Paris saldırısı dünyayı terör konusunda suçüstü yakalarken, ikiyüzlüleri açığa çıkarırken, İslam dünyasındaki yüz binlerce kurban için parmağını kımıldatmayanların terör konusunda yapmacık tavırları dünyayı rehin alırken Türkiye yine meselenin esasından kaçmayı, işi sulandırmayı, bu mesele üzerinden bile kişisel hesaplaşma çıkarmayı becerebildi!
Hiçbir meseleyi esaslı, derinden sorgulamayı beceremeyen, sorumsuz ve sığ Türk medyasından; Paris saldırılarından hareketle son yirmi yıldır merkezinde bulunduğu coğrafyadaki büyük kıyımları, bu kıyımlarda o ülkelerin rollerini sorgulamasını beklemek elbette mümkün olmayacaktı.
Ama yine de insan, “bu bir fırsat, birkaç söz söylensin” beklentisi içine giriyor. Paris’teki saldırıları kınarken, “Suriye’de öldürülen üç yüz bin insan için de bir şeyler söylensin, Lübnan’da donan mülteci çocuklar için de bir şey söylensin, işkence için Cenevre Sözleşmesi’ni bile askıya alanlar hakkında bir şeyler söylensin, Mısır’da sadece demokrasi dedikleri için öldürülen beş bin insan için de bir şeyler söylensin” istiyor.