13 Nisan 2026, Pazartesi
04:40
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Bir ara, bir cemaatin, ANAP’ın liberal çizgideki genel başkanının Antalya mitingini kalabalıklaştırmak için otobüslerle taa Trakya’dan çoğu başörtülü kadın olmak üzere topluluklar taşımasını eleştirmiştim. Eleştirimin özü şu soruda somutlaşmaktaydı: Bir liberal siyasetçiyi alkışlatmak Cemaat misyonu olabilir mi? 

Bugün bir başka Camia’nın, “Tayyip Erdoğan düşmanlığı”ndan yola çıkıp, bağlılarını, “Türkiye düşmanlığı” diye nitelenebilecek bir alana sürüklemesine tanıklık etmekteyiz.

Camianın bağlıları o alana taşınabilir mi taşınamaz mı ayrı konu. Belki de bu hadise “Biz nereye savruluyoruz?” gibi ciddi bir bağlılık sorgulamasına yol açacak ve saflarda çözülmeler gerçekleşecek. Bu tür itirazların da pek çok örneği bulunduğunu biliyorum.

Ama Gülen camiasının gerek medya dilinin gerekse uluslararası plandaki örgüt mensuplarının Tayyip Erdoğan düşmanlığını Türkiye karşıtlığı halinde ete kemiğe büründürme noktasında son derece fütursuzca hareket ettiği, kıyıcı bir lobi çalışması yaptığı muhakkaktır.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun hadiseyi bir tür “diaspora” olarak nitelemesi boşuna değildir. Amerika’da, Avrupa’da, Afrika’da ve İslam ülkelerinde, her birinde ayrı temalar üzerinden yürüyen bir diaspora çalışması var.

Türkiye’yi, Tayyip Erdoğan’ı ve Ahmet Davutoğlu’nu İsrail’in-Benyamin Netanyahu’nun yanına koymaya varıncaya kadar insaf ve iz’an çizgisinden çıkmış bir diaspora çalışması bu. Hoş, onların İsrail’i ve Netanyahu’yu, Türkiye ve Erdoğan’ı suçladıkları kadar suçlayabilecekleri de pek ihtimal içinde görülmüyor ya. 

 YAZININ  TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı