakihleri arasında sayılırdı.[2]

Kendisinden 800’ü aşkın tabiînin büyük imamları ve otuza yakın sahabe hadis rivayetinde bulundu.  Kütüb-i Sitte yazarlarından meşhur İmam Ahmed bin Hanbel, Müsned’inde Ebu Hureyre’nin bütün rivayetlerini topladı.

58 hicride Medine yakınlarında bulunan Zülhuleyfe’de vefat etti. Cenazesi Abdullah bin Ömer ra. ve Said el- Hudri r.a. tarafından Medine’ye getirilerek Cennet’ül- Baki’de toprağa verildi.

Bir iki hatıra

 

Ebu Hureyre künyesi ile meşhur olmuş, adeta ismi unutulmuştur. Bu yüzden isimi üzerinde ihtilaf edilmiştir.

Künyesi ile ilgili olarak anlattığı olay: Küçüklüğünde ailesi için koyun otlatırdı. Burada bulduğu bir kedi yavrusu ile gündüzleri oynar, gece karardığında ise onu bir ağaç kovuğuna saklardı. Sabahleyin tekrar alır oyununa devam ederdi.[3] Bu rivayetlerden Ebu Hureyre lakabını daha çocukluğunda aldığı, Rasulullah’ın da bu isimden hoşlanarak onu benimsediği anlaşılmaktadır.

Ebu Hureyre’nin İslâmiyet’ten önceki hayatı ile ilgili pek fazla bir şey bilinmemektedir. Kendi anlattıklarından Yemen’de doğduğu, orada büyüdüğü, ailesi için koyun güdüp, onlara hizmet ettiği bilinmekte ve kendi emsali gibi kabile ve çöl hayatında halis bir Arap genci olarak yetiştiği anlaşılmaktadır. Babasını küçük yaşta kaybettiği için yetim olarak büyümüş, hayatın bütün zorluklarına katlanmıştır. Nihayet Allah u Taala bütün hayırları içinde toplayan İslâmiyet nimetini ihsan edince bütün hayatı değişmiştir.

Müslüman olduktan sonra sık sık eski günlerini anar İslâmiyet’le ne kadar büyük nimetlere nail olduğunu sayar şükrederdi. Bunlardan birinde şöyle der: "Yetim olarak büyüdüm, fakir olarak hicret ettim. Karnımı doyurma ve ( yolculuk ) sırasında bazan binerek ayağımı dinlendirme nöbeti karşılığında İbnetu Gazvân'a işçi oldum. Konakladıkları vakit onlara odun topluyordum. Bindikleri zaman da develerini yürütmek için ezgi söylerdim. İslâm dinini bir nizam, Ebu Hureyre'yi de imam ( idareci ) kılan Allah'a hamdolsun."[4]

Abdurrahman bin Lübeyne dedi: Ebu Hureyre’yi gördüm. Esmer bir insandı, iki omuzu arası geniş ve seyrek dişliydi. İki saç örgüsü vardı[5].

Muhammed İbn- i Sirin- Ebu Hureyre’nin yumuşak beyaz tenli ve kırmızı sakallı olduğunu söylemiştir. O kendisi de kına kullanırdı. Bir gün sakalını avuçladı. İşte benim kınam, Ebu Hureyre’nin kınası gibi, işte sakalım, onun sakalı gibi, saçım onun saçı, elbisem onun elbisesi gibi dedi. Üzerinde hafif kırmızı ile boyanmış iki keten elbise vardı.[6]

Sakalı esasen sarı idi. Saçlarını örerdi.

Ayakta nalin giyinmeyi, gömlek üzerine peştamal sarınmayı hoş karşılamazdı.

Siyah sarık sarınırdı. Ketenden yapılmış elbise giyerdi. Ridasını omuzu üzerine alır, öylece dışarı çıkardı.[7]

 Kurre ibn- i Halid bir defasında Muhammed İbn- i Sirin’e sordu:

 - Ebu Hureyre haşin birisi miydi?

- Hayır yumuşak huylu biriydi.

- Rengi nasıldı?

- Beyaz

- Kına kullanır mıydı?

- Evet gördüğün gibi bak Muhammed - kendisi- elinden sakalına kadar nasıl da kınalanmıştır.

 - Elbisesi nasıldı?

- Gördüğün gibi. –Muhammed’in üzerinde iki parça ketenden dokunmuş elbise vardı.[8]

 Bir gün ketenden bir beze burnunu sildi. İşe bak! Ebu Hureyre keten beze burnunu siliyor acaip dedi.[9] Bu hareketiyle fakirlik içinde geçen günlerin ardından kavuştuğu nimetlere işaret ediyordu.

Habbab bin Urve anlattı: Ebu Hureyre’yi siyah bir sarıkla gördüm. [10]

 Ebu Bekir Bin Ebu Davud anlattı: Sicistan’da Ebu Hureyre’nin hadislerini yazıyordum. Onu rüyamda gördüm. Gür sakallı ve esmerdi. Üzerinde kaba bir elbise vardı.

 Ona, seni seviyorum dedim. Bana, “dünyada ilk hadis ehli benim” dedi.[11]

 

 



[1] Üsüdül Gâbe fi Marifeti’s-Sahabe, İzzettin İbnü’l-Esir el- Cezerî ( öl. 630 ), Kahire 1286, 1/ 370, 381

[2] Takiyyüddin es-Subhî onun fetvalarını Fetavay-ı Ebu Hureyre adı ile kitap haline getirmiştir.

[3] Ebu Hureyre Raviyetü’l- İslâm, Muhammed Accac el-Hatib, Kahire 1987, s. 83

[4] Kütüb-i Sitte Tercümesi, Mürşid, nr. 6714

[5] Zehebî, Siyer.., s. 2/588

[6] Tabakât-ı İbn-i Sad, 4/335

[7]Tabakât-ı İbn-i Sad, 4/333

[8] Tabakât-ı İbn-i Sad, 4/334

[9] Tabakât-ı İbn-i Sad, 4/334

[10] Tabakât-ı İbn-i Sad, 4/333

[11] Zehebî, Siyer..., 2/627

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı